" />

Hâlâ Şapkamızı Önümüze Koyup Düşünme Vakti Gelmedi mi?

Hâlâ Şapkamızı Önümüze Koyup Düşünme Vakti Gelmedi mi?

ABONE OL
Nisan 16, 2026 14:41
Hâlâ Şapkamızı Önümüze Koyup Düşünme Vakti Gelmedi mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü

Hâlâ Şapkamızı Önümüze Koyup Düşünme Vakti Gelmedi mi?

Henüz Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden gelen silah seslerinin yankısı dinmemişken, dün Kahramanmaraş’tan gelen haberle adeta nefesimiz kesildi. Önce Siverek’te bir lisede 16 yaralı, ardından Maraş’ta bir ortaokulda 9 can kaybı… Okul koridorlarından yükselen neşe seslerinin yerini barut kokusu ve feryatların aldığı, Türkiye tarihine “Okul Saldırıları Haftası” olarak geçecek kapkara bir dönemden geçiyoruz.Adeta, Sınıflara Sızan Namlu ve Geleceğin Çığlığı diyebiliriz.

Siverek’ten Maraş’a Bir Şiddet Zinciri

14 Nisan sabahı Şanlıurfa Siverek’te başlayan dehşet, eski bir öğrencinin okula pompalı tüfekle girmesiyle patlak verdi. Aralarında öğretmenlerin, öğrencilerin ve hatta bir polis memurunun da bulunduğu 16 kişi yaralandı. Şans eseri orada can kaybı yaşanmadı ancak saldırganın intiharıyla sonuçlanan o kaos, aslında bir sonraki büyük fırtınanın habercisiydi.

Hemen bir gün sonra, 15 Nisan’da Kahramanmaraş Oniki şubat’taki Ayşe Çalık Ortaokulu’nda yaşananlar ise kelimelerin bittiği yerdi. Henüz 8. sınıf öğrencisi olan 14 yaşındaki bir çocuk, çantasında 5 silah ve 7 şarjörle okula girerek sınıfları taradı. Sonuç; biri öğretmen, sekizi çocuk 9 fidanımız toprağa düştü. Saldırganın, bir emniyet görevlisinin oğlu olması ve bu silahlara evden erişebilmesi, “bireysel silahlanma” ve “aile içi denetim” konularında ne kadar derin bir uçurumun kenarında olduğumuzu bir kez daha gösterdi.

Çocuklar Neden Namluya Sarılıyor?

Şimdi hepimiz aynı soruyu soruyoruz: Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Televizyonlardaki diziler tekrardan gözden geçirilmelidir. Hangi kanalı açsanız bırakın o masum yavruların televizyon izlemelerini, yetişkin insanlar dahi izlerken tedirgin oluyor. İkincisi cep telefonlarını ilkokul, orta

Okul çocuklarının ellerine vermemeliyiz. Bunları sıralarken de düşünüyorum, Bir çocuğu, bir genci kendi sırasına, kendi öğretmenine ateş açacak kadar ne zehirleyebilir? Diye. Bu olaylar sadece “güvenlik zafiyeti” ile açıklanamayacak kadar karmaşık bir sosyopsikolojik yıkımın işaretidir. Dediğim gibi yukarda sıraladığım evimizin içerisindeki sessiz ama kendi ellerimizle seslerini açıp dikkatle izlediğimiz baş düşmanlardan çocuklarımızı arındırmalıyız.
Adına sanal dünya dediğimiz Dijital dünyadaki kontrolsüz şiddet içerikleri ve “tek başına dünyayı dize getirme” fantezileriyle beslenen zihinler, gerçek hayattaki sorunlarını da namlunun ucunda çözmeye çalışıyor.

Bireysel Silahlanma Dehşeti: Evlerde çocukların erişebileceği yerlerde duran, ruhsatlı ya da ruhsatsız silahlar birer saatli bombadır. Maraş’taki facia, bu bombaların pimi çekildiğinde kimleri yakabileceğini en acı haliyle kanıtladı.

Okulların Güvenlik Duvarı: Okullarımız sadece birer bina değil; çocukların kendilerini dünyadan korunaklı hissettikleri kaleler olmalıdır. O kapılardan silahların geçebilmesi, sadece fiziksel değil, sistemsel bir güvenlik açığının da resmidir.

Bunun adına Artık “Münferit” Diyemeyiz

Bakanlık yetkilileri, ildeki Milli eğitim yetkilileri, ilçedeki Milli eğitim yetkilileri ve okul yetkilileri Bu iki olay üst üste geldiğinde, bunu “münferit bir vaka” olarak görüp geçiştirme lüksümüz kalmamıştır. Sizlerin yerinde olsam şapkamı çıkartır masanın üzerine koyarım ve çenemi iki elimin arasına koyup düşünürüm(,NERDE YANLIŞ YAPIYORUZ) diye.

Unutmayın ki, Bir toplum, çocuklarını okulda koruyamıyorsa, o toplumun yarınları yaralı demektir. Eğitimcilerin can güvenliği kalmadıysa, öğrencilerin gözlerinde öğrenme hevesi yerine korku varsa, dediğim gibi hepimizin şapkamızı önümüze koyup düşünme vaktidir.
Urfa’da ve Maraş’ta kaybettiğimiz canlara Allah’tan rahmet, yaralı yavrularımıza ve öğretmenlerimize acil şifalar diliyorum. Ama sadece başsağlığı dilemek yetmez; bir daha hiçbir okul çantasından kitap yerine mermi çıkmaması için radikal kararların, sıkı denetimlerin ve en önemlisi sevgi temelli bir rehabilitasyonun vaktidir.

Çünkü bir okulun kapısında “Ambulans bekliyoruz” cümlesi, bir ülkenin kurabileceği en ağır cümledir.

Koltuk korumakla, eğitim olmuyor, koltuk korumakla orman, sınır, elleri öpülesi öğretmenler, öğrenciler korunmuyor.

Saygıyı hak edenleri en içten kemali duygularımla selamlıyorum.

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.