İslam inancında Hz. Nuh, insanlığın ikinci atası olarak kabul edilir. Âl-i İmrân ve Nisâ surelerinde belirtildiği üzere, Allah onu alemlere üstün kılmış ve kendisine ilahi vahiy indirilmiştir.
A’râf ve Hûd surelerindeki ayetler, Hz. Nuh’un tebliğ metodunu açıkça gösterir.
Hz. Nuh, kavmini yalnızca tek olan Allah’a kulluk etmeye çağırmıştır. Bu tebliğ karşılığında herhangi bir maddi karşılık veya mal talep etmemiştir. Ancak onları büyük bir günün azabına karşı samimiyetle uyarmıştır.
Hz. Nuh’un çağrısına karşı kavminin önde gelenleri büyük bir direnç göstermiştir.
Bu kişiler, Hz. Nuh’u “açık bir sapıklık içinde” olmakla suçlamışlardır. Ayrıca ona uyan fakir insanları “aşağılık kimseler” diyerek hor görmüşlerdir.
Hz. Nuh ise iman eden insanları asla yanından kovmayacağını net bir dille ifade etmiştir.
Hz. Nuh, peygamberlerin insanları zorla inandıramayacağını vurgulamıştır.
İnsanlar kör kalmayı tercih ettiklerinde, kimsenin zorla imana sevk edilemeyeceğini belirtmiştir. Sonuç olarak hakikati reddeden ve mucizelere rağmen direnen kavim, su boğulmasıyla ilahi cezaya çarptırılmıştır.
Tevazu ve İman: İmanın ölçüsü makam veya zenginlik değil, kalp samimiyetidir.
Sabır ve Kararlılık: Zorluklar karşısında hakikati savunmaktan vazgeçmemek gerekir.
Baskıdan Uzak Duran Tebliğ: Din inancı, samimiyet ve özgür iradeye dayanır.