Günümüzde modern bilimin ortaya koyduğu pek coğrafi gerçek, yüzyıllar öncesinden Kur’an-ı Kerim ayetlerinde bizlere sunulmuştur. Bu hayranlık uyandırıcı paralelliklerden biri de petrolün oluşumu ve yeryüzüne çıkış aşamalarıdır.
Özellikle A’la Suresi’nin ilk ayetlerinde kullanılan kelimeler derinlemesine incelendiğinde, petrolün milyonlarca yıllık oluşum serüveniyle olan muazzam uyumu net olarak gözler önüne serilmektedir.
“Rabbinin yüce ismini tesbih et, ki O, yarattı, ‘bir düzen içinde biçim verdi’, takdir etti, böylece yol gösterdi, ‘yemyeşil-otlağı’ çıkardı. Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu.” (A’la Suresi, 1-5)
İlk olarak, bilindiği gibi petrol denizlerdeki bitki ve hayvan kalıntılarının çürümesiyle meydana gelir. Bu kalıntılar deniz yatağında milyonlarca yıl boyunca biriktikten sonra, geriye yalnızca yağlı maddeler kalır.
Daha sonra, çamur ve büyük kaya katmanları altında kalarak yüksek basınç ile ısıya maruz kalan bu yağlı maddeler, zamanla petrol ve doğal gaza dönüşür.
Nitekim, yerkabuğundaki hareketlenmeler sonucunda bu petrol içeren kayalar binlerce metre derine gömülür. Sonuç olarak oluşan petrol, bazen kaya tabakalarındaki gözeneklerden sızarak kilometrelerce derinden yüzeye çıkar. Burada buharlaşarak geriye koyu renkli zift birikintileri bırakır.
A’la Suresi’nin ilk beş ayetinde dikkat çeken üç temel husus, petrolün oluşum aşamalarıyla son derece büyük bir paralellik içindedir:
Ayette geçen ve otlak, kır, çayır anlamlarına gelen “elmer’a” ifadesi, petrolün hammaddesini oluşturan bitkisel ve organik kökenli maddelere işaret etmektedir. Çünkü petrolün başlangıç noktası, yeryüzündeki bu canlı bitki örtüsüdür.
Ayetteki ikinci dikkat çekici kelime ise siyaha çalan yeşil, yeşile çalan siyah veya esmer renkleri tarif etmek için kullanılan “ahva” kelimesidir. Bu kelime, yer altında biriken bitki atıklarının zaman içinde kömürleşerek ve sıvılaşarak siyaha dönüşme sürecini kusursuz şekilde tasvir eder.
Bu iki ifade, üçüncü bir kelime olan “gusaen” ile güçlü şekilde desteklenmektedir. Kimi meallerde çer-çöp veya süprüntü olarak çevrilen bu kelime, sel suyunun çöpleri birbirine katarak sürükleyip getirdiği köpüklü karışım anlamına gelir.
Ayrıca içerdiği “kusma, istifrağ etme” anlamından ötürü, kimi kaynaklarda “sel kusuğu” olarak tercüme edilir. Bu durum, yeraltında sıkışan petrolün yerkabuğundaki çatlaklardan köpüklü, siyah ve akışkan bir şekilde yeryüzüne fışkırmasını mucizevi bir şekilde tarif etmektedir.
Görüldüğü gibi ayette geçen, bitkinin kara ve akışkan bir sıvıya dönüşme süreci, petrolün oluşumu ile tamamen örtüşmektedir.
Sonuç olarak, petrolün oluşumu hakkında hiçbir bilgiye sahip olunmadığı bir dönemde, böylesine uzun yılları kapsayan bir oluşumun kelime kelime tarif edilmesi, kuşkusuz Kur’an’ın Allah’ın vahyi olduğunun bir başka büyük delilidir.