SELMA ERDAL
“Sıra var” diyor patron.
Gerçekte işçiye değil, yerine geçecek işsizlere sesleniyor
“Beğenmiyorsan git, dışarıda senin yerini bekleyen onlarca işsiz var.”
Bu sözler; işçinin göğsüne doğrultulmuş namludur.
Bu tehdide karşı sendika ne yapsın?
Gerçek ortamda sendika varsa “temsilciyi işten attırıyorlar”,
Dijital ortamda sendika varsa “hesabını kapatıyorlar.”
Çünkü bugün işverenin koruması kolluk kuvveti değil, işsizlik korkusudur. Bugün işçi kıyımı, algoritmik sessizlikle yapılır.
İşçiler bir Discord kanalında, Zoom toplantısında ya da Slack grubunda bir araya geldi.
Peki ya sonra?
Egemen güçler; bu yapıyı “örgütlenme değil, yasa dışı yapı” diye etiketledi.
Çünkü; Prekarya yalnızdır. Prekarya borçludur. Prekarya kirada, kredi kartı limitinde, takiptedir. Prekarya bireysel başarıya odaklıdır. Prekaryanın; yoldaşı değil, rakibi vardır.
Bugünün işçisi, “sınıf bilinci” değil, “kişisel markası” için savaşım verir. Çünkü en başından beri küreselleşme kuramı ona toplumcu değil, bireyci olması gerektiğini söylemiştir.
Sendika olsa ne olur, olmasa ne olur?
Eğer işçi tek başına kalmaya tutsak edilmişse… Eğer sendika işverenin danışmanı gibi davranıyorsa… Eğer kolektif hak bir “talep” değil “lütuf” gibi sunuluyorsa…
“Ben neden bu kadar sessizim?”Selma Erdal; Didim, 16 Kasım 2025