İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
Merhaba sevgili okurlar,
Bugün CHP’de yaşanan son gelişmeleri, İstanbul İl Yönetimi’nin mahkeme kararıyla görevden alınmasını, Gürsel Tekin’in sürpriz dönüşünü ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası geri dönüş sinyallerini ele alacağız. Bu yazı, sadece bir siyasi analiz değil; aynı zamanda bir vicdan muhasebesi, bir demokrasi çağrısıdır.
8 Ekim 2023’te yapılan CHP İstanbul İl Kongresi, usulsüzlük iddialarıyla mahkeme tarafından iptal edildi. Delegelere para, tablet, iş vaadi gibi menfaatler karşılığında oy kullandırıldığına dair ses kayıtları ve belgeler soruşturma dosyasına girdi. Mahkeme, Özgür Çelik ve yönetimini görevden aldı; yerine Gürsel Tekin ve dört eski ilçe başkanından oluşan geçici bir kurul atandı1.
Bu karar, sadece bir il yönetiminin değişimi değil; CHP’nin kurultay sürecini ve genel başkanlık dengelerini de kökten etkileyebilecek bir dönüm noktasıdır.

CHP’ye kayyum atanması, ilk kez bir muhalefet partisinin iç işleyişine yargı eliyle müdahale edilmesi anlamına geliyor. Hukuki gerekçeler güçlü görünse de, siyasi etkileri daha derin: Delegelerin iradesi tartışmalı hale geliyor, kurultay kararları iptal edilebilir, hatta genel başkanlık değişimi bile gündeme gelebilir4.
Bu noktada sorulması gereken şu: Yargı, gerçekten adaleti mi sağlıyor, yoksa siyasetin alanına mı giriyor? CHP’nin kendi iç hukukunu işletmesi mi gerekir, yoksa dış müdahalelerle mi şekillenmeli?
Gürsel Tekin, 2024’te CHP’den istifa etmişti. Gerekçesi netti: “Parti içi hemşehricilik, gruplaşma, liyakatsizlik, ahbap-çavuş ilişkileri”6. “Geri dönüş yok” demişti. Ancak bugün, mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı’na geçici olarak atandı.
Bu dönüş, bir çelişki mi, yoksa bir görev çağrısı mı? Tekin’in “CHP’yi CHP’liler yönetecek” sözü, belki de bu sorunun cevabını veriyor. İdeallere dönüş için bir fırsat mı, yoksa eski yapının yeniden tahkim edilmesi mi?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun adı yeniden gündemde. Kurultay iptal edilirse “Parti yönetilmek zorunda, kaçmak olmaz” dediği iddia ediliyor. Kılıçdaroğlu bu iddiaları yalanlasa da, “delegeler isterse neden olmasın” diyerek kapıyı açık bırakıyor9.
Bu gelişmeler, Özgür Özel’in koltuğunu sallıyor mu? CHP’de yeniden Kılıçdaroğlu dönemi mi başlıyor? Yoksa bu sadece bir geçici türbülans mı?
CHP, tarihinin en kritik eşiklerinden birinde. Bu süreç, sadece bir kadro değişimi değil; partinin demokrasiyle, adaletle, halkla kurduğu bağın sınavıdır.
Mahkeme kararları, adaletin değil siyasetin aracı olmamalı.
Kayyumlar, partinin iç hukukunu bypass etmemeli.
Gürsel Tekin gibi isimler, dönüşlerini halkın vicdanına borçlu olmalı.
Kılıçdaroğlu’nun olası dönüşü, geçmişin değil geleceğin teminatı olmalı.
CHP, adliye koridorlarında değil; halk meydanlarında, köy kahvelerinde, gençlerin umutlarında yeniden doğmalı.