بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm Allah’ın Adıyla
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ
De ki: İnsanların Rabbine sığınırım,
مَلِكِ النَّاسِ
İnsanların yegâne Hükümdarına,
إِلَهِ النَّاسِ
İnsanların İlâhına,
مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ
O sinsi şeytanın şerrinden,
اَلَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ
O ki insanların kalplerine vesvese verir,
مِنَ الجِنَّةِ وَ النَّاسِ
O şeytan cinlerden de olur, insanlardan da olur.
Mekke veya Medine döneminde nâzil olan Nâs Sûresi, 6 âyettir. Adını âyet sonlarında tekrarlanan ve “insanlar” anlamına gelen nâs kelimesinden alır. Felâk Sûresi ile birlikte “Muavvizeteyn” (kendisiyle Allah’a sığınılan iki koruyucu sûre) olarak adlandırılır. Kur’an-ı Kerim’in 114. ve son sûresidir.
Allah’ın Üç Yüce Sıfatı: Sûrede sığınılan Yüce Allah’ın üç temel sıfatı zikredilir: Rabbü’n-Nâs (insanları terbiye eden ve yetiştiren), Melikü’n-Nâs (insanların gerçek mutlak hükümdarı) ve İlâhü’n-Nâs (ibadete layık tek mabut). İnsanların şerefini ve değerini vurgulamak için “nâs” kelimesi zamir yerine açıkça tekrar edilmiştir.
Sinsi Vesveseci (Vesvâsi’l-Hannâs): “Vesvâs”, peş peşe ve sürekli biçimde gizli fikir telkin eden; “Hannâs” ise pusuda bekleyen, başaramayınca geri çekilip ilk fırsatta tekrar sinsice saldıran demektir. Kalbe sokulan ilk kötü düşünce (vesvese) engellenmezse niyet, irade ve nihayetinde şer amele dönüşür.
Görünür ve Görünmez Şeytanlar: Altıncı âyette belirtildiği üzere vesvese kaynağı yalnızca görünmeyen cinlerden değil, aynı zamanda insanı kötülüğe kışkırtan, dedikodu yapan ve hakkı batıl gösteren insan şeytanlarından da olabilir. İnsan şeytanları kötülüğü süsleyerek sunduğu için çoğu zaman daha tehlikelidir.
Kur’an’ın Başı ve Sonu Arasındaki Muazzam Uyum: Kur’an-ı Kerim Fâtiha Sûresi ile açılır; kul “Bize doğru yolu göster” diye dua eder. Allah ise rehber olarak Kur’an’ı sunar. Kur’an’ın son sûresi olan Nâs ile bitiş yapılırken kul, bu doğru yoldan kendisini alıkoymaya çalışan her türlü sinsi şerden Allah’ın rububiyetine, melikliğine ve ilahlığına sığınır.
Edebi ve Ses Mucizesi: Sûrenin sonundaki “s” (س) harflerinin tekrarlanan fonetik yapısı, adeta bir fısıltı ve sinsi telkin sesini çağrıştırarak anlam ile ses uyumunun muazzam bir örneğini sergiler.