بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm Allah’ın Adıyla
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ
De ki: Sabahın Rabbine sığınırım,
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ
Yarattığı şeylerin şerrinden,
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ
Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
Düğümlere üfleyenlerin (büyücülerin) şerrinden,
وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
Mekke veya Medine döneminde nâzil olan Felak Sûresi, 5 âyettir. Adını ilk âyetinde geçen ve “yarmak, sabah vakti, tan yeri” anlamlarına gelen felak kelimesinden alır. Kur’an-ı Kerim’in 113. sûresidir. Nâs Sûresi ile birlikte “Muavvizeteyn” (kendisiyle Allah’a sığınılan iki koruyucu sûre) olarak adlandırılır. Sûre, dış dünyadan, karanlıktan, gizli odaklardan ve insanların ruhsal kötülüklerinden Allah’ın koruyuculuğuna ve terbiyesine (Rabb sıfatına) nasıl sığınılacağını öğretir.
Sabahın Rabbine Sığınmak (Rabbü’l-Felak): “Felak”, karanlığın yarılıp sabahın aydınlığa kavuşması demektir. Ayrıca toprağı yararak çıkan bitkiler, çekirdekten filizlenen canlılar ve rahimden doğan varlıklar da bu kapsama girer. Gece karanlığından sonra aydınlığı getiren Allah’a sığınmak; her türlü darlık, sıkıntı ve tehlikeden sonra ferahlığın ve selametin geleceğine işaret eder.
Mahlukatın Şerrinden Korunma: Sûre, Allah’ın yarattığı görünür görünmez, maddi ve manevi tüm varlıkların (insan, cin, haşere, mikroplar, nefis ve günahlar) muhtemel kötülüklerine karşı ilahi korumayı talep etmeyi öğretir.
Karanlığın Çökmesi (Ğâsıkın İzâ Vekab): Suçların, kötülüklerin, eziyet veren canlıların ve gizli tehlikelerin çoğunlukla gece karanlığında ortaya çıkması sebebiyle; etrafı şer kaplamadan önce karanlığı aydınlığa çeviren Yüce Allah’a sığınmanın önemi vurgulanır.
Düğümlere Üfleyenler (Neffâsâti Fi’l-Ukad): İnsanların iradelerini, inançlarını ve zihinlerini çelmeye çalışan; gizli kapaklı yollarla, büyü ve fesatla toplumun ve bireylerin huzurunu bozmak isteyen düğümcü/üfürükçü şirret odakların veya kötü niyetli kimselerin şerrine dikkat çekilir.
Hasetçinin Kıskançlığı (Hâsidin İzâ Hased): Haset, bir başkasındaki nimetin veya üstünlüğün yok olmasını istemektir. Sûrenin sonunda özellikle hasetçinin şerrine yer verilmesi, kıskançlığın ve çekememezliğin ne kadar büyük bir ruhsal maraz ve yıkıcı bir kötülük olduğunu gösterir. (Gökte İblis’in Hz. Âdem’e, yeryüzünde Kâbil’in Hâbil’e yönelik ilk günahı hasetten doğmuştur.)