Ayetler, dünya nimetlerine aldanan insan tipi ile hakikati kavrayan mümin arasındaki farkı etkileyici örneklerle açıklar.
Kehf Suresi 33-46. ayetler arasında anlatılan iki bağ sahibi kıssası, servetin insanı nasıl kör edebileceğini gösterir.
Bağlarına güvenip kibirlenen adam, ahireti ve Allah’ın kudretini yok saymıştır. Ancak tüm serveti bir afetle yok olunca pişmanlık duymuştur. Bu kıssa, mal ve evlatların geçici birer ziynet olduğunu açıkça ortaya koyar.
Dünya hayatı, gökten yağan yağmurla yeşerip sonra kuruyan bitkilere benzetilir.
İnsanoğluna tanınan süre geçicidir. Mühlet dolduğunda herkes amel kitabıyla baş başa kalacak, hiçbir küçük veya büyük günah gizli kalmayacaktır.
Ayetlerin devamında Hz. Musa’nın, ilahi ilme sahip kılınan bir kul (Hz. Hızır) ile gerçekleştirdiği yolculuk anlatılır.
Bu kıssa, insanın sınırlı aklıyla ilahi hikmetleri hemen kavrayamayacağını simgeler. Sabır ve teslimiyetin önemini gösteren derin dersler barındırır.
Şükür ve Tevazu: Sahip olunan imkanları kendinden bilmemek ve şükretmek gerekir.
Geçici Dünya Hayatı: Baki kalan tek şey, Allah katındaki salih amellerdir.
İlahî Hikmete Teslimiyet: Görünürdeki olayların arkasındaki gizli hikmetlere sabırla yaklaşılmalıdır.