Hz. Zekeriya (a.s.), Kur’an-ı Kerim’de samimiyeti, sabrı ve içten duasıyla bizlere en güzel örneklerden biri olarak anlatılır. Yaşlılığın getirdiği bedensel zayıflığa ve eşinin kısır olmasına rağmen, Allah’ın rahmetinden ve mucizelerinden asla ümidini kesmemiştir.
Meryem Suresi ve Enbiya Suresi’nde detaylarıyla aktarılan bu ilahi kıssa; samimi duanın gücünü, imtiyazlı bir nesil yetiştirme arzusunu ve Rabbin sonsuz merhametini gözler önüne sermektedir.
Hz. Zekeriya, Rabbine derinden gelen, sessiz ve içten bir sesle yalvarmıştır. Meryem Suresi’nin ilk ayetlerinde bu durum şöyle ifade edilir:
“Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. O şöyle demişti: ‘Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda hiç mahrum olmadım.'” (Meryem Suresi, 1-4)
Bu niyaz, insanın çaresizliğini tam bir teslimiyetle Allah’a arz etmesinin en güzel sembolüdür. Hz. Zekeriya, geçmişte yaptığı duaların hiç karşılıksız kalmadığını hatırlayarak umudunu taze tutmuştur.
Hz. Zekeriya’nın çocuk istemesindeki temel gaye, dünyevi bir hırs değil; dinin, ilmin ve Yakub hanedanının manevi mirasının devam etmesidir. Yaşlılık ve eşinin kısırlığı gibi insani engeller karşısında dualarını sürdürmüştür:
“‘Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarımın isyankâr olmalarından korkuyorum. Karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!'” (Meryem Suresi, 5-6)
Hz. Zekeriya’nın bu samimi niyazına Enbiya Suresi’nde de dikkat çekilir:
“Zekeriya’yı da hatırla. Hani o, Rabbine, ‘Rabbim! Beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın’ diye dua etmişti.” (Enbiya Suresi, 89)
Allah, Zekeriya Peygamber’in duasını kabul etmiş ve daha önce kimseye verilmemiş bir isimle müjdelenen Hz. Yahya’yı ona ihsan etmiştir:
“(Allah şöyle dedi:) ‘Ey Zekeriya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.’ Zekeriya, ‘Rabbim! Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?’ dedi.” (Meryem Suresi, 7-8)
Allah-u Teâlâ, eşini doğum yapmaya elverişli hale getirmiş ve imkansız gibi görünen durumu ilahi bir mucizeyle sonuçlandırmıştır:
“Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisine Yahya’yı bağışladık. Eşini de kendisi için elverişli kıldık. Onlar gerçekten hayır işlerinde yarışırlar, rahmetimizi umarak ve azabımızdan korkarak bize dua ederlerdi. Onlar bize derin saygı duyan kimselerdi.” (Enbiya Suresi, 90)
Ümitsizliğe Yer Yoktur: Yaş veya fiziksel engeller ne olursa olsun, Allah’ın rahmetinden ve gücünden ümit kesilmez.
Dualarda Samimiyet ve Gizlilik: Kalpten ve samimi yapılan sessiz dualar, Rab katında müstecap olur.
Hayırlı Nesil İstemi: Çocuk duası yaparken, salih, ahlaklı ve Allah’ın rızasını kazanmış bir nesil niyaz edilmelidir.