" />
“Gençler iş beğenmiyor” mu?

“Gençler iş beğenmiyor” mu?

ABONE OL
Ekim 11, 2026 07:07
“Gençler iş beğenmiyor” mu?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

OKTAY EROL

“Gençler iş beğenmiyor” mu?

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, “memlekette fabrika çok, gençler isterlerse buralarda iş var” sözünü duyunca insanın aklına ister istemez sorular geliyor: Nereden söz ediyoruz? Hangi fabrikalardan? Hangi işlerden? En önemlisi, hangi gençlerden? Soruna yalnızca “iş var mı, yok mu” sorusuyla bakarsak, Türkiye’nin asıl sorununu yine askıya alırız. Bugün 20’li, 30’lu yaşlarında olan gençler, bu ülkenin son çeyrek yüzyılında yetişti. Başka bir eğitim sistemi görmediler. Başka bir ekonomik düzen tanımadılar. Başka bir yönetim anlayışıyla büyümediler.

Sormak gerekmez mi? Bu gençleri kim yetiştirdi? Bu eğitim sistemini kim kurdu? “Müfredatları” kim değiştirdi? Sınav sistemlerini kim altüst etti? “Liyakat” olgusunu toplumun yüzünde kim eskitti? Gençleri yıllarca “iyi bir okul kazan, üniversiteyi bitir, sonra işini bulursun” diye yetiştirip, bugün diplomalı işsizlerle dolu bir düzen ortaya çıkaran kim? Şimdi bütün bunların sonunda dönüp gençlere “iş beğenmiyorsunuz” demek sorumsuzluk değil mi?

***

Toplumun geniş katmanındaki gençler yaşamlarını nasıl sürdürüyor, nasıl bir iş arıyor? Neden seçici olduğuna ilişkin “iktidarın” herhangi bir araştırması, çabası, uğraşı var mı? Şu soruların gençlerin belleğini kemirdiğini düşündüler mi acaba: “Bu işte ne kadar çalışacağım?” “Sigortam düzenli yatacak mı?” “Fazla mesaim ödenecek mi?” “Yarın işten çıkarılırsam ne olacak?” “Bu ücretle ev tutabilecek miyim?” “Bu iş bana bir gelecek sağlayacak mı?” Bu soruları yanıtlanmayan gençlerin ne düşündüklerini bilmeden, adına “iş beğenmemek” deniyor kanımca!

İnsanın emeğinin karşılığını istemesi iş beğenmemek, insanca yaşamak istemesi iş beğenmemek, üniversite mezunu bir gencin yıllarca aldığı eğitimin karşılığını araması iş beğenmemek, asgari ücretle çalışıp bütün yaşamını kira/ fatura/ mutfak masrafına yetmediğini belirtmek iş beğenmemek öyle mi? Sorunu “fabrika var, git çalış” noktasına indirmek, insanı yalnızca “işgücü” olarak görmek değil de nedir? Oysa insan, gelecek beklentisi olan, onuruna uygun bir yaşam kurma hakkı olan bir canlıdır!

***

Bugün 35 yaşında olan bir genç düşünün… Çocukluğu, gençliği bu “iktidar” döneminde geçti. Okula girdi, “müfredat” değişti. Sınava girdi, sınav sistemi değişti. Üniversiteye girmek istedi, kurallar yeniden değişti. Sorular çalında yazgısına terk edildi… Çeyrek yüzyılda kaç bakanın değiştiğini, hangi bakanın hangi “müfredatla” öğrencilerin karşısına çıktığını anımsayan var mı? İki/ üç yıl arayla okula giden kardeşler bile ders kitaplarından bir şey anlamadı! Bir gün başka bir eğitim modeli anlatıldı, ertesi gün başka bir model geldi. Çocukların dünyası sınavlara, testlere, puanlara, yarışa sıkıştırıldı. Sonra bu çocuklar büyüdü. Bir bölümü üniversiteye gitti. Dört yıl, beş yıl, hatta daha uzun süre okudu. Diploma aldı. Ama karşısına çıkan yaşamın, kendisine anlatılan yaşamla benzerliği yoktu!

Bugünün gençlerini bugünün sorunlarından dolayı suçlamadan önce, onları nasıl yetiştirdiklerine bakmalılar. Bir çiçek gibi; suyunun, solunum alanının, gereksinimlerinin sağlanıp sağlanmadığını düşünmeliler önce! Eğer eğitim sistemi gençlere düşünmeyi, sorgulamayı, üretmeyi, dayanışmayı değil; yalnızca sınav kazanmayı öğrettiyse, bunun sorumlusu gençler değildir. Eğer yıllarca “oku, meslek sahibi ol, geleceğini kur” denilen gençler, diplomalarını aldıktan sonra güvencesiz, düşük ücretli işlerin kapısında beklemek zorunda kalıyorsa, dönüp o gence kızmak acımasızlık…

***

Bakan Şimşek’in ya da diğer sözcülerin benzer açıklamalarını, “iktidarın sorumluluğunu gençlerin üzerine yıkmak” olarak değerlendiriyorum! Çeyrek yüzyıldır ülkeyi yöneten bir “iktidarın”, bugün ortaya çıkan toplumsal sonuçlar karşısında kendini sorumluluğun dışında tutan bir dil kullanması benimsenir değildir. Ekonomide sorun varsa, enflasyon varsa, işsizlik varsa, gençler iş beğenmiyorsa, eğitimde sorun varsa, gençler şiddete yöneliyorsa “yönetenlerin” aynaya bakması gerekir başta!

Yönetenlerin ilk görevi, ortaya çıkan sonuçlar için gerekçeler üretmek/ suçlamak yerine, çözüm yolları aramaktır. Gençlere “iş beğenmiyorsun” demek, aynada gördüğü yüze başkaldırmaktır! Gençler tembel olabilir mi? Elbette! Bazı gençler iş beğenmeyebilir mi? Elbette! Ancak milyonlarca genci tek bir tümceyle “iş beğenmiyorlar” diye suçlamak, sorunu bireysel kusura indirgemektir; bu da biline…

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır!

KozanBilgi.Net’te yer alan Yüz Binin üzerinde haber, yazı ve fotoğraflar emeğin ve yerel gazeteciliğin bir ürünüdür.
Ticari amaç olmamak üzere içeriklerimizi KozanBilgi.Net’i kaynak göstererek ve aktif bağlantı vererek sevdiklerinizle veya sitenizde gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.

" />
" />

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.