İslam ibadet hayatında namazın farz ve sünnetlerinin yanı sıra, ibadeti manen güzelleştiren unsurlar da bulunur. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayatında bir veya iki kere yaptığı ve devamlı kılmadığı şeylere fıkıhta edep, mendup veya müstehap denir. Örneğin rüku ve secdede tespihlerin üçten fazla yapılması bu kapsama girer. Aynı şekilde sünnet olan okuyuş miktarından fazla kıraatte bulunulması da birer edeptir. Bu edepler, namazın sünnetlerini tamamlamak ve ibadeti mükemmelleştirmek için meşru kılınmıştır.
Hanefî mezhebi kaynaklarına göre namazın edepleri ana hatlarıyla şunlardır:
Namaza başlarken erkeklerin iki avuçlarını iftitah tekbiri esnasında yenlerinin (elbise kollarının) içinden çıkarması menduptur. Çünkü bu duruş Allah’ın huzurunda tevazua daha yakındır. Ancak aşırı soğuk gibi bir zaruret hali varsa bu durum müstesnadır. Kadınlar ise kollarının açılmaması için ellerini doğrudan elbisenin altından kaldırırlar.
Namaz kılarken gözlerin etrafa kaymaması ve huşunun korunması adına belirli noktalara bakılması edepten sayılmıştır. Bu yüzden namaz kılan kişinin şu ölçülere dikkat etmesi tavsiye edilir:
Ayakta iken: Doğrudan secde edeceği yere bakmalıdır.
Rükuda iken: Ayaklarının üst kısmına odaklanmalıdır.
Secdede iken: Burnunun iki kanadına doğru bakmalıdır.
Otururken: Kendi kucağına bakması mendup kabul edilmiştir.
Selam verirken: Bakışlarını omuzlarına doğru çevirmelidir.
Bu duruşları sergilerken tam bir huşu içinde olunmalıdır. Kul, ihsan derecesinde namaz kılma gayreti taşımalıdır. Rasûlullah (s.a.v.) ihsan kavramını şöyle tarif etmiştir: “Allah’a sanki O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir.”
Namaz bir huzur makamıdır. Bu nedenle namaz esnasında esnerken ağzı açmamaya çalışmak mendup bir davranıştır. Eğer buna güç yetmezse, elin arkası veya elbisenin yen kısmı ile ağzı kapamak gerekir. Ayrıca namaz kılan kişinin gücü yettiği ölçüde kendi öksürüğünü gidermeye çalışması da namazın edepleri arasında yer alır.
Cemaatle kılınan namazlarda kamet getirilirken hem imamın hem de cemaatin hareket zamanı fıkıhta şöyle düzenlenmiştir:
Huşu Notu:
Namazın edepleri dış görünüşü düzenliyor gibi görünse de aslında kalpteki saygıyı besler. Kulun Rabbine olan hürmetini artırır ve namazı sıradan bir hareket olmaktan çıkarıp manevi bir miraca dönüştürür.