İslam dininin en temel ibadeti olan namaz, sadece şekli hareketlerden ibaret bir ritüel değildir. Müminin hayatına yön veren, ruhunu temizleyen ve onu kötülüklerden arındıran manevi bir inkılaptır. Peki, Müslüman hayatında bir dönüm noktası olan namaz ne demektir? Namaz; fiili bir dua ve niyaz, eyleme dönüşmüş bir tevhid, Allah huzurunda huşu ve hudu dolu bir boyun eğiştir. Aynı zamanda Allah’ın düşmanlarına karşı nefret dolu bir kıyam ve başkaldırıdır.
Mümin, her namaz vaktinde adeta dünyayı arkasında bırakarak ilahi bir huzura adım atar. İbadet bilinciyle kılınan namaz, kul için sürekli bir yüceliş ve yükseliştir. Bu kutlu ibadet, insanı şu manevi mertebelere ulaştırır:
Münker’den Ma’ruf’a (kötülükten iyiliğe) yönelme,
Zulumattan (karanlıklardan) ilahi nur’a geçiş,
Tekebbürden (kibirden) tezellüle (tevazuya) eriş,
Dünyevilikten kalıcı olan uhreviliğe hicret,
Nefsin ve Şeytan’ın esaretinden ilahi hürriyete doğru bir inkılap.
Namaz kılan bir mümin, bir bakıma günde beş kez manevi bir muharebe meydanına çıkmaktadır. Kul, her rekatta “Allahu Ekber” sloganını dilinden düşürmeyerek nefsiyle ve Şeytan’la kıyasıya savaşır. Bu kutsal mücadele, müminin imanını her an taze ve güçlü tutmasını sağlar.
Gerçek Namazın Sırrı Nedir? İlahlaştırılmaya meyyal olan nefisleri ayaklar altına almadan, putlaştırılan dünyaya ve onun geçici nimetlerine karşı ahireti tercih etmeden kılınan namaz eksiktir. Şeytana ve onun askerlerine kin duymadan, Allah’ın dışında ilahlık ve rablık iddia eden bütün sahte otoriteleri reddetmeden kılınan bir namaz, kulun hayatında tam manasıyla karşılık bulamaz. Namaz, ancak bu şuurla kılındığında hakiki bir tevhid eylemine dönüşür.