İslam dini, barışı esas almakla birlikte kaçınılmaz olan savaş durumlarında müminlerin kararlı, cesur ve inançlı bir duruş sergilemelerini emreder. Kur’an-ı Kerim’de hak ile batılın mücadelesinde cepheyi terk etmek büyük bir sorumluluk olarak nitelendirilmiştir. Enfâl Suresi ayetleri ışığında savaştan kaçmak konusunun dini hükmünü, istisnalarını ve sebat etmenin önemini sizler için derledik.
Kur’an-ı Kerim, müminlerin cephede düşman karşısında gösterdiği duruşu doğrudan iman kalitesiyle bağdaştırır. Enfâl Suresi 15. ayette Yüce Allah müminlere hitap ederek kesin bir sınır çizer. Ayette, savaş düzeninde iken kafirlerle karşılaşıldığı zaman sakın onlara arkaların dönülmemesi ve savaştan kaçılmaması emredilir.
Düşman karşısında geri adım atmak, sadece askeri bir zafiyet değil, aynı zamanda ilahi emre karşı gelmektir. Müslümanların haklı bir davada gevşememesi ve cepheyi son ana kadar muhafaza etmesi dinin temel kurallarından biridir.
İslam savaş hukuku, körü körüne bir inadı değil, askeri strateji ve aklı da beraberinde getirir. Bu nedenle her geri çekilme savaştan kaçmak olarak değerlendirilmez. Enfâl Suresi 16. ayette, hangi durumların bu büyük günahtan muaf tutulacağı net bir şekilde açıklanmıştır:
Savaş Taktiği Olarak Çekilmek: Düşmanı yanıltmak, pusuya düşürmek veya daha elverişli bir mevziye geçmek amacıyla yapılan askeri manevralar bu kapsama girer.
Başka Bir Birliğe Katılmak: Dağılan cepheyi toplamak veya zor durumdaki diğer bir Müslüman birliğe destek vermek amacıyla geri çekilmek meşrudur.
Bu iki askeri strateji haricinde, korku veya dünya malı endişesiyle arkasını dönenlerin Allah’ın gazabına uğrayacağı bildirilir. Ayette, bu kişilerin varacağı yerin cehennem olduğu ve oranın ne kötü bir varış yeri olduğu haber verilir.
Savaş meydanında fiziki güç kadar kalbi ve manevi güç de büyük önem taşır. Müminlerin zor anlarda dirayetlerini koruyabilmeleri için Enfâl Suresi 45. ayette iki altın kural zikredilir:
Yüce Allah, bir düşman topluluğu ile karşılaşıldığı zaman öncelikle sebat edilmesini emreder. İkinci olarak ise kurtuluşa erebilmek için Allah’ın çokça anılması (zikredilmesi) istenir. Mümin, gücünü sadece silahından değil, Allah’a olan teslimiyetinden ve ibadetinden alır. Tarih boyunca az sayıdaki Müslüman orduların büyük ordulara karşı kazandığı zaferlerin arkasında bu manevi sebat ve zikir yatmaktadır.