Günlük hayatta tükettiğimiz asitli yiyecek ve içecekler, diş sert dokularında ciddi aşınmalara yol açıyor. Tıp dünyasında asit erozyonu olarak tanımlanan bu durum, günümüzde diş çürükleriyle birlikte en önemli ağız sağlığı sorunu haline geldi. İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Yücel, batı ülkelerinde alınan koruyucu tedbirlerle diş çürüklerinin azaldığını ancak asit erozyonu vakalarının hızla arttığını vurguluyor.
Ağız boşluğunun doğal yapısındaki pH değeri normal şartlarda 7, yani nötr seviyesindedir. Ancak asitli besinler tüketildiğinde bu pH değeri hızla düşüyor. Asit erozyonunu tetikleyen en temel unsurlar şunlardır:
Beslenme Alışkanlıkları: Günlük hızlı yaşam temposuyla birlikte ayaküstü tüketilen hazır yiyecekler ve asitli içecekler.
Asidik İçecekler: Şekerli veya şekersiz gazlı içecekler, taze sıkılmış veya hazır meyve suları ve bazı ekşi meyveler. (İçeceğin “light” veya şekersiz olması asit oranını değiştirmediği için erozyonu engellemiyor.)
Mide Rahatsızlıkları: Özellikle reflü hastalığı nedeniyle mide asidinin ağza gelmesi.
Tıbbi Ürünler: Yoğun kullanılan efervesan (suda eriyen) ilaçlar, vitaminler ve ağızda uzun süre emilen çeşitli pastiller.
Not: Çay ve kahve tüketimi, diş erozyonu üzerinde diğer asitli içecekler kadar etkili bir rol oynamıyor.
Ağız içerisindeki asit, diş minesini eritmeye başladığında vücut bazı net sinyaller veriyor. En sık rastlanan erozyon belirtileri şunlardır:
Şiddetli Diş Hassasiyeti: Özellikle sıcak veya soğuk yiyecekler tüketirken ani ve keskin sızılar oluşuyor.
Görsel Değişimler: Diş minesinin incelmesiyle birlikte dişte sarı lekeler ve uç kısımlarda şeffaflık beliriyor.
Yapısal Bozulmalar: İlerleyen aşamalarda diş uçlarında çatlaklar meydana geliyor ve diş yüzeyinde küçük çukurlar oluşuyor.
Hastalık başlangıç evresindeyken sadece basit koruyucu önlemlerle kolayca kontrol altına alınabiliyor. Ancak aşınma ciddi boyutlara ulaştığında, dişlerin şeklini ve işlevini geri kazandırmak için adesif diş tedavilerine (estetik dolgu veya kaplama) ihtiyaç duyuluyor. Asit erozyonunu önlemek için asitli gıdaları hayatınızdan tamamen yasaklamanız gerekmiyor; sadece doğru bakım adımlarını bilmeniz yetiyor.
Birçok insan asitli bir şey yedikten veya içtikten sonra ağzını temizlemek için hemen dişlerini fırçalıyor. Ancak Prof. Dr. Taner Yücel, bu davranışın dişlerdeki aşınmayı çok daha fazla hızlandırdığını belirtiyor.
Çünkü asit, diş minesini geçici olarak yumuşatıyor. Yumuşayan diş minesini hemen fırçalamak ise diş yüzeyini doğrudan yıpratıyor.
Asitli bir gıda tükettikten sonra ağız ortamının asit dengesini yeniden yükseltmek gerekiyor. Bunun için bir yudum su içebilir veya ağzınızı normal suyla çalkalayabilirsiniz. Dişlerinizi fırçalamak için ise ağız ortamının asidik durumdan kurtulmasını, yani en az yarım saat geçmesini beklemelisiniz.
Önemli Not: Dişlerinizde geçmeyen bir sıcak-soğuk hassasiyeti başladıysa, aşınmanın boyutunu öğrenmek ve kişiye özel koruyucu önlemler almak için vakit kaybetmeden uzman bir diş hekimine muayene olmalısınız.