27 Mart 2025 Perşembe
Cep Telefonu Esnafından Birlik Dayanışma Yemeği
Portakal Mevsiminde Kuran Dersleri
Değerlerin Farkında Olmak
Anadolu’yu konuşturan usta bir yazar: AHMED HAMDİ TANPINAR
Kurban Nedir? Kurban’ın Dinimizdeki Önemi?
Neden mi mutluyum,
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
İçinde bulunduğu şahsi durumun, çoğu kişi farkında değildir. Halbu ki şöyle bir çevrelerine baksalar, ne kadar şanslı olduklarını görebilecekler.
İnsan tabiatıdır, var olanın kıymetini kaybedince anlarlar. Ne zaman ki herhangi bir kayıp başlar, sızlanmalarda beraberinde gelir. O ana kadar değerini bilmedikleri şeyler birden önem kazanır.
Her şey sağlıktır diye bir söz var, doğrudur. Çünkü sağlık olmazsa varolmasını istediğiniz çoğu şeyden mahrum kalırsınız.
Hayatın dizginlerini kendi elinize almazsanız ağaçlardan dökülen yapraklar gibi sağa sola savrulup gidersiniz.Onun için, sahip olduğun değerlerin farkında olmak ve onlara zamanında sahip çıkmak çok önem taşır.
Boş vererek geçirilen hayat aslında boşa gitmiş koca bir ömürdür. Kim nesini kaybetmişse bir ömür boyu onun eksikliğini ve keşkelerin acısını daima İçerisinde yaşayacaktır.
Kaybedilen bir insan, bir uzuv, sağlık veya koca bir ömür olabilir. Onun için çevremize bakarak kaybetmeden, bazı şeylerin değerini idrak edip, daha mutlu yaşamak elimizdedir diyorum, ne dersiniz?
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Bunu sağlayan ulusların var olduğunu biliyoruz.Almanya örneğinde olduğu gibi. Bu ülkede
En yetkili kişilerle, ülke halkı devletin koyduğu kurallara harfiyen uymaktadır. Kurallara uymayanlara yapılması gereken kanunu yaptırımlar
Anında uygulanmaktadır. Bu süreç, herkesin birbirlerine karşı saygılı olmasını ve kimsenin haklarının yenmemesini de beraberinde getirir.
Eğer bu sistemden taviz verilmez ve uygulamada başarı sağlanırsa, günümüzde ortaya çıkan problemlerin çoğunu ortadan kaldırabiliriz.
Çünkü haksızlıkları çoğaltan en büyük unsur, kişilerin haklarının yenmesi uğruna yapılan adam
Kayırıcılık, kişilere kanuni uygulamada farklı işlemlerin yapılması diğer insanların da bu yollara başvurmalarına neden olmaktadır.
Genel anlamda haksızlıklara her insan karşı çıkar. İnsanlar eğer yapılan uygulamalar herkesi kapsıyorsa kesinlikle itiraz etmeden kurallara uyarlar.
Uygulamaların başarılı olması, yazılan hukuki metinlerin insanlarda uygulanabilir davranışa dönüşebilmesi kabiliyetini sağlamaktan geçer.
Bunun yanı sıra devletlerin ekonomilerinde ki pastadan faydalanabilir sayıları artıkça yasalara
Uyum süreci daha da hızlanır.
Bir toplumdaki aile hayatı ve çocuk yetiştirme
Biçimleri de yazılı kurallara uyum konusunda
Toplumda olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Toplumların huzurlu ve adaletli bir şekilde yönet ile bilmesi için belirtilen unsurların yapılabilmesi
Şarttır. Öyleyse belli bir süre içerisinde insanların
Mutlu yaşayabilmesini sağlayabilmek için inancımızında belirttiği hakkaniyet çizgisinden ayrılmamalıyız.
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Bir çocuğun büyütülüp yetiştirilmesi anne ve babalar için çok meşakkatli ve o bir o kadar da çok büyük mutluluktur.
Bütün zorluklara rağmen anne ve babalar yalnızca çocuklarının mutluluğu için çaba gösterirler.
Ancak ilerleyen yaşlarda çocukların hal ve tavırlarında değişiklikler olur da anne ve babayı görmezden gelirlerse, o anne ve baba için dünyanın başlarına yıkıldığı bir an olur.
Hiç bir bahane kendileri için hayatlarını feda eden anne ve babalarına kayıtsız kalmalarına bahane olamaz.
Vefa kesinlikle İstanbul’da bir semt adı değildir. Canından can verenlere, saçını süpürge edenlere karşı vefalı olmak hem bir büyük bir sorumluluk hem de vazgeçilmez bir vazifedir.
O yüzden gözlerinizin önünde sizleri yetiştirirken eriyip giden o almadan vermesini bilen, canlarımızın canı, anne ve babalarımıza, değerleri ve hakları hiç ödenemeyecek misafirlerimize lütfen çok iyi bakın.
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Toplumumuzda yapmacık ve göstermelik insan ilişkilerinin tavan yaptığı bir dönemde yaşıyoruz.
İnsanın, samimiyet sen nerdesin? Diye bağırası geliyor.
İnsan ilişkileri “mış”gibi davranış modellerinin üzerine kurulmuş durumda. Kimin hangi maskesini,
Ne zaman taktığını kestirebilmesi çok zor.
Bir bireysellik bürümüş insanların gözünü. Herkes kendi mutluluğunu korumak yada başkasının üzerinden mutluluk planları kurma telaşında. Başkasının yüzüne gülüpte fırsat kollayan insan sayısı azınmayacak kadar fazla.
Kime nasıl davranmak gerek herkes bu konuda geleceğe dönük bir kestirme yapamamakta.
Halbu ki, toplumlarda yaşama sevincini veren en önemli duygu, insanların olumlu iletişimler kurarak, birbirine güvenerek ve duygularını paylaşmaktır.
Bencillik, çok kazanma hırsı, herkes böyle yaşıyor, ben neden yaşayamıyorum kaygıları ve güvensizlik malesef insanlar arasında samimiyet duygularını yok etmiş durumda.
Samimiyetsizliğin bir diğer nedeni de toplumun içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklara ilgilidir
Kişiler, daha iyi yaşamanın, hep ben demenin peşine düşmüş durumda. Bunu da benim olsun da nasıl olursa olsun, kazanayım da nasıl kazanırsam kazanayım düşüncesi içerisinde yapıyor. Bu durum kişilerin ahlaksızlığını ön plana çıkarıyor ki:Buna ne samimiyet dayanır ne de insanlık.
Hep temkinli, hep şüpheyle kişileri değerlendirmek yaşantımızı anlamsız kılıyor.
Halbu ki, alınteri ile kazanıp, var olanla yetinerek kendi Kişiliğimizi korumamız gerekiyor. Ancak böyle başkasına güven verebilir ve samimiyet duygularımızı geliştirebiliriz. Herşeyin fani olduğu bir dünya da “Mış” Gibi yaşayarak kendimize eziyet etmemize ne gerek var.
Belki sizlerde ey samimiyet nerdesin? Diye bağrıyorsunuzdur, Ne dersiniz?
ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Kullandığı araçlardan yola çöp atan, şişe atan, elindeki çöpü yere fırlatan, sigara izmaritlerini sağa sola atan acaba kimlerdir?
Ormanda ateş yakan, çam, şişe bırakan, kullandığı mesire yerlerini pis bırakan, orman yangınlarına neden olan acaba kimlerdir?
Trafikte kurallara uymayan, her an kavga çıkarmaya hazır olan, kendinden başkasını düşünmeyen acaba kimlerdir?
Kutsal günlerde pahalı mal satan, Hileyi alışkanlık yapan, her an her kötülüğe hazır olanlar acaba kimlerdir?
Kaldırımları özel şahıs malı gibi kullanan, bu yüzden kazalara sebep olan, engelli vatandaşlarının
Yaşama hakkını zedeleyen, ben varsam dünya var diyen, acaba kimlerdir?
Canlılara değer vermeyen, ölüm karşısında tedbir almayan, günahtan, sevaptan haberi olmayan, ahlaki değerleri tümüyle sıfırlayan, şahsi menfaatleri için herşeyi mübah gören acaba kimlerdir?
Dışlarını güzelleştirip, içlerini hiç temizlenmeyen, hiç kitap okumayan ama her şeyi bildiğini sanan, her konuda ahkam kesen, çalışmadan yaşamaya çalışanlar acaba kimlerdir?
Güzellik kavramından habersiz olan, bütün caddelerin her yanını arabaların park etmesine açan, bu yüzden vatandaşı mağdur edenler acaba kimlerdir?
Benden olan haklı diyen, haklı olanın hakkını vermek istemeyen, herşeyde hep ben diyen, bunda da haklılığını ilan eden acaba kimlerdir?
Eğitim ailede başlayan, çevrede olgunlaşan okulda pişen ve doğru olanın geçerli akçe olduğu kabul edilen, ortak değerler etrafında Birleşilen ve nesilden nesile aktarılan bir kavramdır.
Biz nerde yanlış yaptık ve yapıyoruz. Niçin kötü örneklerin çoğul olduğu bir sistemi yaşıyoruz?
Bizler bu yanlışlardan nasıl dönmeliyiz? Bu soruların cevapları gelecek nesiller için acil çözümler beklemektedir. Ey insanoğlu, lütfen titreyip kendinize döner misin?