" />
İstanbul’da son üç gündür etkili olan şiddetli yağışlar, sel ve su baskınları, kentin afetlere karşı hazırlığını yeniden gündeme taşıdı. İstanbul Rumeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Yüksel, yaşanan olayların ardından dere yataklarındaki yapılaşma, yağmur suyu altyapısı ve taşkın risklerine dikkat çekerek, “İstanbul’u yalnızca depreme değil, sel ve taşkınlara karşı da hazırlamak zorundayız.” uyarısında bulundu.
İstanbul’da son üç gündür etkisini gösteren yoğun yağışlar ve meydana gelen su baskınları, kentin altyapı kapasitesini ve afetlere karşı dayanıklılığını bir kez daha tartışmaya açtı. Özellikle yoğun yapılaşmanın bulunduğu bölgelerde yağmur suyunun tahliyesi, dere yataklarının durumu ve taşkın riskleri öne çıkan konular arasında yer aldı.

İstanbul Rumeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Yüksel
İstanbul Rumeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İbrahim Yüksel, aşırı yağışların tek başına sel felaketlerinin nedeni olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek plansız yapılaşma, doğal su yollarının daraltılması ve yetersiz drenaj sistemlerinin riskleri artırabileceğine dikkat çekti.
İstanbul’un afet yönetiminde bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu belirten Prof. Dr. Yüksel, şu ifadeleri kullandı:
“Afet denildiğinde aklımıza yalnızca deprem gelmemeli. Deprem, sel ve taşkın farklı özelliklere sahip doğal olaylar olsa da hepsinde ortak nokta, riskleri önceden belirlemek ve gerekli önlemleri zamanında almaktır. İstanbul’un afet hazırlığını yalnızca deprem üzerinden değerlendiremeyiz. Sel ve taşkın risklerini de şehir planlamasının temel unsurlarından biri olarak ele almalıyız.”
Sel ve taşkınların etkisini artıran önemli faktörlerden birinin doğal su akışının engellenmesi olduğunu vurgulayan Yüksel, dere yatakları çevresindeki yapılaşmanın bilimsel veriler ışığında incelenmesi gerektiğini belirtti.
“Dere yatakları yalnızca içinden su geçen alanlar olarak görülmemeli. Yoğun yağışlarda suyun taşabileceği doğal alanların korunması gerekir. Dere çevresindeki yapılaşma, köprüler, menfezler ve suyun tahliye edildiği güzergâhlar bir bütün olarak değerlendirilmelidir. İstanbul’da taşkın riski taşıyan bölgeler belirlenmeli, suyun doğal akışını engelleyen unsurlar tespit edilmeli ve şehir planlaması buna göre ele alınmalıdır.”
Kentlerde beton ve asfalt yüzeylerin artmasının yağmur suyunun toprağa sızmasını zorlaştırdığını belirten Yüksel, mevcut drenaj sistemlerinin güncel yağış koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Mevcut altyapının hangi yağış koşullarında yetersiz kaldığını bilmeden kalıcı çözümler geliştiremeyiz. Yağmur suyu hatları, menfezler ve drenaj sistemleri ayrıntılı biçimde incelenmeli; kapasitesi yetersiz kalan noktalar belirlenerek yenileme çalışmaları önceliklendirilmelidir. Bunun yanında geçirgen yüzeylerin artırılması ve doğal su toplama alanlarının korunması da şehir planlamasının bir parçası olmalıdır.”
İstanbul’da benzer olayların etkisini azaltmak için bilimsel risk analizlerinin ve kurumlar arası koordinasyonun önemine dikkat çeken Prof. Dr. Yüksel, öncelikli olarak atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
1. Taşkın risk haritaları güncellenmeli: Dere yatakları, doğal taşkın alanları ve riskli bölgelerdeki yapılaşma güncel veriler doğrultusunda yeniden değerlendirilmeli.
2. Altyapı kapasitesi güçlendirilmeli: Yağmur suyu hatları, menfezler ve drenaj sistemleri aşırı yağış senaryolarına göre incelenerek yetersiz kalan noktalar yenilenmeli.
3. Erken uyarı sistemleri geliştirilmeli: Meteorolojik tahminler, dere seviyeleri ve taşkın risk haritaları birlikte değerlendirilerek ilgili kurumların zamanında harekete geçmesi sağlanmalı.
Sel ve taşkınların tamamen önlenemeyeceğini ancak doğru planlama ve mühendislik çözümleriyle zararlarının önemli ölçüde azaltılabileceğini belirten Yüksel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Doğal olayları ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir ancak bunların felakete dönüşmesini önlemek için yapabileceğimiz çok şey var. Bunun yolu bilimsel verilerle hareket etmekten, altyapıyı doğru planlamaktan ve riskli alanlarda gerekli önlemleri zamanında almaktan geçiyor. İstanbul’u yalnızca depreme değil, sel ve taşkın gibi diğer afetlere karşı da hazırlamak zorundayız. Amacımız sadece şehirlerimizi yağmurdan korumak değil, yağmurla birlikte yaşamayı öğrenmek ve bunun için gerekli önlemleri almaktır.”
İstanbul Rumeli Üniversitesi, mühendislik alanındaki akademik çalışmalarıyla afet risklerinin azaltılması, sürdürülebilir kentleşme ve bilimsel temellere dayalı altyapı planlamasının önemini kamuoyunun gündemine taşımayı sürdürüyor.
" />
" />
GÜNDEM
17 Ekim 2026
1
Kozan’ın Değerli İş İnsanlarından Eyüp Göçer’i Kaybettik
2
Başkan Tanburoğlu: “Cumhuriyet Halk Partisi korkmaz, sinmez, geri çekilmez!”
3
CHP de değişimin ayak sesleri
4
Adana sel oldu, Zeydan Karalar’a sahip çıkmak için Uğur Mumcu Meydanı’na aktı
5
Zeydan Karalar için Silivriye’de noktalanacak Özgürlük Yürüyüşü başladı…