" />
Aşk acısı çekerken kimileri yemeden içmeden kesilir, kimileri ise çözümü buzdolabının içinde arar; ne bulursa ağzına tıkıştırır. İnsanı baştan aşağı saran bu büyük boşluk duygusu, bilim dünyasının da yakın takibinde. Son yıllarda araştırmacılar, “Aşk Hastalığı” ya da “Kırık Kalp Sendromu” adını verdikleri bu psikolojik süreci detaylarıyla inceliyor.
Viyanalı psikolog Gerti Senger, yaşları 23 ile 53 arasında değişen 30 kadın ve 30 erkek üzerinde kapsamlı bir araştırma yaparak ayrılık acısı üzerine doktora tezi hazırladı. Senger, bu araştırmasında oldukça dikkat çekici bir sonuca ulaştı: Ayrılık acısı insanlardaki yaratıcılık potansiyelini yükseltiyor ve saklı kalmış birçok yeteneğin açığa çıkmasını sağlıyor.
Araştırma sonuçlarına göre kadınlar ve erkekler bu süreci farklı sürelerde atlatıyor: Kadınlar ortalama 14.7 ay bu acıyla boğuşurken, erkekler süreci ortalama 10.7 ayda geride bırakıyor.
Ayrılık süreci belirli psikolojik evrelerden oluşur. Gerti Senger’in tespit ettiği 5 temel aşama şu şekildedir:
Bir Şeyler Ters Gidiyor: İlk aşamada çiftten en az biri ilişkinin yolunda gitmediğini hisseder. İletişim, derin sohbetler ve bedensel temas belirgin şekilde azalır.
Hayata Karşı İlgisizlik: Ayrılık kesinleştiğinde tam bir kilitlenme ve boşluk evresi başlar. Kişinin günlük hayata olan ilgisi düşer. Birçok insan bu dönemi “robot gibi yaşamak” şeklinde tanımlar.
Tekrar Görüşme (Geçiş Ritüeli): Çiftlerin yeniden yakınlaşmaya, eksikleri telafi etmeye çalıştığı evredir. Ayrılıp barışmalarla dolu bu süreç çoğu zaman oldukça zahmetli ve sonuçsuzdur.
Bol Uyku, Yalnızlık ve Güvenli Alan Arayışı: Bu ruh hali, bir bebeğin anne karnındaki güvenli ortamdan kopuş hissine benzer. Kişi kendini yalnız ve aidiyetsiz hisseder. Sıcak, karanlık ve yumuşak yatağına gömülerek o korunaklı alana dönmek ister. Özsaygıda ciddi düşüşler görülebilir.
Yeniden “Ben” Olabilmek ve Kabulleniş: Ayrılık tamamen kabullendiğinde “biz” odaklı düşünceden “ben” zihniyetine geçilir. Geleceğe dair yeni planlar yapılır, eski arkadaşlar aranır, sosyal çevre genişletilir ve kişi yeni bir ilişkiye hazır hale gelir.
Ayrılık acısıyla başa çıkmak ve bu dönemi daha sağlıklı atlatabilmek için uzmanların önerdiği 6 altın kural:
İçinizden sadece yalnız kalmak gelebilir; ancak sosyal hayattan tamamen kopmak iyileşmeyi zorlaştırır. Yalnızlık kendinizi iyi hissettirmez, aksine olumsuz düşünceleri besler. İhmal ettiğiniz aileniz ve dostlarınızla daha çok zaman geçirin.
İlişkiniz varken zaman bulamadığınız veya ertelediğiniz şeylerin bir listesini yapın ve hemen uygulamaya geçin. Yakın bir dostunuzla kısa bir tatil yapmak, dans kursuna yazılmak veya gönüllü sosyal projelerde yer almak zihninizi toparlamanıza yardımcı olur.
Mutluluk küçük adımlarla başlar. Açık havada uzun yürüyüşler yapmak, doğayla iç içe olmak ve kendinize verdiğiniz değeri hatırlamak ruh halinizi hızla toparlayacaktır.
“Çivi çiviyi söker” düşüncesi ayrılık süreçlerinde genellikle işe yaramaz. Kendinizi hemen yeni bir ilişkiye girmeye zorlamayın. Kalbinizin dinlenmesine ve yaşadığı acıyı işlemesine izin verin.
Yazmak, kendi kendinize uygulayabileceğiniz en güçlü terapilerden biridir. Hissettiklerinizi, kırgınlıklarınızı ve iç dökümlerinizi kâğıda dökün. Günlük tutmak zihinsel rahatlama sağlar.
Tüm çabalarınıza rağmen duygusal yoğunluktan çıkamıyorsanız ve günlük hayatınız olumsuz etkileniyorsa bir uzmana veya psikoloğa başvurmaktan çekinmeyin.
" />
" />