Namaz, Kur’an-ı Kerim’de üzerinde önemle durulan ibadetlerin başında gelir. Müslümanın Allah ile bağını güçlendiren namaz, aynı zamanda kulluk bilincinin en önemli göstergelerinden biridir.
Namazın önemini anlatan bu yazıda; namazdan uzaklaşmanın manevi sonuçları, huşû içerisinde namaz kılmanın önemi ve ibadet hayatında namazın yeri üzerinde dikkat çekici örnekler ele alınıyor.
Namaz, Cenab-ı Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette üzerinde durduğu önemli bir ibadettir. Bazı ayetlerde doğrudan emredilirken, bazı ayetlerde ise namazın önemi, özellikleri ve müminlerin ibadet hayatındaki yeri anlatılır.
Buna rağmen namazdan uzak yaşayan insanların sayısının oldukça fazla olduğu ifade edilmektedir.
Her gün dünyadan ayrılan insanların arasında namazını ihmal eden veya hiç kılmayan insanların da bulunduğu unutulmamalıdır. Bu durum, insanı kendi hayatını ve ibadetlerini yeniden gözden geçirmeye davet eden önemli bir uyarıdır.
Çünkü ölüm, insanın dünya hayatındaki bütün planlarını sona erdiren ve ahiret hayatını başlatan kaçınılmaz bir gerçektir.
Belki bugün aramızda bulunan bir yakınımız, yarın ahirete göçebilir. O kişi oğlumuz, kardeşimiz, annemiz, babamız, dedemiz, dayımız veya amcamız olabilir.
Bir yakınımız hapse girse üzülür, onun kurtulması için elimizden geleni yaparız. Peki, onun ahiretteki durumunu hiç düşünüyor muyuz?
Bu nedenle insanın yalnızca dünya hayatını değil, ahiret hayatını da düşünmesi gerekir.
Namazı ihmal etmek küçük görülecek bir mesele değildir.
Namazın önemini anlatmak amacıyla bazı eserlerde ve sohbetlerde “namaz bir baraj sorusudur” şeklinde dikkat çekici bir ifade kullanılmaktadır.
Bu ifade, namazın Müslümanın hayatındaki merkezi konumuna dikkat çekmek için kullanılır. Çünkü namaz, kişinin günlük hayatında Allah ile olan bağını canlı tutan temel ibadetlerden biridir.
İnsanın son nefesine kadar imanını koruması, ibadet hayatına önem vermesi ve Allah’ın emirlerine bağlı yaşamaya çalışması büyük önem taşır.
Bu nedenle mümin, “Son nefesimde nasıl olacağım?” sorusunu kendisine sormalı ve hayatını bu bilinçle sürdürmelidir.
Kur’an-ı Kerim’de müminlerin özellikleri anlatılırken namaz ve huşû üzerinde özellikle durulur.
Müminun Suresi’nin ilk ayetlerinde, kurtuluşa eren müminlerin özellikleri arasında namazlarını huşû içerisinde kılmaları zikredilir.
Huşû, insanın ibadet sırasında kalbiyle ve zihniyle Allah’a yönelmesi, ibadetin anlamını ve ciddiyetini idrak etmesi açısından büyük önem taşır.
Günümüzde insanların zihnini meşgul eden birçok konu bulunmaktadır. Spor müsabakaları, televizyon dizileri, sosyal medya ve günlük hayatın çeşitli meşguliyetleri insanın zihnini fazlasıyla doldurabilir.
Bir insan bütün gününü dünyaya ait boş ve gereksiz ayrıntılarla doldurursa, namaz sırasında zihnini toparlamakta da zorlanabilir.
Bu nedenle mümin, hem günlük hayatında hem de ibadetlerinde neye ne kadar yer verdiğini sorgulamalıdır.
Cemil Tokpınar’ın aktardığı bir sohbette, İmam Hatip Lisesi mezunu bir gençle sahabeler hakkında konuşulur.
Gençten, cennetle müjdelenen on sahabeyi, yani Aşere-i Mübeşşere’yi, sayması istenir.
Genç, dört halifeyi sayabilir ancak diğer isimleri hatırlayamaz.
Bunun üzerine dikkat çekici bir karşılaştırma yapılır:
Tuttuğu futbol takımının on bir oyuncusunu, hatta yedek oyuncularını ve farklı turnuvalardaki kadrolarını kolaylıkla sayabilen bir genç, cennetle müjdelenen sahabelerin isimlerini neden bilememektedir?
Bu örnek, insanın hayatında neye ne kadar yer verdiğini sorgulaması açısından düşündürücüdür.
Sahabelerin hayatlarını öğrenmek, onların güzel ahlakını tanımak ve İslam tarihindeki örnek kişiliklerini anlamaya çalışmak, Müslümanlar açısından önemli bir kültürel ve dini mirastır.
Bedir Savaşı, İslam tarihinin en önemli hadiselerinden biridir. Bedir’de Müslümanlar, kendilerinden sayıca çok daha kalabalık bir ordu karşısında mücadele etmişlerdir.
Savaş gibi son derece zor şartların yaşandığı bir ortamda dahi ibadet ve dua hayatının önemini koruduğu anlatılır.
Bu durum, insanın şartlar ne kadar zor olursa olsun Allah’a yönelmesinin önemini hatırlatmaktadır.
Bugün günlük hayatımızdaki yoğunlukları, işimizi, okulumuzu veya çeşitli meşguliyetlerimizi namaza engel olarak görüyorsak, kendi mazeretlerimizi yeniden düşünmemiz gerekir.
Namaz için ayıracağımız birkaç dakikanın hayatımızdaki yeri nedir?
Namazın bireysel bir ibadet olmasının yanında, toplumun ibadet hayatıyla da yakından ilişkili olduğu unutulmamalıdır.
Okullarda, iş yerlerinde, fabrikalarda, üniversitelerde ve kamu kurumlarında insanların ibadetlerini rahatlıkla yerine getirebilecekleri uygun ortamların bulunması, ibadet özgürlüğü açısından önemlidir.
Müslüman, ibadetini yerine getirebilmek için imkânlarını değerlendirmeli; toplum olarak da insanların ibadetlerini rahatça yapabilmelerine yardımcı olacak şartların oluşmasına katkı sağlamalıdır.
Kur’an-ı Kerim’de:
“Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153)
buyrulmaktadır.
Bu ayet, sıkıntı ve zorluklar karşısında müminin sabırla birlikte namaza yönelmesinin önemini ortaya koymaktadır.
İnsanın derdi, sıkıntısı veya çözmek istediği bir problemi olduğunda Allah’a dua etmesi, O’na sığınması ve ibadetlerine daha fazla önem vermesi manevi açıdan büyük önem taşır.
Bir an için düşünelim…
Bir sabah uyandığımızda gözlerimizin görmediğini fark etsek ve bize şöyle denilse:
“Size gözlerinizi yeniden kullanma imkânı vereceğim. Bunun karşılığında her gün bir saat taş taşıyacaksınız.”
Böyle bir durumda çoğumuz gözlerimizi yeniden kullanabilmek için bu şartı kabul ederdik.
Peki, insana verilen göz, kulak, dil, akıl, sağlık, aile, rızık ve sayısız nimet karşısında insan neden Allah’a kulluk etmek için zaman ayırmakta zorlanıyor?
İşte namaz, insana sahip olduğu nimetleri hatırlatan ve Rabbine karşı şükrünü ifade etmesine vesile olan en önemli ibadetlerden biridir.
Abdestle başlayan temizlik, ardından Allah’ın huzurunda durmanın verdiği manevi atmosfer ve dua ile insanın Rabbine yönelmesi, namazı yalnızca bir görev değil, aynı zamanda bir kulluk ve huzur vesilesi haline getirir.
Hayatın yoğunluğu içerisinde bazen en önemli şeyleri erteleyebiliyoruz.
Oysa namaz, ertelenmemesi gereken bir ibadettir.
Dünya hayatındaki randevularımıza yetişmek için saatlerimizi ayarlıyor, önemli bulduğumuz insanlarla görüşmek için planlar yapıyoruz. Öyleyse bizi yaratan Rabbimizin huzurundaki randevularımızı da ihmal etmeyelim.
Namaz, müminin Rabbiyle buluşma vaktidir.
Randevumuzu kaçırmayalım.