İnsanlık tarihi, İlahi uyarıları göz ardı eden ve kendilerine gönderilen rehberleri reddeden toplumların hazin sonlarıyla doludur. Kur’an-ı Kerim, geçmiş kavimlerin başlarına gelenleri bizlere aktararak hem bir ibret vesikası sunar hem de adalet ilkelerini gözler önüne serer.
Furkân Suresi’nin 37, 38 ve 39. ayet-i kerimelerinde, tarihe gömülen bu toplumlar ve helak süreçleri açıkça bildirilmektedir:
Furkân Suresi, 37. Ayet:
“Nûh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. Onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.”
Hz. Nûh’un tebliğine kulak asmayan, haktan yüz çeviren kavim, bizzat kendi tercih ettikleri inkarın neticesi olarak tufanla helak edilmiştir. Onların bu sonu, tüm insanlık için unutulmaması gereken dev bir ibrettir.
Furkân Suresi, 38. Ayet:
“Âd ve Semûd kavimlerini, Ress halkını ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.”
Güçlerine, ihtişamlarına ve mimari eserlerine güvenen Âd ve Semûd kavimleri ile kaynaklarda kuyu/su başı halkı olarak bilinen Ress topluluğu, uyarılara kulak tıkamaları sebebiyle aynı acı kaderi paylaşmışlardır. İki büyük kavmin arasında gelip geçen daha nice nesiller de aynı akıbete uğramıştır.
Furkân Suresi, 39. Ayet:
“Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.”
Yüce Allah, hiçbir toplumu uyarmadan ve onlara hakikati açıklayan deliller ile misaller sunmadan helak etmemiştir. Öğüt almaktan kaçınan, zulümde ve inkarda ısrar eden toplumlar ise nihayetinde kendi sonlarını hazırlamışlardır.