Mizah kültürümüzün ve halk zekasının simgesi olan Nasrettin Hoca, yine güldürürken derin bir insan sarrafı olduğunu kanıtlayan ders niteliğinde bir olayla karşımızda.
Bir gün Nasrettin Hoca’nın çok sevdiği ve emektarı olan eşeği vefat eder. Hoca, üzüntüsünden kapısının Eşiğine oturup hüngür hüngür ağlamaya başlar.
Hoca’nın bir eşek için bu kadar gözyaşı dökmesine anlam veremeyen komşularından biri yanına yaklaşır ve şaşkınlıkla sorar:
— “A Hoca! Geçenlerde rahmetli karın vefat etti, bu kadar ağlamadın. Şimdi bir eşek için hüngür hüngür ağlamak sana yakışır mı hiç?”
Hoca, komşusuna şöyle bir bakar, gözyaşlarını siler ve insan ilişkilerinin ve kuru tesellilerin inceliğini ortaya koyan o nükte dolu cevabı verir:
— “Nasıl ağlamayayım komşu! Karım ölünce hepiniz etrafımı sardınız; ‘Üzülme Hoca, biz sana daha iyisini buluruz, seni evlendiririz’ diye teselli verdiniz. Ama eşek öldüğünden beri biriniz çıkıp da ‘Hoca ağlama, biz sana daha iyi bir eşek alırız’ demedi!”
Nasrettin Hoca bu kısa ama düşündürücü nüktesinde; insanların laf gelince her konuda akıl verip teselli dağıtmasını, ancak iş somut bir fedakarlığa veya külfete gelince nasıl sessizliğe büründüklerini ince bir hicivle gözler önüne seriyor.