Kanser hastalığının nedenleri ne kadar iyi bilinirse, bu ölümcül hastalıktan korunma olanakları da o oranda artmaktadır. Bu nedenle kanser araştırmacılarının üzerinde en çok durduğu konuların başında, toplumlarda hastalığa yakalanma olasılığını artıran “risk faktörleri” gelmektedir.
Kanser, zaman içinde ve pek çok farklı etkenin bir araya gelmesiyle sinsi bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Nitekim bazı türlerde genetik miras rol oynarken, çoğunda ise yaşam biçimleri ve çevresel faktörler etkili olmaktadır. Dünyaca ünlü tıp kuruluşu Roche verilerine göre kanser ortaya çıkma olasılığını artıran temel faktörler şunlardır:
Tütün ve mamullerinin tüketilmesinin, tüm dünya genelinde kanserlerin ortaya çıkmasında en büyük pay sahibi olduğu bilinmektedir. Çünkü sigara dumanı doğrudan akciğer başta olmak üzere onlarca farklı organ kanserini tetikleyen yüzlerce zehirli madde barındırır.
Araştırmacılar, beslenme alışkanlıkları ile kanser türleri arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu net olarak göstermektedir. Örneğin yüksek yağ içerikli beslenmenin; kalın bağırsak, rahim ve prostat kanseri türleri ile ilintili olduğu saptanmıştır.
Ayrıca aşırı şişmanlığın (obezite), özellikle yaşlı kadınlar arasında meme kanserine yakalanma olasılığını ciddi şekilde yükselttiği bilinmektedir. Öte yandan lif oranı yüksek gıdalarla beslenmenin, birçok kanser tipi için güçlü bir koruyucu özellik taşıdığı kanıtlanmıştır.
Yoğun ve korumasız bir şekilde güneş ışınlarına maruz kalmanın, ciltte erken yaşlanmaya ve hücresel tahribata yol açtığı bilinmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, ilerleyen yıllarda ölümcül cilt kanseri gelişimleri tetiklenmektedir.
Aşırı derecede alkol tüketen kişilerde ağız, boğaz, yemek borusu ve karaciğer kanserlerine yakalanma riski çok büyük oranda artmaktadır. Eğer bu alkol tüketimine ek olarak sigara da kullanılıyorsa, kanser riski katlanarak çok daha tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır.
Yaşanılan veya çalışılan ortamdaki radyoaktivitenin yüksek olduğu durumların hücresel yapıyı bozduğu saptanmıştır. Bu radyoaktif maruziyetin; lösemi, meme, tiroid, akciğer ve mide kanserlerinin ortaya çıkma riskini artırdığı gösterilmiştir.
Endüstride kullanılan bazı kimyasal maddelere, ağır metallere ve pestisitlere (böcek öldürücü ilaçlar) maruz kalmanın kanser riskini artırdığı bilinmektedir. Asbest, nikel, kadmiyum, uranyum, radon, vinilklorid ve benzen en çok bilinen tehlikeli kanserojen maddelerdir. Nitekim bu kimyasallar tütün dumanı ile birleştiğinde, vücuttaki kanserleşme sürecini çok daha fazla hızlandırmaktadır.
Menopoz döneminde kadın bedeninde eksilen hormonların yerine dışarıdan yapay hormon verilmesiyle menopoz belirtileri hafifletilebilmektedir. Ancak bazı araştırmalar, tek başına östrojen hormonu kullanımının rahim kanseri riskinde belirgin bir artışa yol açtığını göstermektedir. Ayrıca uzun süre östrojen kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin de yükseldiği öne sürülmektedir.
Meme, yumurtalık, prostat ve kalın bağırsak gibi kanser tiplerinin bazı ailelerde daha fazla ortaya çıkma eğilimi gösterdiği saptanmıştır. Bunun tamamen genetik nedenlerle mi, yoksa aynı aile bireylerinin paylaştığı yanlış yaşam biçimlerinden mi kaynaklandığı halen araştırılmaktadır. Ancak aile geçmişinde kanser olan kişilerin çok daha dikkatli olması gerekir.
Hayati Uyarı: Kanser oluşumuna yol açan çevresel faktörlerin çoğunu hayatımızdan tamamen çıkararak riskleri en aza indirmek bizim elimizdedir. Bu nedenle kanser riski taşıdığını düşünen herkesin mutlaka uzman doktorlara danışması ve düzenli sağlık kontrollerinden geçmesi şarttır.
Sağlıklı günler dileriz.
1
KAYD Yönetim Kurulu Başkanı Kaymaz Kanserle mücadelede en önemli artımız doğru tıbbi beslenme
2
Türk bilim insanının icadı dünyada ses getirdi… Meme kanserini erken teşhis edebilecek
3
Tiroid nodüllerinde kanser riskine dikkat!
4
Virüslerle Bulaşan Bir Hastalık: Serviks Kanseri
5
Kolon Kanseri Nedir? Nelere Dikkat Edilmeli?