Böbrek kanseri, yetişkinlerde görülen tüm kanser türlerinin yaklaşık yüzde üçünü oluşturan ciddi bir uroloji hastalığıdır. Genellikle 40 ile 50 yaş arasındaki bireylerde daha sık ortaya çıkan bu kanser türüne, erkeklerin kadınlara oranla bir kat daha fazla yakalandığı bilinmektedir.
Erken evrede teşhis edildiğinde tamamen iyileşme şansı çok yüksek olan bu hastalıkta, risk faktörlerini bilmek ve vücudun verdiği sinyalleri doğru okumak hayati bir önem taşır.
Böbrek tümörlerinin kesin olarak ortaya çıkış sebebi henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan bilimsel araştırmalar, bazı çevresel, mesleki ve kalıtımsal faktörlerin hastalığı doğrudan tetiklediğini göstermektedir.
En önemli risk faktörleri şunlardır:
Zararlı Alışkanlıklar: Sigara kullanımı ve aşırı kahve tüketimi.
Yanlış Beslenme ve Genetik: Diyet alışkanlıkları, obezite ve ailevi (kalıtımsal) geçişler.
Hormonal Etkenler: Vücuttaki hormonal dengesizlikler.
Kimyasal Maddeler ve Meslekler: Deri işçiliği, petrol ürünleri, asbest ve kadmiyum gibi çevresel veya mesleki zararlı kimyasallara doğrudan maruz kalmak.
Böbrek tümörleri genellikle ilk evrelerde sinsi ilerlese de, kitle büyüdükçe kendisini fark ettiren bazı temel şikayetler ortaya çıkar. En yaygın böbrek kanseri belirtileri şunlardır:
Kanlı İdrar (Hematüri): İdrarda gözle görülebilen veya tahlillerde ortaya çıkan kan, bu hastalığın en önemli ve en ciddi belirtisidir.
Böğür Ağrısı: Vücudun yan tarafında (koltuk altı ile kalça arasında kalan bölgede) hissedilen kronik ağrılar.
Ele Gelen Kitle: Karın veya yan bölgede elle muayenede fark edilebilecek büyüklükte bir sertlik veya şişlik.
Hastalığın teşhis süreci uzman bir ürolog tarafından yönetilir. Eğer hastanın vücudunda ele gelen belirgin bir kitle varsa öncelikle fiziksel muayene yapılır.
Kitle saptanamayan ancak kanlı idrar şikayetiyle başvuran hastalarda ise üriner sistem ilk olarak ultrasonografi (USG) ile taranır. Ultrason bulgularını desteklemek ve daha detaylı bir inceleme yapmak amacıyla bilgisayarlı tomografi (BT) istenir. Gelişmiş tomografi cihazları sayesinde günümüzde henüz bir santimetre büyüklüğündeki tümörler bile kolayca yakalanabilmektedir.
Böbrek tümörlerinde tedavi planlaması yapılırken hastalığın hangi evrede (devrede) olduğu en kritik unsurdur:
Tümör henüz böbrek dokusunun dışına çıkmamış ve çevre organlara yayılmamışsa, birincil tedavi cerrahidir. Üroloji uzmanı, kanserli böbreği etrafını saran koruyucu yağ dokusuyla birlikte ameliyatla tamamen çıkartır (nefrektomi). Erken evrede yakalanan hastalarda bu yöntemle tam iyileşme oranı oldukça yüksektir.
Kanser hücreleri kan veya lenf yoluyla vücudun diğer dokularına sıçramışsa (metastaz yapmışsa), böbreğin ameliyatla çıkarılması durumu hastanın genel sağlık tablosuna göre tartışmalı hale gelebilir. Kanser yayılım gösterdiğinde şu tedavi yöntemlerinden faydalanılır:
Radyoterapi (Işın Tedavi): Tümörlü hücreleri yüksek enerjili ışınlarla yok etmeyi hedefler.
Kemoterapi (İlaç Tedavisi) ve Akıllı İlaçlar: Kanser hücrelerinin büyümesini engelleyen sistemik ilaçlar uygulanır.
Hormonal Tedavi: Hormona duyarlı tümörlerde büyüme hızını yavaşlatmak amacıyla tercih edilir.
1
KAYD Yönetim Kurulu Başkanı Kaymaz Kanserle mücadelede en önemli artımız doğru tıbbi beslenme
2
Türk bilim insanının icadı dünyada ses getirdi… Meme kanserini erken teşhis edebilecek
3
Tiroid nodüllerinde kanser riskine dikkat!
4
Virüslerle Bulaşan Bir Hastalık: Serviks Kanseri
5
Kolon Kanseri Nedir? Nelere Dikkat Edilmeli?