İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
“Terörsüz Türkiye” dediler, sustuk, bekledik, dinleyelim dedik. Meclis’te bir komisyon kuruldu, “Burada konuşulan burada kalacak” denildi. Ama ne oldu? Bir süre sonra İmralı’dan duyurular gelmeye başladı. Bu ne demek? Türk halkı duymasın ama terörist başı her şeyden haberdar olsun, öyle mi?
Elbette ki hepimiz; terörsüz bir Türkiye’yi, ekonomisi güçlü bir ülkeyi, asil Türk milleti olarak huzur içinde yaşamayı isteriz. Ama bunu isterken kimliğimizden, şehitlerimizin onurundan asla taviz vermeyiz.
Daha birkaç gün önce, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu yüce Meclis’te, DEM Parti’nin grup başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit adlı şahıs, şehitlerimiz için “genç cesetler” ifadesini kullanarak şehit ailelerini derinden yaralamıştır. Peki, Meclis Başkanının hiç mi kanına dokunmadı bu sözler? O koltukta oturmak sadece makam değil, aynı zamanda milletin vicdanını taşımaktır.
Şehit aileleri, terörsüz Türkiye sürecine zarar gelmesin diye sadece bir şey istediler: Meclis kürsüsünden bir özür. Bu kadar basit ve insani bir talep neden çok görülüyor?
Eğer gerçekten terörsüz bir Türkiye isteniyorsa, TBMM’de bazı vekillerin önce haddini bilmesi gerekir. Türkiye’de bin yıldır birlikte yaşadığımız, kız alıp kız verdiğimiz Kürt kökenli vatandaşlarımızı bu demliler temsil edemez. 600 milletvekilinin içinde 400’e yakını Doğu ve Güneydoğu kökenli. Dağa kaçırılan gençler Kürt kökenli değil miydi? Diyarbakır’da çocukları dağa kaldırılan anneler oturma eylemi yapmadı mı? O zaman bu demliler bu kardeşlerimizi nasıl temsil ediyor?
Açıkça ve net biçimde söylemek gerekir: Terörsüz Türkiye isteyen Ankara’daki yetkililer, sürecin sağlıklı ilerlemesini istiyorlarsa önce gazilerimizin ve şehit ailelerinin bu vekillerle ilgili kaygılarını dinlemeli, sıkıntılarını gidermelidir. TBMM’de bu vekillerin dikkatini çekmeli, gerekiyorsa kulaklarını çekmelidir. Çünkü milletin güveni sarsılırsa, bu ülkenin temelleri de sarsılır.
Sevgiyi hak edenleri Kemali hürmetle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla…