Önce kendimizin yada resmi veya özel sektöre ait bir ofisin fiziksel koşullarının uygun olmayışı bizi strese sokar… bunlar kalabalık, intim alan yokluğu ( mahremiyetin olmayışı ) aşırı gürültü, çok sıcak, çok soğuk, merkezi ayarlı klimaların olduğu bir türlü optimum ısının kararının tutturulamadığı ortamlar, aydınlatmanın yanlış eksik yada çok fazla olduğu ofisler, hava kirliliğinin çok olduğu, sigara içiminin kısıtlanmadığı , temizliğin iyi yapılmadığı, pis tozlu, dağınık estetikten yoksun, sıkıntı verecek kadar dolu, sıkışık yerler. Aşırı gürültülü, uğultulu, makinaların monoton sesleri içinde çalışılan yerler, zehirli kimyasal maddelerin var olduğu, yada radyasyon, manyetik alanın ( kabul edilebilir sınırlarda olmasına rağmen ) bulunduğu iş yerleri, alıştığımızı sandığımız ama zaman içinde stres yaratıp ruhumuzun ve daha sonra da bedenimizin sınırlarını zorlayan stres kaynaklarıdır.
Hiç olmazsa bir kısmı elimizde olan fiziksel stres kaynaklarını değiştirebilir, daha temiz aydınlık güzel ve uygun ısı ve ışıklı, sakin bir ortamda çalışmayı başarabilirsek daha az strese maruz kalacağımız kesindir ki bu da daha verimli olurken daha az yorulmak demektir. Çünkü aşağıda sıralayacağım diğer iş streslerinin kendi inisitiyafimiz içinde kontrol edilebilirlikleri doğrusu oldukça zordur. Ve bunlar bizi zaten için için çok fazla yıpratmaktadır da biz bunların bazan farkında bile olmayız.
İş Stresine Yol Açan Örgütsel Faktörler
1. Politikalar
* Adaletsiz, keyfi performans değerlendirmeleri
* Ücret eşitsizlikleri
* Esneklik taşımayan kurallar
* Vardiyalı çalışma
* Belirsiz yöntemler
* Sık bölüm değiştirme
* Gerçekci olmayan iş tanımları
2. Yapılar
* Merkeziyetçilik; kararlara katılıma izin verilmemesi
* Sınırlı ilerleme imkanları
* Resmiyet derecesinin fazlalığı
* Yüksek düzeyde uzmanlaşma
* Bölümler arası karşılıklı bağımlılık
* Personel – Yönetici çatışması