" />

11. Sınıf Edebiyat Çalışma Kağıdı

11. Sınıf Edebiyat Çalışma Kağıdı

ABONE OL
Ağustos 24, 2025 08:04
11. Sınıf Edebiyat Çalışma Kağıdı
0

BEĞENDİM

ABONE OL
EDEBİYAT SOSYAL VE SİYASİ HAYAT İLİŞKİSİ

Edebiyat ile sosyal hayat arasında ciddi bir bağ vardır.Sosyal ve siyasi hayat edebiyatın adeta besin kaynağıdır.Edebiyatçılar yaşadıkları sosyal ve siyasi düzende ortaya çıkan aksaklıkları edebi bir hale getirmeleri toplumun nabzını tutup bunu en iyi şekilde yansıtmaları beklenen birşeydir.Dönemin siyasi koşullarından zorluklarından ya da aksaklıklarından beslenen edebiyatçı bunu kendi uslubuyla edebileştirerek bizlere sunar.

Edebiyat düşünce hayatının vazgeçilmezidir. Düşünün ki düşüncesini açıklayacak birisi edebiyatı kullanmasın. Bu mümkün değildir.

Edebi eserlerin konusu siyasi ve sosyal hayatı da kapsar. Yazarlar dönemin siyasi ve sosyal hayatını eserine konu edinebilir.

Demek ki edebi eserler dönemin düşünce, sosyal ve siyasi hayatını yansıtır.insanların o dönemdeki yaşayışlarını, bulundukları durumu bizlere yansıtır.örneğin;kemal tahir in “esir şehrin insanları” adlı kitabı 1. dünya savaşında aydınların umutsuz koşullar altında,çıkplak elleriyle savaşı nasıl üstlendiklerini anlatan bir romandır.İşte bunun gibi geçmişi anlatan romanlar,belgeler, resimler,heykeller edebiyat ın sosyal düşünce,siyasi hayatla ilişkisi olduğunun kanıtıdır.

YENİLEŞME DÖNEMİ HAKKINDA

Yenileşme dönem 17. Yy ın sonundaki Karlofça (1699) antlaşması ile başlamıştır. Ancak 19 yy da hız kazanmıştır. Bu yüzden yenileşme dönemi 19 yy ı kapsamaktadır.

19. yüzyılda siyasi alanda yapılan yenilikler:

-Yönetim merkezi olan babıali güçlendirildi

-Meclis-i ahkam-ı adliye (mahkeme) kuruldu

-Yeni meclisler komisyonlar kuruldu

-Ceza ve ticaretle ilgili yasalar çıkarıldı, yabancılarında katıldığı karma ticaret mahkemeleri kuruldu.

-Padişahın yetkileri kısıtlandı yönetim yetkisi meclise verildi.

– Ülke vilayetlere sancaklara kazalara köylere ayrıldı valiler kaymakamlar görevlendirildi.

19. yüzyılda sosyal hayatta yapılan yenilikler

-Posta telgra teşkilatı kuruldu, haberleşmede gelişme sağlandı.

-Yeni yollar yapıldı, ilk demiryollarının yapımına başlandı.

-Belediyeler kuruldu

-İlk nüfus sayımı yapıldı (askere gidecekleri belirlemek için)

-Kıyafet değişikliği yapıldı, devlet memurlarına ceket gömlek fes giyme zorunluluğu getirildi.

-Halk avrupai yaşama özenmeye başladı, evlerde yurtdışından mobilyalar ve ev eşyaları kullanılmaya başlandı, eğlence şekilleri değişti.

19 yüzyılda askeri alanda yapılan yenilikler

-Yeniçeri ocağı kaldırıldı

-Nizam-ı cedid kuruldu

-Ordunun eğitim şekli değişti.

-Ordu beş ordu şeklinde teşkilatlandırıldı.

-Askerlik süresi beş yıl olarak belirlendi.

-Askere alma işi kura ile yapılmaya başlandı.

19. yüzyılda eğitim alanında yapılan yenilikler

-İlk eğitim bakanlığı kuruldu (meclis-i maarif-i umumiye)

-Rüştiyelerin (ortaokul) sayısı arttırıldı.

-İlk kız rüştiyesi kuruldu

-Rüştiye üzerinde eğitim veren idadilerin ilki kuruldu.

-Robert koleji, galatasaray sultanisi, duşşafaka adlarında ilk özel okullar açıldı.

-Mektebi mülkiye (siyasal bilimler fakültesi) açıldı.

-Darülfünun (üniversite) kuruldu

-Avrupaya öğrenci gönderilip, öğretmenler getirildi.

Yapılan savaşlar ve bu savaşların sonuçları:

Boğazlar sorunu sonucu : Boğazların yönetimi Londra antlaşması ile Osmanlı’da kalacak barış zamanı boğazlar savaş gemilerine kapalı , ticaret gemilerine açık olacak.

Kırım savaşası ve sonucu : Rusya ie Paris antlaşması yapıldı.Ruslar karadenize giremeyecek. Osmanlı devleti avrupa devleti sayılacaktı.

Osmanlı ve Rus Savaşı sonucu : Romanya,kazdağı,sırbistan tam bağımsız olacak.Kars, batum ardahan ruslara bırakılacak.Teselya ruslara verilecek.Bosna-Hersek geçici olarak avusturyaya bırakılacak..

Sırp isyanı ve sonucu : isyan ruslar tarafından desteklendi.Bükreş antlaşması ile ayrılacak Edirne antlaşması ile iç işlerinde bağımsızlık berlin antlaşması ile tam bağımsızlık verildi..

Yunan isyanı ve sonucu : Edirne antlaşması ile tam bağımsızlık verildi

Mısır sonucu ve sorunu : Mısırın sorunu londra antlaşması ile Mehmed ali paşa’ya ve oğullarına bırakıldı.Mısır’ın dış işlerinde osmanlı devletine bağımlı olmasına ve vergi verilmesine karar verildi.

SADULLAH PAŞA HAKKINDA

Tanzimat devri devlet adamı ve şâir. 1838’de Erzurum’da doğdu. Babası çeşitli illerde vâlilik yapmış Esad Muhlis Paşadır. İyi bir tahsil gören Sadullah Paşa, babasının kontrolünde özel hocalardan Arapça, Farsça, Fıkıh, Akaid, Tabiiyye, Kimyâ ve Fransızca dersleri aldı.

1853’te ilk memuriyetine başlayarak, mâliye Vâridat Kaleminde vazifelendirildi. Üç sene kadar burada çalıştıktan sonra, Bâbıâli Tercüme Odasına geçti. Kısa zamanda memuriyette derecesi yükseldi ve sırasıyla Mesahib Kalemine (1866), Şûrâ-yı Devlet Maârif Dâiresi Başmuavinliğine (1868) ve ardından da Başkitâbetine (1870) geldi. Dîvân-ı Hümâyun Tercümanlığına (1871), Dîvân-ı Hümâyun Amedliğine ve Defter-i Hâkânî Nezâretine (1874), Temyiz Mahkemesi Reisliğine (1876), Ticâret Nezâretine ve Sultan Murâd’ın tahta geçmesiyle de Mâbeyn Başkâtipliğine (1876) tâyin edildi.

Sultan İkinci Abdülhamid Han zamânında, Bulgaristan Meselesini yerinde incelemek üzere Filibe’ye gönderilen komisyona başkanlık yaptı. Bu vazîfesini tamamladıktan sonra Berlin’e elçi olarak gönderildi. Buradayken Ayastefanos Antlaşması ile Berlin Kongresine ikinci murahhas olarak katıldı. Berlin’deki başarılı çalışmalarından dolayı vezirlik rütbesi verildi (1881). 1883’te Viyana Büyükelçiliğine tayin edildi. 1891’de Viyana’da intihar etti. Cenâzesi İstanbul’a getirilerek Sultan Mahmud Hanın türbesinin bahçesine gömüldü.

Sadullah Paşa, devlet adamlığı yanında edebiyatla da uğraşmıştır. Fakat yazdıklarının pek çoğu ele geçmemiştir. Yazdıklarının içinde en önemlisi On dokuzuncu Asır manzumesidir. Bu manzumede batının ilerlediği müspet ilimlere, Türklerin de ayak uydurması gerektiğini savunmaktadır. Sadullah Paşanın batı dillerinden yaptığı tercümelerin en meşhuru Göl adlı eseridir. Berlin Mektupları, Charlottenbourg Sarayı, Paris Ekspozisyonu, Cevdet Paşaya Mektup, bilinen eserleridir. Berlin Mektupları, Tanzimat devri seyahat edebiyatının ilk örnekleridir.

ONDUKUZUNCU ASIR

Bu manzume Sadullah Paşa’nın Avrupai fikirlerini ortaya koymaktadır. Sadullah Paşa bu manzumede on dokuzuncu asır medeniyetinin en mühim iki unsuru olan ilim ve tekniği yüceltmektedir.

Sadullah Paşa insan aklının kudretini yüceltiyor, yaptığı keşifler ve icatlar sayesinde Ortaçağ’ı aşarak yeni bir çağ yarattığını söylüyor. Sadullah Paşa’nın üslup bakımından çok zayıf olan bu manzumesinde şu fikirler ortaya konmaktadır.

1. İnsan aklının kudreti

2. Akıl ve tecrübe sayesinde meydana gelen ilim ve tekniğin Ortaçağ medeniyetine son vererek yeni bir devir açması,

3. Sosyal sahada eşitlik ve hürriyet fikirlerinin doğuşu,

4. Terakkiye iman

Dikkate değer bir nokta olarak, Sadullah Paşa, on dokuzuncu asır medeniyetinin Hıristiyanlığa aykırı olduğu halde, İslamiyet’in esası olan Allah’ın birliği fikrini teyit ettiğini söylüyor.

Manzume bu asırda düşünce ışıklarının en son noktaya eriştiğini belirterek başlıyor. Olmaz zannedilen bir çok şey bu asırda mümkün hale gelmişti. Yeni keşifler, eski kanaatleri alt- üst etmiştir. Kimyevi araştırmalar, madde hakkındaki görüşleri tamamıyla değiştirmiştir. Eskiden basit zannedilen şeylerin zor, zor zannedilen şeylerin basit olduğu görülmüştür. Bu asırda ilmin esası öğrenilmiştir. Mantığın yerini tecrübe almıştır. Tecrübe sayesinde birçok bilinmeyen bilinir hale gelmiştir. Eskiden mecaz olarak bilinenler gerçek, gerçek zannedilenler mecaz olmuştur. Eski bilgiler belki de temelinden yıkılmıştır. Astronomi, coğrafya, fizik ve kimya artık zihni kuruntulardan ve vesveselerden ibaret değildir. Nazari meseleler artık denemeye dayanmaktadır. Deneme nazari fikirler için tam bir senet vazifesi görür. Bu sebeple eski zanna dayanan fikirler kesin bilgiler olmaya başlamıştır. Bu asırda parlak akıllar gökyüzüne yükseliyor. Çekim kanunu adeta bir merdiven vazifesini görüyor. İnsan düşüncesi yerin derinliklerine de inebiliyor. Dünyanın yaratılışına ait ****ller din kitapları arasında değil yer tabakaları arasında araştırılıyor. Bilgi sayesinde elektrik, ziya, buhar, mıknatıs, insanın elinde bir hareket unsuru oluyor. Işık eskiden sanatkârlar tarafından haberciye benzetilirken bu gün gerçekten bu işi görüyor. Ses mesafelerin tayininde sadık bir haberci olmuştur. Buhar, karanlıkları aydınlatıyor. Elektrik dört bir tarafa haberler taşıyor. Buhar kuvveti karada ve denizde bir taşıma Hızır’ı oluyor. Bütün bu keşiflerin yapıldığı asır, evvelki asırlardan üstün olmakla övünse hakkı değil midir?

Bu yüzyılda artık eski çağlardan kalma efsanelerin bilgilerin hiçbir değeri kalmadı. Ne Hızır’ı ebedi hayata ulaştırdığı söylenen “çeşme-i hayvan”, ne bütün hastalıkları iyi eden “daru-yı sührab”, ne efsun nüshası, ne müneccimlerin yıldızlarla insan talihi arasında bulduğu ilişkiler,”nahs-ı kıran” ve “sa’d-ı tevali” ne remil ve kehanet, ne cifriyat kaldı. Artık ne hüma kuşunun mutluluk getirdiğine ne de baykuşun uğursuzluğu haber verdiğine inanılıyor. Ne Atlas omuzlarında gökyüzünü taşıyor ne Zühre yıldızı bir tanrı. Eflatun’un fikirleri kâinatın yaradılışı için bir esas olarak görülmüyor. 19. asrın ilmi bütün bu batıl inançları yıktı. Tanrı’nın birliği fikri bu asrın felsefesine temel oldu.

Akıl Tanrının birliği fikrini ispat ettiği için bütün milletler birlik yolunu tutuyorlar. Hak ve vazifenin sınırları tespit edildi artık insanlar ne birbirlerini zorlayabilir ne de üstün olmakla ezebilirler. Şahısların haklar artık kanunlar tarafından korunuyor. Cemiyet hayatına başka bir düzen verildi. Ne Amr Zeyd‘in (Ali Veli’nin) esiri, Ne Zeyd Amr‘ın (Veli Ali’nin) efendisi. Kanunlar eşitlik prensibine göre yapılıyor. İlmin yayılması zihinleri aydınlattı. Matbuatın feyizleri noksanları tamamladı. Bütün bu yenilikler maalesef doğudan değil batıdan doğdu. Doğu artık söndü. Ne Türkiye’nin, ne Arabistan’ın ne Herat’ın şöhreti kaldı. Zaman terakki zamanı, cihan, ilim cihanı. Böyle bir asırda topluluklar hiç cahil yaşayabilir mi?

Bu manzumede bizi ilgilendiren taraf onun doğan bir âlem ile çöken bir âlemi, derli toplu bir şekilde karşılaştırarak bizlere sunmasıdır. Burada on dokuzuncu asrın ilim ve tekniğine hayran ortağı küçümseyen bir zihniyetle karşılaşıyoruz. Akla, tecrübeye ve insana karşı derin bir inanç var.

Manzume dili bakımından eskidir. Hemen hemen şairane bir özellik taşımaz. Divan edebiyatının bütün edebi sanatlarından sıyrılmıştır. Bu sebeple de çıplak ve kuru bir fikir ifadesinden ileri gidememiştir. Doğal bir gazete makalesinin şiire sokulmuş hali gibidir. Şiir, fikir yanında feda edilmiştir. Düşünceleri vereceğim diye şiire önem verilmemiştir. Bu sıralarda da pozitivizmi ve materyalizmi aşırı derecede savunan Beşir Fuad, yalnız Divan edebiyatına karşı değil, Tanzimat’tan sonra batılı romantikleri taklit eden yazarlara karşı da şiddetle hücum edecektir. Beşir Fuad ile Sadullah Paşa sadece dünya görüşleri olarak değil ölümleri ile de birbirlerine benzerler. İkisi de intihar eder.

3. SELİM DÖNEMİ YENİLKİKLERİ

Nizam ı Cedit adında bir ordu kuruldu

Nizam ı Cedit ordusunun masraflarını karşılamak için İrad ı Cedit hazinesi kuruldu

Batıdan uzman kişiler getirildi

Askeri alanda batı tarzında yeni okullar açıldı.

Avrupada ilk daimi elçilikler kuruldu.

Resmi devlet matbaası kuruldu.

Fransızca devletin ilk resmi yabancı dili olarak kabul edildi.

Merkeze bağlı eyaleteler yeniden düzenlendi.

 

Tanzimat Edebiyatının Genel Özellikleri

Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi akımdır. 3 Kasım 1839′da Reşit Paşa tarafından ilan edilen ve Gülhane Hattı Hümayunu da denilen yenileşme beratının yürürlüğe konmuş olmasından doğmuştur. Bu olay daha sonraları Tanzimat Fermanı olarak adlandırılacak,gerek siyasi alanda gerek edebi ve gerekse toplumsal hayatta batıya yönelmenin resmi bir belgesi sayılacaktır. Edebiyat Tarihçilerimizde 1839 yılını Tanzimat edebiyatının başlangıcı olarak kabul edeceklerdir.

19. yy. Osmanlı İmparatorluğu’nda artık gerileme ve çöküş devrinin başladığı dönemdir. Ardı ardına alınan yenilgiler, geniş Osmanlı topraklarında birbiri ardına gelen isyanlar, yönetimi bir arayış içine çekmiş, III. Selim devrinde ilk kez orduda yapılan ıslahat hareketleri ile Avrupa’nın teknik ve kültürel üstünlüğü karşısında imparatorluk yönünü batıya çevirmek zorunda kalmıştır. Gülhane Hattı Hümayunu’nun yürürlüğe konmuş olmasıyla her alanda bir yenileşme hareketi başlamıştır.

ZİYA PAŞA (1825-1880): Şiirleri içerik ve biçim açısından Divan edebiyatının özelliklerine uygunluk gösterir. Ancak hak, adalet, kanun gibi kavramları Ziya Paşa da kullanmıştır. Batılılaşmada şiirlerinden çok düşünceleriyle önem taşır. Hece ölçüsüyle de denemeler yapmıştır. En ünlü eseri ‘Terkib-i Bent’idir. ‘Harâbât’ adlı Divan şiiri antolojisinin önsözündeki düşünceleri nedeniyle Namık Kemal’in eleştirilerine hedef olmuştur.

Ziya Paşanın Osmanlı Gerilemesi Hakkındaki düşünceleri

Osmanlı devletinin Batılılaşmasını istiyordu..Osmanlı devletinin batıya ayak uydurmasını istiyordu..Hak,eşitlik,adalet gibi kavramları savunuyordu.Ve bunları yazdığı eserlerde dile getiriyordu.

OSMANLIYI ETKİLEYEN KAVRAM VE DÜŞÜNCE AKIMLARI

Bilim, Hukuk, Teknik, Rönesans, Reform, Potivizm

OSMANLI DEVLETİ NİN BATI KARŞISINDA ASKERİ BAŞARIZLIKLARIN NEDENİ

Osmanlı Devleti 16. Yy ın sonuna kadar çok güçlü bür devlet olduğu için batıya yönelmeyi kabul etmemiştir. Batıyı küçümsemiştir. Buna rağmen batı sürekli gelişmiştir. Bu yüzden batı ordularının karşısında askeri başarısızlık yaşamıştır. Kısaca yaşanan gelişmeleri takip edememesi bilim ve teknik alana geri kalmasıdır.

TANZİMAT EDEBİYATINDA İLKLER

İlk resmi gazete : Takvim-i Vekayı (1831

İlk yarı resmi gazete : Ceride-i Havadis (1840)

İlk özel Türkçe gazete : Şinasi, Agah Efendi, Tercüman-ı Ahval (1860)

İlk mizahi gazete : Teador Kasap, Diyojen (1870

İlk eleştiri : Namık Kemal, Tahrib-i Harabat….

İlk makale : Şinasi, Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi

İlk yazılan tiyatro : Şinasi, Şair Evlenmesi (1859

İlk oynanan tiyatro : Namık Kemal, Vatan Yahut Siliste

İlk yerli roman : Şemsettin Şinasi, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (1872)

İlk çeviri roman : Yusuf Kamil İlk edebi roman : Namık Kemal, İntibah (1876) Paşa, Terceme-i Telemak(Fenelon 1859

www.kozanbilgi.net internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotografların her türlü telif hakkı KozanBilgi.Net'e aittir. İçerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.