OKTAY EROL
Bağımlılık tanımlanırken, “bir maddenin ya da davranışın bireyin yaşamı üzerinde kontrol sahibi olmaya başlaması” sözü kullanılır. Bu öylesine bir “teslimiyet” ki, olumsuz sonuçlar doğurmasına karşın kişinin uzaklaşmamasıdır! Fiziksel sonuçları olduğunca, psikolojik boyutları da ortaya çıkar! Bağımlılığın ortaya çıkmasında birçok etmenden söz edilir. Bu etmenler arasında genetik yatkınlık, çevresel etmenler, psikolojik faktörler ve sosyal etmenler sayılabilir.
İki gün önce gerçekleşen Adana Anakent Belediyesi ile Yeşilay buluşması anlamlıydı. Her gün biraz daha artan kaygıların önüne geçmek için uyuşturucu ile bağımlılığa karşı mücadele kararı alıp, basın önünde protokol imzaladılar. Anakent Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile Dr. Yunus Emre Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleşen protokol imza töreninde, uyuşturucu ile bağımlılığa karşı neler yapılacağı, günümüzdeki boyutu konuşulurken toplumun yaşamını, içinde bulunduğu koşulları/ çıkmazları düşündüm. Yerel yönetimle Yeşilay bir şeyler yapmak istiyordu, toplumun kanayan yarasını dindirmek istiyorlardı, çözüm üretmeyi amaçlıyorlardı; ya istemeyenler, ya insanların bu denli kaygılarını kazanca dönüştürenler, bunlar üzerindeki “iktidarın” etkisi, yapmak istedikleri… “Kim dinler ki bağımlılığın etmenlerini” diyenler olsa da, bu çıkmazdan kurtulmak isteyenler de var!
***
İnsanlar yoksullaştıkça, toplumdan kendilerini soyutlar! Yetmeyen gelirini, karşılayamadığı gereksinimini, gerek duyulması gereken toplumsallaşmasını herkese göstermek yerine “dört beton duvar” arasını “yaşam alanı” saymasına neden olur! Çoğu zaman “neden” saklandığını da bilmez! En çok “akran” karşılaştırması yapar, eldekiyle “yetinmeyi” salık verenlerden kaçar, eldekiyle “yaşamsızlığı” göstermek istese de denememe bağımlısıdır!
İçe kapanır! Bugün evler “gençlerle” dolu! Herkesin elinde bir akıllı telefon! Aslında “en ucuz” eğlence! Düşünebiliyor musunuz, bir kafede/ bir saat oturma bedeline/ bir ay boyunca sanal takılmak olası! Dokunamasa da, kokusunu alamasa da, birlikte eğleniyorlar, hoşça zaman geçirebiliyorlar! Sanal dünya kendinden bir şey de istemiyor, yeter ki internet ağında olmanın bedelini ödesin! Saatlerce birlikte olabiliyor, sorduğunun yanıtını alabiliyor, eylemlerine karşılık verebiliyor/ kendi karşılık alabiliyor… Bunun adı sanal bağımlılık!
***
Milenyuma kadar, gençler arkadaşlarıyla birlikte oturacak, söyleşirken iki bira içecek ekonomik güçleri vardı! Bir/ iki arkadaşın yediğinin/ içtiğinin bedelini bir kişi karşılayabilirdi! Amaç sarhoş olmak, ortalığı dağıtmaktan öte; hoşça birkaç saat geçirmekti! İnsanlar içsinler, yollara dökülsünler, ne yaptıklarını bilmesinler, demiyorum! Eğer kimseye zarar vermeden, kırmadan/ dökmeden eğlenerek sosyalleşmelerine katkı sağlıyorsa “kimi/ ne” ilgilendirir! İlgilendirmemeli!
Önce insanlar yoksullaştırıldı, ardından içecekleri bir bira/ bir sigara/ bir rakı yanına yaklaşılmaz duruma getirildi! Birçok insanın yaşamını yitirmesine neden olan “kaçak içki” konusunda araştırma yapan oldu mu? Ya da tekel ürünleri kadar “kaçak sigara” tüketilmesinin “nedeni” sorgulandı mı? Daha özü; insanların neden “kayıt dışı” olan ürünlere yöneldiği, marketlerde/ pazarlarda ucuz ürüne koştuğu üzerinde durulmadı! Neden?
***
İnsanlar içkiyi eğlenmek, sigarayı bazı duyguları bastırmak için içerler! Günümüzün gençleri eğlenmeyi unuttu; kederden/ acıdan ya da yaşadıklarını unutmak için kendini ya sanal bağımlılıkla ya da uyuşturucu bağımlılığıyla avutmaya çalışıyor! Tekel ürünlerini çoğu kez tüketmekte zorlanıyor! Daha ucuz/ daha elde/ avuçta görülmeyen, daha uzun süre kendini yaşadıklarından uzaklaştıracak “ne” bulursa onu denemek istiyor! Adları her neyse; şimdi her yerde olduğu ileri sürülüyor!
İlkokul çağındaki birçok çocuk sabahın karanlığında okullara aç gönderiliyor! Sınıfta sayıları parmakla gösterilenlerin dışında kalan çocuklar “açlığı” daha ilkokul sıralarında yaşıyor! Ortaokulda, lisede “yoksullukları” daha da derinleşirken, ailenin gelirinin giderine yetmeyişine birçok yerde tanık oluyor! Üniversite daha başka… Birçoğu yaşamlarında hiç görmedikleri bir kentte, görmedikleri yüzlerle bir arada yaşarken çok şeyi öğreniyor! Hem doyacaklar hem barınacaklar hem de eğitimlerini sürdürecekler!
Sürecek