Namaz, İslam dininde amellerin başı ve kulun Yaratıcısı ile kurduğu en güçlü manevi bağdır. Büyük din alimleri ve mezhep imamları, namazı kılmamanın veya hafife alarak terk etmenin dünyevi ve uhrevi ağır sonuçları konusunda ümmeti ciddiyetle ikaz etmişlerdir.
Hz. Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a.): Namaz vakti girdiğinde meleklerin şöyle seslendiğini bildirmiştir: “Ey Âdem oğulları, kalkınız! İnsanları yakmak için hazırlanmış olan ateşi namaz kılarak söndürünüz.”
Abdullah ibni Abbas (r.a.): Resûlullah (s.a.v.) Efendimizden şöyle işittiğini aktarmıştır: “Namaz kılmayanlar, kıyamet günü Allahü teâlâyı kızgın olarak bulacaklardır.”
Ehl-i Sünnet alimleri ibadetlerin imandan bir parça olmadığı hususunda müttefiktir. Ancak bilerek namaz kılmamanın cezası ve fıkhi boyutu hususunda içtihatlarda farklı derecelendirmeler bulunmaktadır:
Hanbelî Mezhebi (ve Bir Kısım Hadis İmamları): İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel, İshak ibni Râheveyh ve Abdullah ibni Mübarek gibi alimler, bir namazı mazeretsiz ve bile bile terk eden kimsenin büyük tehlikede olduğunu ve fıkhen ağır yaptırımlarla karşılaşacağını belirtmişlerdir.
Şâfiî ve Mâlikî Mezhepleri: Namazı terk eden kimse dinden çıkmış sayılmasa da, namaz kılanadek ciddi şer’i yaptırımlara tabi tutulur.
Hanefî Mezhebi: Namazı kılmayan kişi mürted kabul edilmez; ancak namaza başlayıp kılanadek hapsedilir veya ıslah edilecek cezalar uygulanır.
Malının zekâtını vermeyen, malının hayrını göremez.
Öşür (toprak mahsulü zekâtı) vermeyenin kazancında bereket kalmaz.
Sadaka vermeyenin vücudunda sıhhat kalmaz.
Dua etmeyen arzusuna kavuşamaz.
Namaz vakti gelince kılmak istemeyen, son nefeste Kelime-i şehadet getiremez.
Rivayetlerde, namazı kasıtlı olarak terk eden kişilerin dünya, ölüm anı, kabir ve kıyamet gününde karşılaşacağı ikazlar şöyle sıralanmıştır:
Ömrünün bereketi kalkar.
Yüzündeki salih kimselere özgü nur ve sevimlilik silinir.
Yaptığı iyiliklerin ecri eksilir.
Duası kabule mazhar olmaz.
Müminlerin gönlünde ona karşı sevgi kalmaz.
Müslümanların hayır dualarından istifadesi azalır.
Hor ve çirkin bir eda ile can verir.
Aç olarak vefat eder.
Ne kadar su içse de susuzluk hissiyle ruhunu teslim eder.
Kabir onu sıkar, kemikleri birbirine geçer.
Kabri manevi bir ateş ve sıkıntı ile dolar.
Kabrinde kendisini sürekli rahatsız eden unsurlar musallat edilir.
Şiddetli azap meleklerinin nezaretinde haşrolunur.
Cenab-ı Hakk’ın gazabına müstahak bir halde hesaba çekilir.
Hesabı çetin geçerek çetin bir akıbete sürüklenir.