Eski alimler ve hikmet ehli zatlar, ibadetlerdeki hassasiyeti ve cemaatle namaz kılmanın kıymetini her fırsatta dile getirmişlerdir. Geçmiş dönemlerde bir vakit namazı cemaatle kılamayan veya iftitah tekbirine yetişemeyen kimselere iki üç gün boyunca “Başın sağ olsun” taziye ziyaretine gidilirdi. İnsanlar birbirlerini “Bu büyük nimetten ve sevaptan nasıl mahrum kaldın?” diyerek teselli eder, bir daha kaçırmaması için nasihatte bulunurlardı. İbadetteki bu hassasiyet, müminlerin hayat merkezinde namazın yer aldığını göstermekteydi.
İftitah Tekbirinin Değeri: Bin Kervandan Daha Kıymetli
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) döneminde yaşanan bir hadise, namazın ve cemaate yetişmenin manevi değerini açıkça ortaya koymaktadır. Zengin bir sahabi telaiçinde Hz. Peygamber’in yanına gelerek kervanının soyulduğunu ve perişan halde olduğunu söyler. Allah Resulü (s.a.v.) ise bu duruma “Elhamdülillah” diyerek karşılık verir. Sahabinin şaşkınlığı üzerine Peygamberimiz, “Ben de bugün öğle namazının iftitah tekbirini kaçırdın diyeceksin sanıp korkmuştum. Bin kervanın vurulsun ama yeter ki iftitah tekbirini kaçırma” buyurur. Bu olay, dünya malının kaybının ibadetteki aksamalar yanında ne kadar ehemmiyetsiz kaldığını simgeler.
Namazsız Hayat Düşünülemez
Din kitaplarında yer alan hükümlere göre, namaz vakti çıkarken kılmadığı için kalben üzülmeyen bir kimsenin imanı tehlikeye girer. Bir Müslüman büyük günah işlese dahi, kıldığı veya kaçırdığı namaz için içi yanıyorsa bu durum imanının varlığına işarettir. Günümüzde namaz kılmayı ekstra bir meziyet gibi görmek yanlıştır. Bir insana “nefes alıyor” demek ne kadar doğalsa, bir Müslümana da “namaz kılıyor” demek o kadar doğaldır. Namaz, Müslümanın ruhsal nefesidir; namazı olmayan bir bünye manevi anlamda canlılığını kaybetmiş demektir.
Çocukları Namaza Alıştırmada Ailenin Rolü
Beş vakit namazı severek kılmak kadar, çocuklara da küçük yaşlardan itibaren bu bilinci kazandırmak son derece önemlidir. Anne ve babaların tatlı sert ikazlarla çocuklarını namaza yönlendirmesi ailevi bir sorumluluktur. Geçmişte büyük zatların evlatlarına verdikleri terbiye ve ölüm döşeğinde dahi yaptıkları “Namaz kıl, kaza etme, ahirette iki elim yakanda olur” şeklindeki vasiyetler, bu ibadetin kul ile Yaratıcı arasındaki en güçlü bağ olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.