ALİ KILINÇ
Eğer bir gün uğruna gerekirse canımız
Damarlarımızda saklıdır, senin için kanımız
Yaşamak için ölmek davasıdır Hürriyet
Yüzbinlerce şehidin adıdır Cumhuriyet (*)
Cumhuriyet; Orta Asya’dan gelerek Anadolu’yu yurt edinen bir milletin evlatlarına, geldiğiniz yere geri gidin diyenlerin suratına atılan bir tokat ve bunu aklılarından geçirenlere de bir meydan okumadır. Bu mücadeleler bizim bu topraklarda hür ve bağımsız bir şekilde yaşayabilmemiz için verilmiştir. Bunlar için şehit ve gazilerimize şükran borçluyuz.
Şehitlerimiz bu aziz vatanda bizlerin rahat ve huzur içinde yaşayabilmesi için canlarından can, kanlarından kan vermişlerdir. Yüce rabbimiz Ayet-i Kerimesinde Bakara süresi / 154 “ Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, bilakis onlar diridirler, fakat siz anlayamazsınız.” buyuruyor.
Şehidi ve şehitliği İstiklal Şairimiz Akif “Çanakkale Şehitleri” şiirinde çok güzel bir şekilde dile getiriyor.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın
Mısralarında Akif şehitlerimizi bir yerlere koymak istiyor, ama ne tarihe sığdırabiliyor, ne de kabirlere. Sonra aşağıdaki mısralarda şehitlerimizi peygamber efendimizin kucağına emanet ediyor.
Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber
Sana ağuşunu açmış duruyor peygamber. (aguşunu-kucağını)
Vatanımıza sahip çıkıp onu gelecek kuşaklara daha gelişmiş ve daha müreffeh bir halde ulaştıramaz isek bundan en çok şehitlerimiz incinir. Akif’in bir başka beytinde dediği gibi;
Enbiya yurdu bu toprak, şüheda burcu bu yer
Bir yıkık türbesinin üstüne Mevla titrer.
Eğer bu topraklara Mevla titriyorsa, bizler ise zangır zangır titremeliyiz ve bu topraklarda sorumluluk bilinci ile gezip dolaşmalıyız. Çok çalışmak, birliğimize beraberliğimize sahip çıkıp korumak, kendi ekonomik ve şahsi çıkarlarımıza göre değil, ülke çıkarlarına göre hareket edip tavır belirlemeliyiz. Kendi çıkarlarını, gelecekteki hayallerini ve beklentilerini bir an bile düşünmeyen şehitlerimizin yattığı bu topraklar üzerinde şahsi çıkar hesapları ile kavgalar çıkarırsak, bu en hafif tabiriyle nankörlük olur. Ben hayatımı vermişim, sen han-hamam derdindesin demez mi şehitlerimiz. Bu ülkeyi seven insanlar ülkenin insanlarını da sevmezlerse vatan sevgilerini anlatmakta zorluk çekerler. Çünkü ülkeyi korumada zorlanırız, birbirimizi sevmeden birlik ve beraberliği sağlayamayız. Çevremizde ateş, gözyaşı ve sergilenmekte olan vahşetler artarken bölgemizde güçlü bir Türk milletinin varlığına olan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır.
Cumhuriyet bayramları kutlanırken genellikle verilen konserlerle eğlence yönü öne çıkıyor. Şenlikler sonuçtur ama gençlerimiz cumhuriyetin hangi aşamalardan geçtikten sonra kurulduğunu bilirlerse tutumlarını ona göre belirlerler. Verilecek konferanslarla cumhuriyet bilinci güçlendirilmelidir. Yoksa insanlarımız “Yiyelim içelim kam alalım bu dünyadan.” anlayışına yönelme eğilimindedir. Cumhuriyet eğlence meydanlarından geçerek değil, yokluk, açlık, acı, sıkıntı, nankörlük, ihanet ve yırtık çarık, paramparça olmuş elbiseler ile yapılan mücadeleler sonucunda kurulmuştur. Birazcık bundan da haberimiz olsun.
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 102. Yılını kutlarken, ülkemizin ve cumhuriyetimizin kalkınmış ve güven içinde bir devlet ve millet olarak sonsuza dek yaşamasını gönülden diliyorum. Cumhuriyetimizi kuranlar, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal etmiş bütün şehit ve gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum, ruhları şad mekânları cennet olsun. Ülkemizin huzur ve güveni için yaralanmış, kalan ömürlerini gazi olarak geçiren kahraman gazilerimizi de saygı ile anıyor, sağlık ve huzur diliyorum.
(*)Merihan ZIRH