" />
SELMA ERDAL
Övgülere değer bir ülkeyiz ve oldukça da istikrarlıyız.
Çünkü 1950’lerden beri enflasyonist çizgimizden ödün vermeden yaşayıp gidiyoruz şu Dünya adlı gezegende…
Hükümetler değişti.
Başbakanlar, cumhurbaşkanları değişti.
Darbeler oldu, koalisyonlar kuruldu, tek parti iktidarları geldi geçti.
Paradan sıfırlar atıldı.
Ama fiyatların huyu değişmedi.
Bizim kuşak için enflasyon, iktisat kitaplarında okunan bir kavram değildir.
Aileden biridir.
Çocukluğumuzda ekmek zamlanırdı.
Gençliğimizde benzin.
Şimdi peynir, zeytin, kira, elektrik, ilaç…
Demek ki bazı şeyler gerçekten kuşaktan kuşağa aktarılıyormuş.
Dünlerde “Kaça aldın?” diye sorardık.
Şimdi asıl soru “Ne zaman aldın?”
Çünkü dünün fiyatı bugün tarih bilgisine dönüşüyor.
Ekonomist “dezenflasyon” diyor.
Yurtdaş pazarda domatesi eline alıp geri bırakıyor.
Ekonomist grafik çiziyor.
Yurtdaş poşete bakıyor.
Ve soruyor:
“Fiyatlar düşmediyse benim neyime dezenflasyon?”
Ama haksızlık etmeyelim.
Biz gerçekten istikrarlıyız.
Hayat pahalılığından yakınmakta istikrarlıyız.
Döviz kurunu izlemekte istikrarlıyız.
Emeklinin ay sonunu getirememesinde istikrarlıyız.
Asgari ücretlinin maaşının fiyatlara yetişememesinde de…
Başka ülkelerde kriz olağanüstü durumdur.
Bizde bazen hayatın olağan akışı.
Türkiye’de istikrar yok diyenlere itirazım var.
Var efendim.
Hem de yıllardır.
Hükümetler değişiyor.
Ekonomi programları değişiyor.
Bakanlar değişiyor.
Rakamlar değişiyor.
Ama fiyatların yönü değişmiyor.
Hep yukarı.
Demek ki istikrar dediğin biraz da budur aynı yönde kararlılıkla ilerlemek.
Biz de ilerliyoruz.
Yalnız küçük bir sorun var. Ne yazık ki maaşlar aynı kararlılığı göstermiyor, işte bu nedenle de hayatlar kararıyor.
*Kavramlara ilişkin bir açıklama:
Enflasyon: Genel fiyat düzeyinin yükselmesidir.
Dezenflasyon: Genel fiyat düzeyindeki artış hızının yavaşlamasıdır.
Deflasyon: Genel fiyat düzeyinin düşmesidir.
Selma Erdal; Didim, 17 Ekim 2026
" />
" />
GÜNDEM
17 Ekim 2026