Yaşar Kemal’in efsanevi kaleminden çıkan Yılanı Öldürseler, Çukurova’nın sert töre yapısını, kan davasını ve toplumsal cinnetin bir çocuğu nasıl katile dönüştürdüğünü sarsıcı bir dille işler. Eser, kurban kavramını ve toplumsal baskının insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkilerini konu alır.
Esme ve Halil: Güzelliğiyle herkesi büyüleyen Esme, kendisini zorla kaçıran Halil ile evlenmek zorunda kalır. Bu evlilikten Hasan adında bir oğulları dünyaya gelir.
Cinayet ve Töre: Esme’nin gerçek sevdalısı Abbas, bir gece Halil’i vurarak öldürür. Cinayetin ardından tüm köy ve akrabalar, Halil’in ölümünden Esme’yi sorumlu tutar.
Toplumsal Baskı: Halil’in ailesi ve köylüler, Esme’nin güzelliğinden etkilendikleri için ona doğrudan zarar veremezler. İntikam yükünü küçük yaştaki Hasan’ın omuzlarına yüklemeye başlarlar.
Hortlama Efsanesi: Köyde Halil’in ruhunun hortladığı, mezarında rahat yatmadığı ve bir yılana dönüştüğü dedikoduları yayılır. Büyükanne ve amcalar, babasının kanını yerde bırakmaması için Hasan’ı sürekli kışkırtır.
Trajik Son: 9 yaşına gelen Hasan, köylülerin psikolojik baskısına ve zihninde yarattığı hezeyanlara daha fazla dayanamaz. Elindeki tüfekle annesi Esme’yi vurarak törenin kurbanı olur.
Toplumsal Baskı ve Çocuk Psikolojisi: Eser, bir çocuğun çevrenin manevi şiddetiyle nasıl adım adım cinayete sürüklendiğini psikolojik derinlikle sunar.
Töre ve Batıl İnançlar: Kan davası ve hortlama söylentileri üzerinden toplumun cahillikle nasıl kitlesel bir cinnete sürüklendiği vurgulanır.
Trajik Kurban Metaforu: Hem annesini vurmaya mecbur bırakılan Hasan hem de güzelliği yüzünden felakete sürüklenen Esme, toplumsal düzenin kurbanıdır.