Şeker hastalığı (tıptaki adıyla Diabetes Mellitus), vücutta insülin hormonunun eksikliği veya etkin kullanılamaması sonucu ortaya çıkan kronik bir metabolizma hastalığıdır. Günümüzde toplumun önemli bir bölümünü etkileyen şeker hastalığı, doğru bilgi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altında tutulabilir.
Vücuda alınan besinler sindirilerek glukoza (şeker) dönüştürülür ve kana karışır. Pankreas tarafından salgılanan insülin hormonu, glukozun hücre içine girerek enerjiye dönüşmesini sağlar.
Pankreas yeterli insülin üretemediğinde veya üretilen insülin hücreler tarafından kullanılamadığında kan şekeri yükselir. Bu durum, kandaki şekerin kullanılamayıp vücudun enerji üretmek için yağ ve kas dokularını yakmasına neden olur.
Şeker hastalığının yaygın görülen belirtileri şunlardır:
Sık idrara çıkma (Poliüri): Kandaki fazla şekerin böbrekler vasıtasıyla idrarla atılması.
Aşırı susama ve ağız kuruluğu (Polidipsi): İdrarla kaybedilen sıvıyı karşılamak için vücudun su talep etmesi.
Aşırı acıkma ve çok yemek yeme (Polifaji): Hücrelerin şekeri alamaması sonucu beyne sürekli açlık sinyali gitmesi.
Açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik: Vücudun enerji için kas ve yağ yakmaya başlaması.
Bulanık görme: Yüksek kan şekerinin göz merceğindeki sıvı dengesini bozması.
Yaraların geç iyileşmesi: Hücre beslenmesinin ve bağışıklık sisteminin olumsuz etkilenmesi.
Ciltte kuruluk ve kaşıntı: Vücuttaki sıvı kaybına bağlı ortaya çıkan cilt problemleri.
Şeker hastalığı teşhisi için aşağıdaki kriterlerden birinin bulunması yeterlidir:
Açlık Kan Şekeri (AKŞ): En az 8 saatlik açlık sonrası yapılan ölçümde 126 mg/dl veya üzeri olması.
Rastgele Kan Şekeri: Herhangi bir zamanda bakılan kan şekerinin 200 mg/dl veya üzeri olması (belirtiler eşliğinde).
Şeker Yükleme Testi (OGTT): 75 gr glukoz yüklemesinden 2 saat sonra kan şekerinin 200 mg/dl veya üzerinde çıkması.
Bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten beta hücrelerini tahrip etmesiyle ortaya çıkar. Vücutta hiç insülin üretilmediği için hastaların dışarıdan enjeksiyon yoluyla insülin alması zorunludur. Genellikle çocukluk veya gençlik döneminde başlar.
En sık görülen şeker hastalığı türüdür. Vücutta insülin üretilir ancak hücreler bu insüline karşı direnç gösterir. Genellikle 40 yaş üstü kişilerde, genetik yatkınlığı olanlarda ve obez bireylerde daha sık rastlanır.
Şeker hastalığı tedavisinin temel amacı kan şekerini güvenli sınırlar içinde tutarak olası komplikasyonları önlemektir.
Basit şeker, tatlı, meyve suyu gibi gıdalardan kaçınılmalıdır.
Lif ve posa oranı yüksek gıdalar tercih edilmelidir.
Öğün saatleri düzenli olmalıdır.
Egzersiz, hücrelerin insüline karşı duyarlılığını artırır ve kan şekerini düşürür. Günde 20-30 dakikalık düzenli yürüyüşler tedaviyi destekler.
Ağızdan Alınan İlaçlar: Tip 2 diyabet hastalarında insülin salgısını artırmak veya insülin direncini kırmak için kullanılır.
İnsülin Tedavisi: Tip 1 hastaların tamamında ve ilaçlarla kontrol sağlanamayan Tip 2 hastalarında uygulanır. İnsülin enjektör, kalem veya insülin pompası ile cilt altına enjekte edilir.
Hipoglisemi (Kan Şekeri Düşüklüğü): Titreme, terleme, çarpıntı ve baş dönmesi ile belirti verir. Hafif durumlarda kesme şeker veya meyve suyu tüketilmelidir. Şuur kaybı durumunda ağızdan yiyecek verilmemeli, acil tıbbi yardım istenmelidir.
Hiperglisemi (Kan Şekeri Yüksekliği): Aşırı susuzluk, sık idrar ve halsizlik ile kendini gösterir. Doz ve beslenme kontrolleri yapılarak doktora başvurulmalıdır.
Kontrol altına alınmayan şeker hastalığı zamanla vücuttaki damar ve sinir yapısına zarar vererek şu rahatsızlıklara zemin hazırlayabilir:
Kalp krizi ve felç (inme)
Diyabetik retinopati (göz hasarı ve görme kaybı)
Diyabetik nefropati (böbrek yetmezliği)
Diyabetik nöropati (sinir hasarı, ayaklarda uyuşma)
Diyabetik ayak yaraları
Düzenli doktor kontrolleri, dengeli beslenme ve aktif bir yaşam tarzı ile şeker hastalığını kontrol altında tutabilir, sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz.