Virüsün ne kadar ciddi olduğu konusunda da bir kez daha uyarmakta fayda var. Mümkün olduğu kadar izole bir yaşam ve devletin önerilerine uymak yapabileceğimiz en büyük şey…

#evdekal #hayatevesığar

Çocukluğu ve eğitim hayatı

Haydar, 28 Ocak 1947’de, Trabzon Akçaabat’ta, Ayşe ve Hasan Baş çiftinin çocukları olarak dünyaya geldi. İlkokula Trabzon’da başladı. Yine ortaokul ve liseye de burada gitti. Araştırmayı, yazmayı seviyordu. Üniversite eğitimi için Kayseri Erciyes Üniversitesi’ne bağlı Yüksek İslam Enstitüsü’nü tercih etti. 1970’te mezun oldu.

Teori ve pratiği harmanlayıp sonuç almayı hedefleyen araştırmacı ruhu ile akademik kariyer oluşturmaya karar verdi. Yüksek lisansını ve doktorasını Bakü Üniversitesi’nde, “Veda Hutbesi’nde İnsan Hakları” konusunda yazdığı tez ile tamamladı. Doktora sonrası eğitim aldığı üniversitede çalışmaya başlayan Baş, akademik kariyeri için çalışmalarına devam etti. “İslam ve Hz. Mevlana”, “Din Psikolojisi”, “Din Sosyolojisi” ve “Tasavvuf Tarihi” konularında tezler yazdı. Böylece Profesör unvanını da yine burada aldı.

“İman ve İnsan”, “İnsan Hakları” konularında çalıştı. Bakü Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Baş, üniversiteye bağlı Doğu Dilleri ve Edebiyatlarını Araştırma Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde de görevini sürdürdü…

Akademisyen, yazar, iş adamı…

Baş, akademik kariyerinin yanında araştırmacı, yazar, sanayici ve tüccar olarak da tanındı. Örneklemek gerekirse, Mefkureci Öğretmenler Derneği’nin Trabzon Şube Başkanlığı görevini yürüttü. 5 yıl devlet, 2 yıl ticaret ve İmam Hatip liselerinde olmak üzere öğretmenlik yaptı. Azerice, Fransızca, Farsça ve Arapça dillerini çok iyi konuşan Baş, araştırmaları üzerine kitaplar yazdı…

Sanayide de yer aldı. İPA A.Ş. Bölge Müdürlüğü görevini sürdürdü. BAŞ Şirketler Grubu, BAŞ Ticaret A.Ş., BAŞ Isı Sanayi, BAŞ Çelik Fabrikaları’nı kurdu.

Öte yandan Milli Basın Kurultaylarını düzenleyen Basın Kurulu’nun da başkanlık görevini yürüten Baş,  birçok yayın, medya kuruluşunun da sahibiydi. Başyazarı olarak bulunduğu İcmal, Öğüt ve Mesaj dergilerini kurmuştu. Ayrıca Meltem TV, Sıhhat TV, Kadırga TV, Köy TV, Av TV, Yeni Mesaj Gazetesi gibi medya kuruluşları da onundu…

Tüm bunlarla birlikte Haydar Baş, siyasette de yer aldı. BTP (Bağımsız Türkiye Partisi) Genel Başkanı olarak adından söz ettiren Baş, 2011 Genel Seçimlerinde Demokrat Parti’den Milletvekili Adayı olmuştu…

BTP Genel Başkanı Haydar Baş ve ilginç vaatleri

BTP, 25 Eylül 2001’de, Prof. Baş’ın öncülüğünde, Prof. Dr. Ata Selçuk tarafından kuruldu. Ardından Genel Başkanlığı’nı Ali Gedik’in yürüttüğü partiye, daha sonra da Haydar Baş getirildi. İlginç vaatleri ile gündeme geldi. Örneğin, 1 Kasım 2015 Genel Seçimleri öncesi siyasi partiler seçim vaatlerini açıklarken Baş, Bakırköy’de yaptığı mitingde “500 trilyon para basma hakkını elde edeceğim.” Diyerek şaşırtmıştı. Bu kadar parayı basacağını ve dağıtacağını söylüyordu…

Vaatlerinde özellikle 1000 TL’lik vatandaşlık maaşı ile dikkat çeken Baş, asgari ücretin 5 bin TL olacağını, ev hanımlarının işçi statüsünden emekli edilerek 500 TL maaşa bağlanacağını, doğum yapan her anneye 14 bin TL ikramiye verileceğini, üniversite sınavlarının kaldırılacağını ve buna benzer pek çok vaadi ile de ilginç bulunuyordu. Çünkü BTP, 7 Haziran seçimlerinde yüzde 0,21 oy oranı almıştı…

Zamanda biraz geriye gidersek bir diğer dikkat çektiği konu da, 2014’te, Yeni Mesaj gazetesindeki köşesinde, “Ana ve baba tarafından Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimize dayanan mübarek bir soya sahiptir. Atatürk seyyiddir.” ifadesiyle yer verdiği iddiası oldu. Bu kadarla da yetinmeyip iddiasını şu cümleleri de eklemişti:

“Zira Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu, en az mensubu olmakla gurur duyduğu Türk milleti kadar Müslümandı. Günümüzde dindar gözükenlerden de daha dindardı…”

Haydar Baş’a hapis cezası

Bu vaatlerin sözünün geçtiği sıralarda bir de Haydar Baş için bir dava ortamı söz konusuydu. Meral Eraslan, eşi ile olan ticari ilişkisinden doğan zarardan dolayı zorla çok sayıda boş senedi verdiklerini, adlarına kayıtlı gayrimenkullerinin elinden alındığını iddia etmişti. 2015’te savcılık, Dr. Mustafa Eraslan’ın ifadesini aldı ve eşinin iddialarını doğruladı. 2014’te bir iddia ile başlayan soruşturma, 2016’da, Haydar Baş ile birlikte 11 kişi hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Nitelikli yağma” ve “Açığa atılan imzanın kötüye kullanılması” suçlarından davaya dönüştü.

14 Aralık 2016’da Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada Baş, ifadesinin ardından “Ben 14 yıl boyunca bir siyasi partinin genel başkanlığını yapmış bir ilim adamıyım. Benim böyle işlerle ne gibi bir işim olabilir. şeklinde konuştu.

16 Temmuz 2018’de dava, 8. duruşma ile hala sürüyordu. Mahkeme dava kapsamında Haydar Baş ve Lütfullah Öner’in 3 milyonluk malvarlığına tedbir koyarak yurtdışına çıkmalarını da yasakladı. Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaları için duruşmayı erteledi…

Dava, 16 Ekim 2019’da sonuçlandı. Baş’ın “Nitelikli yağmaya azmettirme” suçundan beraatına karar verildi. Ancak “Açığa atılan imzanın kötüye kullanılmasına azmettirme” suçu ile 2 yıl 6 ay hapis cezası aldı…

Ödülleri

Haydar Baş, tüm yaşamı boyunca ilmi ve akademik çalışmaları ile Türkiye’de ve yurt dışında tanınan bir isim oldu. Yazdığı kitaplar, çalışmaları pek çok kurum ve kuruluş tarafından ödüle değer görüldü. Birkaç tanesinden bahsetmek gerekirse örneğin Prof. Baş’a, merkezi İngiltere Cambridge’de bulunan Uluslararası Biyografi Merkezi tarafından, dünyadan sadece 500 üyesi olan Uluslararası Liyakat Topluluğu Üyeliği verildi. Üyeliğin sertifikasında da şöyle yazıyordu:

“Bu sertifika ile tasdik ve teyit edilmektedir ki Uluslararası Biyografi Ansiklopedisi’nin 23. baskısı İslami ilimlere ve insan haklarına yapmış olduğu eşsiz hizmetlerinin onuruna Prof. Dr. Haydar Baş’a ithaf olunmuştur.”

1967’de Amerika’da kurulan Amerikan Biyografi Enstitüsü de 44 eser yayımlayana Prof. Baş’ı toplamda 8 ödüle layık görmüştü…

Haydar Baş, Koranavirüs sebebiyle öldü

Bir ayı aşkın süredir dünya geneline yayılmış Covid-19 salgını ile baş etmeye çalışıyoruz. Biliyoruz ki, özellikle 60 yaş üstüne etkisi büyük. Yaklaşık bir hafta önce bu virüs, 73 yaşındaki Baş’ı da yakaladı. Rahatsızlanarak özel bir hastaneye kaldırılan Baş’a uygulanan Koronavirüs testinin pozitif çıkması üzerine Trabzon’da, Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. 4 günlük tedavisinin ardından solunum desteğine ihtiyaç duyunca yoğun bakım servisinde tedaviye alınan Baş’ın sağlık durumunun dün akşam iyiye gittiği gözlenmişti…

Ancak bu sabah Prof. Baş’ın ölüm haberi geldi. Doktorların tüm müdahalesine rağmen Baş, hayata tutunamadı. Cenazesi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi cenaze ekiplerince aile kabristanına defnedilmek üzere Akçaabat’a götürüldü…

Ölüm çok acı, evet. Maalesef bununla birlikte bir salgın sürecindeyiz. Olağandışı günler yaşıyoruz ve ölümle birlikte durumun her boyutunu değerlendirmemiz gerekiyor. Haydar Baş’ın testinin pozitif çıkmasının ardından ailesiyle oturduğu Akçaabat’a bağlı Sarıtaş Mahallesi, tedbirler kapsamında karantinaya alınmıştı. Bununla birlikte Baş’ın ailesinden 8 kişide daha da Koronavirüs saptandığı da bir başka bilgi…

Baş, bu virüsün aldığı tanınan canlardan sadece biri. Her gün kaç kişi hayata bu sebepten veda ediyor ve biz, sadece bir rakam olarak biliyoruz onları. Bir yandan da devlet canla başla çalışıp elinden geleni yapıyor. Sağlık ekipleri, market çalışanları, kargocular, çöpçüler ve daha dışarıda yaşamımızı kolaylaştırmak için çalışan nice insan bu virüsle savaşırken cephede önde yer alıyor. Dünyanın bize sınırlarını çizdiği şu günlerde hepimizin ortak dileği elbette bu virüsten arınmak. Öyleyse daha çok dikkatle hepimiz üstümüze düşeni yapmaya devam etmek durumundayız. Virüsü yendiğimizin duyurulacağı anı iple çekiyoruz…