Hayatta iken olmek Bu olum seckin insanlara mahsus Bizlere dusen, elden geldigince onlara benzemeye gayret etmek
Bu emri dinleyen insan, vucudunu ve onu kusatan kâinati birer yardimci olarak gorur Dunyayi misafirhane, bedeni emanet bilir Ruhunu ve kalbini onlarda bogmaz Bu hal ile hallenen insan, olmeden evvel olmus demektir
Insan olumle birlikte hayatinin hesabini da vermeye baslar Oyle ise; omur muhasebesini dunyada yapan insan, olmeden evvel olmus demektir
Dunya hayatinin bitimiyle yeni bir hayata gecilir O halde, bu dunyada iken âhiretine hazirlanan insan olmeden evvel olmus demektir
Olumle, insanin elinden, diger azalari gibi, gozu ve dili de alinir O artik okuma, anlatma nimetlerinden mahrumdur Bunu dusunerek, orada yarayacaklari burada ogrenen ve orada konusulacaklari burada dinleyen insan, olmeden evvel olmus demektir
Olumle birlikte mahlûkatin sevgisi de biter, korkusu da Olu icin, yasayanlar tarafindan ovulmekle yerilmek esit oldugu gibi, yazla kis arasinda da fark yoktur Insanlarin teveccuhlerine ve yermelerine dunyada ehemmiyet vermeyen, “varliga sevinmeyip, yokluga uzulmeyen” insan da olmeden evvel olmus demektir
Ve en onemlisi; olumle insan Hakk’a rucu eder, Rabbine doner Olmeden evvel olenler, Hakk’a bu dunyada rucu ederler; hayatlarini Ilâhî emirler dairesinde gecirirler; Allah’in rahmetine dunyada iltica eder, gazabindan da yine dunyada korkarlar Iste bu bahtiyar insanlar âhirette de Hakk’a rucu ederler, ama bu rucu onlar icin Allah’a vâsil olma ve lutfuna erme seklinde tezahur eder
Olumle, cuz’i iradenin hukmu son bulur Oyle ise, olmeden evvel olenler, kendi sahsî isteklerini ve nefsî arzularini hayatta iken bir tarafa atmayi basarip, Allah’in kullî iradesine tâbi olurlar Nefis hesabina birsey talep etmezler Butun arzulari helâl dairesinde olur Boylece cuz’i iradelerini bir bakima terkeder ve olmeden evvel olmenin zevkine ererler
Dusunuyorum da; dunya dondukce insan halden hâle giriyor Hucreleri, yaprak dokumu gibi, durmadan oluyor Ve cicek acimi gibi bir yandan da bedeninde yeni hucreler yaratiliyor Ve insan butun bu olup bitenlere seyirci kalmaktan ote birsey yapacak halde degil Yarini hakkinda ne bir bilgisi var, ne de bir garantisi Madem ki butun bunlarda cuz’i iradenin bir hukmu yok; onu, irademize hitap eden islerde de bir tarafa birakmayi basarabilsek, yâni Allah’in rizasina muhalif hicbir seyi irade etmesek, cok bahtiyar olacagiz
Olmeden evvel olmek; gercekten, bu dunyada buyuk bir lutuf, buyuk bir saadet Bilindigi gibi, insan, yerde iken gok gurultusunden urker, simsekten korkar, yildirimdan kacar Ama ucakla bulutlari yarip onlarin ustune cikti mi, artik gunesi bulmus ve onceki korkularindan kurtulmustur Olmeden evvel olmenin sirrina erenler de, olumu hayatta iken gecmis, mahsere bu dunyada cikmis, hesaplarini burada vermis ve mutî bir kul olarak Hakk’a rucu etmislerdir Artik onlari benlik duygusu bogamaz, cunku olunun benligi olmaz Tabiat onlari kendine celbedemez, zira olunun tabiatla bir alis verisi kalmamistir
Onlar, Peygamber Efendimiz’in (asm) bir emrine uyarak, dunyada “garip ve yolcu” gibi yasamislardir
Dunyayi kalben terketmis, fâniye heves ve istiha hususunda olu gibi olmuslardir
Cuz’i iradelerini, Allah’in rizasi istikametinde sarfetmis, kadere râzi olmuslardir Dalgaya karsi yuzmemis, sahile yorulmadan varmislardir