Dünyaya Aldanmamak ile İlgili Hadis-i Şerif ve Açıklaması
Dünya hayatının geçici süslerine aldanmamak, kalbi dünya sevgisine boğmamak ve amellerde ahiret rızasını esas almak İslam ahlakının en temel prensiplerinden biridir. Ebû'l-Leys Es-Semerkandî'nin Tenbîhü'l-Gāfilîn ve Bustânü'l-Ârifîn isimli eserlerinde naklettiği rivayet, insanın niyetinin ve odak noktasının hayatına nasıl yön verdiğini gözler önüne sermektedir.
Niyetin Ahiret veya Dünya Olmasının Sonuçları
Fakih Ebû Cafer; Muhammed b. Ukayl, Muhammed b. İsmail es-Sâiğ, Haccâc, Şu'be, Amr b. Süleyman, Abdurrahman b. Ebân ve babası senediyle Zeyd b. Sâbit’ten (r.a.) Resûlullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Bir kimsenin niyeti ahiret olursa, Allah onun dağınık işlerini bir araya getirir. Ona gönül zenginliği (kanaat) verir ve dünya nimeti ona boyun eğerek (istemese de) gelir.
Yine bir kimsenin hedefi ve niyeti dünya olursa, Allah onun işlerini darmadağın eder. Kalbine açlık ve fakirlik korkusu salar. Dünyalık olarak kendisine gelecek olan ise, ancak Allah'ın onun hakkında takdir ettiği kadardır.” (Tirmizî, Kıyamet, 30; İbn Mâce, Zühd, 1)
Rivayetin Tasavvufi ve Ahlaki Değerlendirmesi
İslam alimleri ve gönül erleri bu hadis-i şeriften şu hikmetleri çıkarmışlardır:
-
Kalp Huzuru ve Gönül Zenginliği: İnsanın temel gayesi Allah'ın rızası ve ahiret kazancı olduğunda, dünya telaşı kalbi yormaz. Allah o kulun işlerini kolaylaştırır, kalbine gerçek zenginlik olan kanaat duygusunu bahşeder.
-
Dünya Tutkusunun Getirdiği Huzursuzluk: Bütün planlarını sadece dünyalık elde etmek üzerine kuran insan, ne kadar servete sahip olursa olsun içsel bir fakirlik ve gelecek korkusu yaşar. Topladığı dünyalık artarken huzuru azalır.
-
Rızık Takdir Edilmiştir: İnsanın hırsla dünyalığa saldırması rızkını artırmaz; zira rızık ezelde takdir edilmiştir. Asıl mesele, dünyayı elinde tutup kalbine sokmamaktır.