Adana Öğretmenevinin duyarlılığı…

OKTAY EROL

Adana Öğretmenevinin duyarlılığı…
“İş sorumluluğu” üstlenmeyi seviyorum… Yaptığınız “şey” ne olursa olsun… İster patron olun, ister torna başında emekçi, ister yurttaşın vekili, ister mahalle muhtarı… “Sorumluluk” erdemliliğin de kanıtı… İstediğinizce ağzınızdan bal aksın, istediğinizce onlar için koşacağınızı yineleyin, istediğinizce tarihsel kişiliklere dayanarak kulağa “hoş” gelecek sözler edin; ortaya koyduğunuz da önemlidir! Tamam, “o” sonuca ulaşıncaya dek verilen uğraş da değerlidir, ancak “yetki” eline geçince her şeyin “berbat” olduğunu görmek insanın içini acıtıyor! Onun için “ortaya koyduğunuzu” da önemsiyorum… Geçtiğimiz günlerde, geçtiğimiz yıllarda kaç kez yazdığımı anımsamıyorum… Düşünüldüğünde, “yapılanın” hiçbirinin cebinden çıkmadığı bilinmesine karşın, bültenlerle bunun servis edilmesi bir yana, el uzatanın/ destek alanın/ sırada bekleyenin görsellerinin de paylaşılmasına “tepki” göstermeyi “hep” sürdürmüştüm! Siz ya da kurumunuzun adına dargelirli yurttaşa, okul öğrencilerine, emeklilere yardımcı olabilir/ destek verebilirsiniz, ancak “onları” medyada kullanamazsınız, çünkü bu, insan onurunu zedeleyen bir sömürüdür! Şimdi nerelerde yaşandığını yinelemeyeceğim; düşündüğünüzde bulursunuz! *** Biliyor musunuz, Adana Öğretmenevi, dört ilçede, yetmişyedi okulda, sekiz özel eğitim kurumunda beşbinin üzerinde öğrenciye her gün hijyenik koşullarda sıcak yemek ulaştırıyormuş. Hoş buldum! Biliyorsunuz “iktidar” fonda soyduracak, yüklenicilerine kazandıracak yollar bulur da, nedense emekliye yetecek aylık, gençliğe iyi bir gelecek, öğrencilere “günlük” bir tas yemek vermeyi sağlayamaz nedense! Doğayı katletmeyi bilir, kentleri beton yapılara teslim eder, dargelirli yurttaşı açlık sınırı altında aylıkla yaşatmayı başarır da; enflasyondan kurtulmayı, çocukları doyurmayı bilmez! Adana Öğretmenevinin öğrencilere uzattığı el ne denli önemliyse yemeklerin hazırlanma koşulları da o denli önemlidir. Mutfağından çalışanına, yemeğinden taşınmasına değin hepsinin görselleri de gönderilmiş! Yemek kapları olduğunca, kapların bulunduğu alanda hijyen sağlanmış, çalışanların ellerinde eldiven/ ağızlarında maske… Binlerce öğrenciye yemekleri yetiştirmek için çaba harcanıyor…  Mutfakta çalışanların, hazırlık yapanların, taşıyanların, dağıtımda görev alanların emeği görsellerde var... Hiçbir hizmet kendiliğinden ortaya çıkmıyor; arkasında emekçiler, zaman, kaynak, ortak bir sorumluluk da var; unutmayalım… *** Bir noktayı da gözden kaçırmayalım… Binlerce öğrenciye yemek ulaştırılması elbette önemlidir, ancak çocukların beslenme gereksiniminin böylesi çalışmalarla karşılanmak zorunda bırakılması da üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Çocukların karnının doyması, ailelerinin gelirine, yaşadıkları yoksulluğa, evlerindeki tencerenin kaynayıp kaynamamasına bağlı olmamalıdır. Eğitim çağındaki her çocuğun sağlıklı beslenmesi, birilerinin “iki dudağı” arasına bırakılacak yardım konusu değil, kamunun yerine getirmesi gereken sorumluluktur. Adana Öğretmenevinin görselleri arasında sıraya girmiş çocukların birbirini itekleyen yaramazlıklarını, tabaklarını uzatan öğrencileri, yemek kepçesini elinde tutan görevlinin “bıkkın yüzünü” görmedim biliyor musunuz? Öğrencilerin irileşmiş gözlerini, deklanşöre takılan çığlıklarını hiç görmedim! Öğrencilerin öğle zamanı “açlıklarının” sömürü aracı yapılmamasına sevindim, “sosyal devlet” anlayışını öne çıkarmalarına sevindim… *** Adana Öğretmenevinin binlerce öğrenciye sıcak yemek ulaştırması elbette değerli olduğunca, bu yurdun çocuklarının eğitiminden sorumlu olanların bir tas çorbayı vermemesi de düşündürücü… Hiçbir çocuk, günün birinde karnını doyurabilmek için birilerinin iyiliğine gereksinim duymamalı örneğin… Hiçbir öğrenci, yoksulluğuyla anılmamalı; hiçbir ailenin geçim sıkıntısı, başkalarının övünç kaynağına dönüşmemeli… Sorumluluk dediğimiz, yalnızca bir işi yapmakla bitmiyor. Yardım etmek kadar, yardıma gereksinim duyulan koşulların ortadan kaldırılması için verilecek çaba da sorumluluktur. Nerede, ne zaman, neden olursa olsun hoş olmayan, okula giden öğrenciler üzerinde kurulan sömürü biçimi… Kimin söylediği şu an için belleğimden kaymış ama, “bu yıl onbin öğrenciye yardımcı olduk, önümüzdeki yıllar bunu daha da üstlere çıkaracağız” sözünü duymuştum. Her yıl “yardım alan” sayısının aşağı çekilmesi istenmesi gerekirken, yukarılara çıkmasını istemek, üstelik yardıma uzanan elleri de boy boy basına servis etmek… Adana Öğretmenevinin bu yönde gösterdiği duyarlılığı önemsiyorum; çünkü yapılan hizmetin duyurulması başka, yardım alan çocukların görüntülerinin öne çıkarılması başkadır. İnsan olmanın erdemi, yardım ederken insan onurunu koruyabilmektir!
Benzer Videolar