MEKİN ŞAHİN
“Ya bu Türkiye’de Onuru Biz Taşıyacağız, Ya da Kimse”
Bir dostumuz ‘’12 Eylül 1980’’ askeri darbesine çok takılı kalmışsın. Tüm kötülükleri orada arıyorsun dedi. Sadece baktım. Oysa doğumun ve ölümün başlandığı an var. Ana rahmine düştüğün an; doğumun başladığı an. Kalbini durduran koşullara izin verdiğin de ölümün başladığı an. Ne doğma nede çürüme bir anda olmaz. Bir zaman dilimi içinde sonuçlanır.
Türkiye’de Sol’un çürümeye başladığı an 45 yıldır Türkiye’de ki kötülüklerin anası 12 Eylül Cuntacılarına ve uyguladıkları ekonomi politikalarına teslim olduğu gün başladı.
Tarım üretimi bitirilirken ses çıkaramadı. Sanayi, dünyayı yöneten güçlere esir edilirken ses çıkaramadı. İşçi ve emek dünyasının örgütlü gücü dağıtılırken, örgütlenme dayanakları yıkılırken gözünü kapattı. Kulaklarını tıkadı.
Yüzlerce insan yargısız infaz edilirken sustu.
Tuz 12 Eylül darbesiyle kokmuştu, sol teslim olmaya başladığı andan itibaren de su çürüdü!
Ey dost!
Kötülüklerin anası olduğu için bir türlü 12 Eylül kasaplarını ve yaptıklarını unutamıyoruz.
Sol’un yıkıldığı günlerden birine baktığım da şu an Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’i daha iyi anlıyorum.
Halkı için kavga vermeyen sol ve o solu yönetenler, kendi cehennemleri egolarıyla hazırlar.
1989 yılında SHP Türkiye genelinde yerel seçimler de başarılı oldu. İstanbul dahil birçok büyük ve önemli illerin belediye başkanlığını kazandı. Sosyal demokratlar 1977 seçimi sonrası ilk kez 1989 seçimlerinde birinci parti olarak çıktı. Ancak 1993 yılın da İSKİ genel müdürünün, İSKİ ihalelerini paravan olarak kurduğu şirketlere vermesi ve bu ihalelerde büyük yolsuzluklar yapması, iki kadın arasında çıkan çekişme sonun da ortaya çıkmasıyla; SHP’de, CHP’de devleti yönetecek gücü hiç bulamadı.
Çünkü halkın kafasın da sol, dürüsttür. Yolsuzluk yapmaz. Halkını ve ülkesini düşünür. Yetki aldığı her yerde halkın vergileriyle sadece hizmet verir; düşüncesi kazınmıştır. Sol’dan böyle bir şey gördüğün de onu kolay, kolay affetmiyor!
Nasıl oldu da İSKİ genel müdürü Ergün Göknel bu kuyuya düştü?
İstanbul’u yönetenler, dolaylı yoldan partiye ekonomik destek vererek goy goyculuk yaptı. Böylece partinin genel merkezinde itibar görüyor ve söz sahibi oluyorlardı. Aslın da kaş yaparken göz çıkardıklarının farkında olmadılar. İSKİ genel müdürü oturduğu koltuğun gücüyle kadın ilişkilerine girdikçe, harcayacak parayı ihale süreçlerinde aradı. Buldu. Sonuç; ortaya çıkan yolsuzlukla Ergün Göknel birkaç yıl cezaevi yattı.
Ama olan Sol’a umut bağlayan halka oldu.
Tam 32 yıldan beri bu zihniyet yüzünden sol, sosyal demokratlar devleti yönetecek gücün dışında kaldı. Tam kısır döngüyü aşacaktı ki; İstanbul’da başlayan kasırga, tıpkı 1993’te olduğu gibi CHP dünyasını yakıp yıkıyor.
İBB savcılık iddianamesi açıklandı. Savcılık iddia ettiği yolsuzluklara gerekçe bulmuş. Aşama aşama kurgu yaratmış. Ekrem İmamoğlu; ‘’Beylik Düzünde belediye başkanı olduğu günden beri; makamını kullanarak imar başta olmak üzere, inşaat ruhsatları, reklam panoları ve birçok işten menfaat sağlayarak; zenginleşti. O zenginliği İBB başkanı olmak için kullandı. İBB başkanı olduktan sonra Beylik Düzünde başladığı zenginleşme sürecini, İBB başkanı olarak daha genişletti. Cumhurbaşkanı olabilmek için İBB’ni kullanarak örgütlenme oluşturdu.
2023 yılı seçimlerin de cumhurbaşkanı adayı olamayınca, kurduğu menfaat ilişkileriyle CHP’ni ele geçirme operasyonu başlattı. Sonra farklı menfaat sağlayarak, CHP kurultayın da kendisine göbekten bağlı Özgür Özel’i genel başkan yaptı. Ancak İstanbul’daki kimi ilçe belediye başkanıyla çatışma başlaması, kendi içinde ayrışma olmasıyla; belediyelerde yapılan kanunsuz işlerin orta yerde anlatılarak yaygınlaşmasını sağladı. İstanbul baş savcılığının operasyon yapacağı bilgisini alınca, CHP’ye kendini tek adaylı seçimle cumhurbaşkanı adayı yaptırdı’’ iddiasıyla gündeme oturdu.
Ergün Göksel, uçkuru yüzünden sola ve sosyal demokrat partilere zarar verdi. Ekrem İmamoğlu’ da Cumhurbaşkanı olma arzusunun yarattığı hırsla bugün CHP’ne zarar veriyor.
Mesele, adaletin kimde olduğu değil, mesele adaleti kontrol edenlere seni susturacak fırsatı vermendir.
‘’Yaratılan karanlık elbet dağılacak… Ama kaç can alacak, bilmiyorum.”
Oysa “Bizim kavgamız bir adamın değil, bir halkın kavgasıdır.”
Bu nedenle her zaman deriz ki’’ Ya bu Türkiye’de onuru biz taşıyacağız! Ya da kimse!’’
CHP 31 Mart 2024 tarihinden sonra sürekli kriz kendi içinde iktidar kavgasından kurtulamadı.
Ekrem İmamoğlu klasik sağ kültürle yetişmiş bir siyasi aktör.
Özgür Özel ise CHP ve Atatürkçü olan bir ailenin içinde yetişmiş klasik solcu siyasi aktör. Siyasi kültür
açısından bu ikilinin ortak ve kesişen benzerlikleri yok. Sadece ikisi de CHP’de politika yapıyor. Biri belediye başkanı biri gurup başkan vekili.
Bu iki aktörün yolları 14 Mayıs genel ve cumhurbaşkanlığı sonrası keşişti. Kılıçdaroğlu her ikisini siyaset sahnesine taşıdı. CHP adına ciddi kariyer verdi. Ancak 2023 seçim sonuçlarıyla birlikte ikisi ’de Kılıçdaroğlu karşıtı oldu. Karşıtlıkları ideolojik değil. Karşıtlıkları kişisel güçlenme temelinde karşıtlık.
Ortaya atılan iddia “değişim” kelimesi oldu.
Kılıçdaroğlu biraz şaşkın ama üzgün biçimde 38.Kurultay sürecini başlattı. Seçim yapıldı. Özgür Özel genel başkan seçildi.
İmamoğlu’nun kendini gizlediği sempatik ve Erdoğan karşıtlığı, Özgür Özelin meclisteki çıkışlarının getirdiği sempati; ikisinin ‘’değişim’’ iddiaları CHP tabanında ki iktidar olma arzusunu umuda dönüştürdü. Ancak bu yeterli olmuyordu. Devreye İmamoğlu CHP dünyasında Kurultay süreçlerinde olmayan bir uygulamayı başlattı. Delege iradesi sakatlanarak, Kılıçdaroğlu ekarte edildi. İradesi sakatlanan ve sakatlayanların birbirine düşmesiyle bu gerçek ortaya çıktı.
İmamoğlu ve Özel’in siyasi ortak yürüyüşleri 38. Kurultaya kadar olmadı. Ancak 38. Kurultay sonra yapışık ikiz oldular. CHP’ni tıkayan, yıpratan ve umudu körelten tüm gelişmelere rağmen Özgür Özel; CHP kültürü gereği yapılması gereken adımları atmadığı gibi her hafta cezaevi ziyaretleri yaparak; Ekrem İmamoğlu ile ortak karar alarak kendi çıkarları adına direnmeye devam ediyorlar. Sanki tutuklu
sadece İmamoğlu.602tan fazla miting yapıldı. Halka çözüm projesi sunulmadan, ‘’Ekrem başkanla’’ başladı, ‘’Ekrem başkanla’’ bitti.
Bu ikiliyi bu kadar birbirine yapıştıran ne acaba?
İdeolojik olarak ortak çözüm ve siyasi birlikleri yok. Peki hangi kişisel ilişki bu kadar yaklaştırıyor?
Akın Gürlek başkanlığın da hazırlanan iddianame CHP 38. Kurultay sürecini yeniden gündeme taşıyacak.
CHP kangren olan uzvu kesip atarak, halkın gündemine dönme yerine, o uzvu tutarak AKP zihniyetiyle savaşmaya çalışıyor.
Çok yanlış taktik!
İstanbul baş savcılığının başlattığı operasyon siyasi dayanağı olan operasyon olabilir. Bugüne kadar CHP karşı siyasi argümanı geliştirdi. İddianame ile birlikte hukuki süreç başladı. Hukuki süreçte iddiaları çürütecek yer mahkemelerdir. Savunma iddialar üzerinden başlatılarak; gerçek değilse o salonda yapılan savunma ve belgelerle çürütülmeli. Bu saatten sonra görev İBB soruşturması içinde yargılanacak olan herkesin ve onları savunacak olan avukatların görevidir. CHP’nin görevi de kuracağı hukuk komisyonuyla, yargılananlara destek vermek olur. İlk adım iddianamelerde adı geçen genel merkez yöneticilerinin, derhal istifası sağlanarak; CHP üzerine düşürülen gölgenin ortadan kaldırılması sağlanmalıdır.
“Bizim kavgamız bir adamın değil, bir halkın kavgasıdır.”