‘’Mücadele Yeni Başlıyor’’

MEKİN ŞAHİN
‘’Mücadele Yeni Başlıyor’’
CHP 31 Mart 2024 tarihli seçim galibiyeti sonrası kendi içinde akıl almaz kaosa sürüklendi. Kaosun dayanağı kişisel menfaat ilişkileri ve CHP kültürüne aykırı yol ve yönteme baş vurması bicinde değerlendirildi. Oysa oynanan oyun var. CHP yönetimi bu oyuna düştü. Bu arada üç seçilmiş, birde eski büyük şehir belediye başkanı yolsuzluk iddialarıyla tutuklandı. 15 CHP’li ilçe belediye başkanı ve başkanvekili tutuklandı. 7 Belediye başkanı istifa ederek AKP’ne geçti. Meclis üyeleri ne kadar bilmiyorum. Cumhuriyet tarihinde CHP ilk defa bu kadar geniş yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarıyla karşı karşıya. Ayrıca CHP MYK’sı kişiler hakkında rüşvet alma iddiası yapıldı. Tam bir yıldan fazla Türkiye gerçek gündemi dışında kaldı. Her gün CHP adına göreve alanlar hakkında ki iddialar manşete taşındı. İddialarla CHP yıpratıldı. Kedinin fareyle oynadığı gibi oynadılar. Son tangoyu 24 Ekim 2025 tarihinde yapılan mahkeme aylarca delil gördüğü her şeyi yok sayarak mutlak bulan isteğini ret etti. Mahkeme kararına bakıldığında oynanan oyun AP açık ortada. 24 Ekim 2025 tarihinde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’te yapılan 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan “mutlak butlan” davasında, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi kararını vermiştir. Mahkeme, davayı “aktif husumet yokluğu” ve “konusuz kalma” gerekçeleriyle reddetmiştir. Aktif husumet yokluğu demek, davacı tarafın bu davayı açma yetkisi ya da hukuki menfaati olmadığı anlamında yorumlanıyor. Konusuz kalma demek, davanın konusunun ya gerçekleşmiş olduğu ya da yeniden düzenleme yapılmış olduğu gerekçesiyle mahkemenin karar vermesine gerek olmadığı anlamında kullanılmış. Peki dosya savcılık tarafından kendine gönderildiğinde, yeterli ve kati delil yok diyerek neden savcılık iddianamesini kabul etti? Davacı taraf iddia etmişti ki kurultay usulsüz seçilmiş delegelerle yapılmış, rüşvetle oy satın alındı, genel başkanlık seçimi şaibeliydi ve bu yüzden kurultay “çekimser” değil “mutlak butlan” yani hiçbir etkisi yok sayılmalıydı. Ancak mahkeme bu iddiaları esasına girip değerlendirmek yerine, sürecin kurultay sonrası delege seçimleri, il kongreleri vs ile devam ettiğini değerlendirerek “davanın konusu ortadan kalkmıştır” veya “dava açma yetkisi yoktur” kararına varmıştır. Bu demektir: mahkeme usul yönünden reddetmiş. Yani “iddiaları incelemeye gerek yok çünkü davacının durumu yeterli değil” veya “konu ortadan kalkmış” diyerek aslında esas kararını vermemiştir (yani usulsüzlük var-yok kararını değil). Bu tip kararlar “karar verilmesine yer yoktur” şeklinde ifade edilebiliyor. “Bütün deliller ortadayken” iddialara davacı tarafın iddialarına bakıldığında: Delegelere para verildiği, fotoğraf çekildiği, delegelerin oylarını para karşılığı verdiğine dair kayıtlar olduğu iddia edildi. Kurultay öncesi il kongrelerinde usulsüzlük olduğu, doğal delegelerin usulsüz seçildiği ve bu yüzden tüm kurultay sürecinin sakat olduğu savunuldu. Buna karşılık mahkeme bu iddiaların esasını incelemek yerine önce “davanın konusu var mı?” ve “davacı yetkili mi?” gibi usul sorularına bakmış. Bu yüzden “tüm iddialar ortada, neden karar böyle?” diye sorulabilir. Bu durumda şöyle birkaç faktör öne çıkıyor: Mahkeme, usul yönünden davacıların yeterliliğini ya da dava açma hakkını (“husumet”) sorgulamış ve eksik görmüş. Ayrıca, kurultay sonrası yapılan kongreler ve delegelerin değişimi gibi olgulara bakarak “yeni delege seçimi yapılmış, kurultay sonrası düzenlemeler var; dolayısıyla eski kurultay iptal edilse bile sonuç itibariyle süreç devam ediyor, dolayısıyla iptal kararı için artık dava konusu ortadan kalkmış” şeklinde yorum yapmış. Usulsüzlük iddiaları varsa da mahkeme “esas inceleme” safhasına geçmeyip “karar verilmesine yer yoktur” dediği için iddiaların mahkemece kabul edildiği anlamına gelmiyor. Dolayısıyla mahkemenin kararında “bütün deliller ortada ama reddedildi” algısı kısmî olarak doğru olabilir. Ancak hukuki süreç açısından mahkeme “deliller yok sayıldı” demekten ziyade “usul yönünden karar verilemez bulduk, bu sebeple esas incelemeye geçmedik” demiştir. “AKP-Erdoğan ile anlaşma”, “BOP ölçeğinde parçalanma”, “İmamoğlu’nu sattı mı?” gibi iddialar kesintisiz gündemden düşmeyecek. Bu sorular siyasi analiz içeriyor. “BOP” (Büyük Ortadoğu Projesi) çerçevesinde Türkiye’nin parçalanacağı yönünde bazı siyasi görüşler, CHP’ninse bu sürece dahil olduğu yönünde olacak. Bu, ideolojik yorum, çok uzun olmadan gerçekliği ya da gerçek dışılığı ortaya çıkacaktır. Bir iddiaya göre İmamoğlu’nun tek başına kalarak, cumhurbaşkanı adayı yapılmayacağı; Selahattin Demirtaş gibi uzun yıllar ceza evinde olacağı biçiminde. Halk arasında söylenen bir söz var. ‘’Satanı satarlar!’’ Değerlendirme: Neden böyle bir karar verildi? Hukuki strateji bakımından, davacıların usul yönünden eksikleri olması (örneğin doğru davacı, yetki, zaman aşımı vs) mahkemenin “esas inceleme yapmıyorum” şeklinde karar vermesine sebep olmuş olabilir. Mahkeme, partinin iç organizasyonunda değişimler olmuş olmasını, delegelerin vs değişmiş olmasını dikkate alarak “yeni yapı oluşmuş, eski kurultay iptal edilse bile süreç devam ediyor” şeklinde bakmış olabilir. Siyasi etkisi yüksek bir davada mahkemenin “esas inceleme” yapmak yerine usul yönünden kapama kararı vermesi, partinin işlevselliğini koruma yönünde bir tercihi de yansıtabilir (yani “parti şu anda yönetiliyor, iptal kararı çıkarsa büyük kaos olabilir” algısı). İddialar güçlü olsa bile, mahkeme açısından “mutlak butlan” gibi çok ağır bir hukuki sonuç için (yok hükmünde sayılma) daha net, kesin ve yüksek düzeyde usulsüzlük/ilişki olması gerekebilir; mahkeme sisli alanı bırakıp “usul eksik, konu ortadan kalktı” diyerek karar vermiş olabilir. Bu tür olasılar tamamen siyasal gelecek üzerine ve kesin yanıtlanamaz; ama göz önünde bulundurulur. Bu karara rağmen parti içinde “yönetim meşruiyeti” tartışmalarını devam edecek. Çatışmanın nereye sürükleneceği şu an bilinmiyor. Parti içi bölünme riskini artırabilir. Eğer parti içinde delegeler/delege seçimleri/kurultay seçimi gibi mekanizmaların meşruluğu tartışılıyorsa, iç çatışmalar büyüyebilir ve bu da parçalanma riskini artırabilir. Sonuç ve benim görüşüm: Mahkeme kararı hukuki teknik bir karardır, esas usulsüzlük iddialarına dair bir yargı değil. Davacıların iddiaları ciddi görünüyor, ancak mahkeme bunları esasına almamış, usul yönünden kapama kararı vermiştir. “Anlaşma yapıldı”, “satıldı”, “parçalanmaya katılacak” gibi ifadeler şu anda iddia düzeyindedir. Ancak bu süreç, CHP içindeki meşruiyet tartışmalarını derinleştirecek. Ve bu da hem parti içi hem de siyasal sistem açısından farklı gelişmelere kapı açacaktır. CHP’de sokak sokak mücadele daha yeni başlıyor!
Benzer Videolar