Mahkeme Tarafından Tedbiren Görevden Alınma ve Yeniden Aday Olma!

MEKİN ŞAHİN
Mahkeme Tarafından Tedbiren Görevden Alınma ve Yeniden Aday Olma!
Kısa cevap: "HAYIR" ya da "EVET" tek kelimeyle söylenemez. Hangi tür "tedbir" olduğuna’’ göre değişir. Aşağıda en sık karşılaşılan üç tedbir tipi için hukukisonuç, dayanak ve pratik sonuçları adım adım açıklayalım. ‘’Tedbir" kararını veren mahkemenin verilen kısıtlılık vesayet ise kişi bu durumda tedbir kalkmadan aday olamaz. Nedeni Anayasa ve seçim kanunları "kısıtlı" (mahkeme kararıyla fiil ehliyeti kısıtlanan) kişileri seçilme yeteneğinden men eder. Bu doğrudan seçilme yeterliliğine ilişkindir; yalnızca parti içi işlem değil, kamu seçimleri bakımından da engeldir. Hukuki arka plan kısıtlılık kararlarının esas dayanağı Türk Medeni Kanunu'nun vesayet hükümleridir; kısıtlılık kararı kesinleşip ilân edildiğinde kişinin bazı hukuki işlemleri yapma yetisi sınırlanır. Kısıtlılık kaldırılmadıkça seçilme hakkı kullanılamaz. Ne yapılmalı? Eğer kişi aday olmak istiyorsa tek yol mahkemeden kısıtlılık kararının kaldırılmasını istemektir; aksi halde hâlde YSK/ilçe seçim kurulları bu hukuki durum nedeniyle adaylığı reddedebilir. "Tedbir", mahkûmiyete bağlı kamu hizmetinden yasaklama veya kesinleşmiş ceza hükmü Anayasa/Seçim Kanunu'nda sayılan suçlar ise kişi aday olamaz. Anayasa ve Milletvekili Seçimi Kanunu (ve ilgili diğer seçim mevzuatı) belli mahkûmiyetleri ve kamu hizmetinden yasaklamayı seçilme engeli sayar; bu engeller kanunda açıkça yazılıdır. Bazı hallerde affa uğramış olsalar bile hâlâ engel olabilir. Pratik sonuç: Cezaî/İdari bir yaptırıma dayanan "tedbir" (ör. görevden uzaklaştırma sonucu getirilen yasaklar) adaylığı engelleyebilir; engelin mahiyetine ve kesinleşip kesinleşmediğine bakılır. Hükmün kaldırılması, affı veya hukuki itiraz yoluyla engelin kalkması gereklidir; bu süreçler zamana ve usule tabidir. "Tedbir", ihtiyati tedbirle kongre/adaylıklara/parti kararlarına geçici bloke (HMK'ye göre verilen geçici mahkeme kararı) ise genel olarak bu tür sınırlı, geçici tedbirler otomatik olarak tüm kamu seçilme ehliyetini ortadan kaldırmaz. Ama pratikte adaylığı zorlaştırabilir veya parti içi süreçleri bloke edebilir. Tedbirin hangi amaçla konduğuna sonuç ve olaya göre değişir. HMK'de düzenlenen ihtiyati tedbirler (ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir türleri vb.) esas karar kesinleşene kadar geçici koruma sağlar; kapsam ve süresi karar metninde yazılıdır. İhtiyati tedbir genelde nihai karar kesinleşinceye kadar devam eder, aksi belirtilmediyse. Örneğin mahkeme parti içi bir kongreyi veya tüzük değişikliğini durduracak bir tedbir koymuşsa parti o kongreyi yapamayabilir; dolayısıyla o oturumda aday gösterme/oy kullanma işlemleri yapılamaz. Bu durumda kişi "fiilen" aday gösterilemez ama hukuken seçilme ehliyeti bakımından hâlâ aday olmaya mâni bir hal yoksa mahkeme kararı kaldırılana kadar parti listesine girme süreci olamaz. Mahkeme tedbir ile doğrudan kişinin seçim hakkını veya vekâlet yetkisini elinden almadıysa (yani kısıtlılık/mahkûmiyet değilse), YSK/ilçe seçim kurulları, adaylık başvurularını hukuka uygunluk açısından değerlendirirken genellikle kanunda sayılan kesin reddetme sebeplerine bakar; ihtiyati tedbirin adaylığı otomatik reddetmesi için açık bir hukuki hüküm yoktur. Ancak uygulamada hukuki ihtilaflar, seçim kurullarının/YSK'nın yorumu ve acele takvim yüzünden pratik olarak sorun çıkabilir. Örnek (güncel uygulama gösterimi); yerel mahkemelerin kongreleri durdurmaya yönelik tedbir kararları ve YSK'nın bu tür ihtiyati tedbirlere ilişkin değerlendirmeleri siyaset hukukunda sık tartışma konusu olmuştur; YSK bazı durumlarda seçim/kurul işleyişine ilişkin kararlarla müdahale edebilmiştir. Ne yapılmalı? Eğer tedbir parti içi işlemleri durduruyorsa, 1. Tedbirin tam metninde, tedbir kime, neyi yasaklıyor; hangi tarihi süreci kapsıyor. 2. Eğer tedbir sadece "kongreyi/kurultayı durduruyor" ise partinin YSK'ya veya ilgili mahkemeye başvurup öncelik, aday listesi süreçleri hakkında hukuki çözüm araması; ayrıca YSK'ya itiraz yolları söz konusu olabilir. 3. İhtiyati tedbirin kapsamı doğrudan "seçilme ehliyetini hedeflemiyorsa, YSK adaylığı ancak kanunda yazılı bir engel varsa reddeder; aksi halde kurullar somut davadaki tedbirin etkisini değerlendirebilir. Özetle tedbir türü bilinmeli. Tedbirle gelen kısıtlama; vesayet mi, cezaî hükme dayanan yasak mı, yoksa ihtiyati tedbir veya dava sürecine ilişkin geçici karar mı? Mahkeme kararının tam metni bu tespitte belirleyicidir. Eğer kısıtlılık ya da mahkûmiyete bağlı kamu hizmeti yasaklılığı varsa kişi aday olamaz. Çok kritik bir nokta var. Kritik noktada iki farklı unsur var. 1.Tedbir konulması (mahkeme kararı) 2.Görevden alınma. (Parti veya benzer kurumlar) Bunların olağanüstü seçimde adaylığa etkisini tek tek anlatalım. 1. Hukuki Çerçeve: Anayasa m. 67-76 ve Siyasi Partiler Kanunu (2820) ile Seçim Kanunları (2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu vb.) "kimlerin seçilme yeterliliğine sahip olduğunu" açıkça sayar. Seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran hallerin başında kısıtlama ve belirli suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyet. Bunların dışında mahkemenin koyduğu ihtiyati tedbir veya parti içi disiplin kararıyla görevden alma gibi durumlar, doğrudan Anayasa'daki "seçilme ehliyetini" kaldırmaz. 2. "Tedbir" Kararı Ne Anlama Gelir? İhtiyati tedbir (HMK m. 389 vd.): Mahkeme, esas dava sonuçlanana kadar kişinin belli hak ve yetkilerini geçici olarak durdurabilir. Örneğin: "Bu kişi parti başkanlığı görevini yürütemez" veya "kurultay delegesi sıfatıyla işlem yapamaz" gibi. Bu durumda tedbir sadece görev ve yetkiler üzerinde geçicidir. Kişinin seçilme ehliyeti Anayasa ve kanunlarda yazılı sebepler dışında veya mahkeme "bu kişi aday olamaz" diye özel bir tedbir koyduysa (çok nadir görülür), adaylık başvurusu engellenir. 3. "Görevden Alma" Ne Anlama Gelir? Parti içi disiplin için merkez yönetim kararıyla veya mahkeme kararıyla kişi görevden alınmış olabilir. Görevden alınmak, o kişinin mevcut yönetim görevini sona erdirir. Ama Parti üyeliği ve hakkında kanunda yazılı bir seçilme yasağı yoksa, olağanüstü kongrede aday olmasının önünde hukuken doğrudan bir engel yoktur. "Görevden alındığı için aday olamaz" kuralı yoktur. Tek istisna, parti tüzüğünde özel hüküm bulunmasıdır (örneğin: "Disiplin cezası kesinleşenler 5 yıl aday olamaz" gibi). 4. Olağanüstü Seçimde Durum: Olağanüstü kongre veya kurultay, parti içi bir seçimdir. Bu seçimde adaylık; parti tüzüğü, parti içi yönetmelikler, siyasi partiler kanununa göre tedbir kararı hâlâ yürürlükteyse kişi fiilen görev yapamaz, kongreyi yönlendiremez. Ama aday olup olamayacağı, tedbirin lafzına bağlıdır. Tedbir "görev yapamaz" aday olabilir ama seçilse bile görevi fiilen üstlenemez (tedbir kalkana kadar). Tedbir "aday olamaz, seçilme hakkını kullanamaz" diyorsa adaylığı reddedilir. 5. Uygulamadaki Örnekler Yargıtay ve YSK kararlarında sık görülen ilke şudur: "Kanunda açıkça yasaklanmayan hiçbir hak sınırlanamaz." Yani, seçilme yeterliliği ancak Anayasa ve kanunda yazılı hallerle kaldırılabilir. Ancak parti içi seçimlerde; parti tüzüğü veya mahkeme kararı "aday olamaz" diyorsa, divan kurulu bu gerekçeyle adaylığı reddedebilir. Böyle bir durumda kişi, divan kararına veya kongre sonucuna karşı yargı yoluna başvurabilir. İstanbul il başkanlığı olağanüstü seçimi yapılmadan, Özgür Çelik ve arkadaşları kongrede aday olmadan önce; 45 asliye hukuk mahkemesinin tedbir kararının gerekçeleri incelenmeliydi. Kısıtlılık nedeni itiraz yoluyla kaldırılmadan Özgür Çelik ve arkadaşları aday olmamalıydı. Olağanüstü kongre toplanmamalıydı. Aksi var olan krize yenisorunlar eklenir. Öyle oldu. İl başkanlığı seçim sonucu sonrası CHP genel merkezinin yaptığı itiraz ret edildi. Gürsel Tekin’in geçici il başkanlığına devamına karar verdi. Bu karar sonrası ilçe seçim kurulu Özgür Özel ve diğer seçilenlerin seçilemeyeceğini belirten mahkeme kararı nedeniyle mazbataları verilmeyecektir! Türkiye bu rezilliği bir kez daha izleyecek. Olan CHP kurumsal yapısına ve CHP’ne umut bağlayan halka olacak. Buna sizin hakkınız yok!
Benzer Videolar