Aylardan Ağustos

SELMA ERDAL
Aylardan Ağustos
Daha dün yeni bir yıla girdik diye sevinirken; Ağustos ayının gelişiyle, 2026 yılından 7 ayı geride bıraktık. Dünya dönüyor, mevsimler değişiyor, "an" dediğimiz kavram bizi hiç beklemiyor. Ne yazık ki Ağustos'un 15'i yaz,15'i kış dese de eski takvimler; çok geride kaldı o mutlu günler. Bundan böyle iklim değişikliği eşittir kaos, karmaşa... Eğer aklını, usunu başına devşirmezsen insan soyu; göreceksin bak daha ne olumsuzluklar çıkacak karşına ve bundan böyle Cennet'i de, Cehennem'i de başka yerde arama, işte tam burada, yaşadığın topraklarda bulacaksın! Gem vurmazsan hırslarına ve dur demezsen doğaya yönelik hırsızlıklara; ölmeden bu dünyada işlediğin suçlarının bedelini er ya da geç ödeyeceksin! Uzmanlar diyor ki havalar sıcak olacak, hem de çok daha sıcak... Ağustos ayı; hem nemli, hem de daha sıcak geçecek. Düşüncesizce kesildikçe ağaçlar, yok edildikçe ormanlık ve de zeytinlik alanlar, yapılaşmaya açıldıkça tarım alanları ve meralar… Ama sen korkma! Cebine dolunca paralar; yakmaz seni bu sıcaklar. Hey gidi aymaz insan soyu; sen hep günü kurtarmaya bakıyorsun. Ve çoktan unuttun; Kemal ATATÜRK’ün ”Köylü bu ulusun efendisidir” sözlerini, düşüncesizce geleceğini sattın. Sattın; ne kadar bağın, bahçen, tarlan, çayırın, otlağın varsa… Sonra da o paralarla keyif çattın. Toprakla uğraşmaktansa; eğleştin kahve köşelerinde… Talan edildi dedelerinin kanıyla, teriyle sulanmış toprak ve üzerinde yükseldi beyler için konak ama sen hiç umursamadın. Sen o saldırganların, sömürgenlerin parasına kandıkça, onlar da tanımıyor işte ne yasa, ne de yasak; dalıyorlar acımasızca en bakir alanlara… Üşendikçe köylü toprağı işlemeye ve tükendikçe yeşil; hem havalar daha da ısınacak… Hem de bu egemenlerin dağıttıklarıyla tutsak alınanların sahneye koyduğu iktidarda kalma oyunu sonucunda; dünlerde efendi, ama şimdi kul, köle, ümmet olanların oğullarının ve kızlarının geleceğe yönelik kaygıları daha da artacak. Ve bundan böyle; oğlunun da kızının da kararan geleceğinin nedeni sizlersiniz dediğinde birileri bu sözlere kimseler bozulmayacak, kızmayacak! Televizyon yansılarında her gece bir yarışma… Ülkede yaşanan sorunlar unutuluyor, halk bu yarışmaları heyecanla izliyor. Değil mi ki yarışmaları seven, izleyen bir toplum olduk... Bu toplumda yaşananlara bakıp öncelikle ve ivedilikle bir format hazırlanmalı, bir de “Katil kim?” yarışması yapılmalıdır. Elbette “böyle bir yarışmaya hiç gerek yok. Katil belli; o da Amerika” diyerek işin kolayına kaçıp, yarışmanın yapılmasını engellemek isteyenler olacaktır. Ama onlara yanıt olarak sesler yükselecektir: – Yanıldınız, bilemediniz; yarışmayı kaybettiniz. Çünkü geleceğe yönelik umutlarını yitiren oğullarınızın, kızlarınızın katilleri sizlersiniz ! Elinizdeki yabayı, sabanı bir yana attınız. Kendiniz üretmek yerine, yabana el avuç açtınız. Hep işin kolayına kaçtınız. Yetmedi oylarınızı bulgura, nohuda, oduna, kara kömüre sattınız. Ülke giderek güçsüzleşti ama hiç umursamadınız. Bugün gençler umutsuz, gelecekten korkuyorlar; işsiz, aşsız ve aşksız yaşamda kalma savaşı veriyorlar. Ne yazık ki çocuklarınızı bu cehenneme sizler attınız . Ağustos ayı sıcak, hem de çok sıcak geçiyor. Ormanlar yanıyor, ormanlar tükeniyor. Gencecik fidanlar da umutsuzluğun girdabında yaşamaktan korkuyor. Ormansız topraklarda; iklimin dengesi bozuluyor. Geleceğinden kaygılı gençlerin varlığıyla toplumun dengesi bozuluyor. Havanın sıcağına, yüreklerin ateşi karışıyor. Her geçen gün, dünle yarışıyor daha sıcak, daha yaşanılmaz, daha katlanılmaz yarınlar. Yılın ilk yedi ayı böyle geçti ve ne yazık ki kalan aylar da daha beterini yaşatmak için sırasını bekliyor. Selma Erdal; Didim, 2 Ağustos 2026
Benzer Videolar