Münafikun Suresi 1 – 3 Münafık Kimdir?.. Nerede, Ne Zaman, Nasıl Görünür?

İBRAHİM FAİK BAYAV
Münafikun Suresi 1 - 3 Münafık Kimdir?.. Nerede, Ne Zaman, Nasıl Görünür?
Münafikun Suresi'nin ilk ayetinde, Hazreti Muhammed'e ''İza caeke el-münafikune'' diyor. Yani, Münafıklar sana gelince... diyor. Münafıklar Hazreti Muhammed'e niçin gelirler? Geldiklerinde ne olur? Bu soruya cevap vermeden önce, 'münafık' kelimesinin ne demek olduğunu bilelim. 'Münafık' اَلْمُنَافِقُ, Türkçe'ye de geçmiş şekliyle, normal görünümlü olduğu halde içindeki kötü niyetini gizleyen, demektir. Bunun örneği, 'dolandırıcı' dediğimiz kimsedir. Hazreti Muhammed'in tebliği ile toplum İslamlaşmıştı. Medine'de İslam devleti kurulmuştu. Hazreti Muhammed İslam Devleti'nin reisi durumundaydı. Ülkede kurallar konuyor ve topluma bildiriliyordu. Menfaatperestler bundan hoşnut olmamışlardı ama durumu kabul etmekten başka yapabilecekleri bir şey yoktu. Menfaatperestler Müslüman olmuş görünüyorlardı. Hazreti Muhammed'in yanına geleceği bildirilen 'münafık' vasıflı kişiler, kurallara uyuyormuş gibi görünüyorlardı ama aslında, kural dışı hareket etmek için fırsat kolluyorlardı. Münafıklık o zamandan bu zamana değişmemiştir. Ülkede İslamlık başladığında münafıklık zuhur eder. Münafık kişilerin amaçları, dünyalık metalarını ya da paralarını çoğaltmaktır. Çoğalttıkları parayla toplum üzerinde hakimiyet kurmaktır. Toplumda ya da ülkede bunların dediği olacaktır; denileni yapmayanların yaşamları zindan edilecektir. Zayıf insanların itilmesi, kakılması... Çalışan insanların zayıflaması, aç kalması, ezilmesi, ölmesi münafıkların amaçlarına ulaşmasını engellemez. Münafıklar Hazreti Muhammed'e niçin gelirler? sorusunun cevabı yapılan bu açıklama ile, herhalde anlaşılmıştır. Ayette belirtildiğine göre, münafıklar, Hazreti Muhammed'e gelince, ''Kalu neşhedü inneke resulullah'' derlermiş. Yani, ''Sen Allah'ın resulüsün'' derlermiş. Onların söylediği bu söz, Hazreti Muhammed'in resullüğünü tasdik anlamında değil, günümüzde kullandığımız tabirle, 'yalakalık' anlamındadır. Münafıkların niyetlerinin bozucu olduğu ayetteki ''İnne'l-münafikıne le kazibün'' kelimesi ile Hazreti Muhammed'e bildirilmiş. Münafıkların karekteristik yapıları nasıldır? Sonraki ayete bakalım: Münafikun Suresi ikinci ayet: ''İttehazü eymanehüm cünneten fe saddü an sebilillah. İnnehüm sae ma kanü yeamelün''. Yani, münafıklar yeminlerini kötü niyetlerine kalkan yaparlar. Kişileri Allah'ın yolundan menederler. Ayetteki 'Allah'ın yolu' سَبيلِ اللّهِ ifadesi, düzen oluşturan kuralları tanımlıyor. Münafıklar toplumu düzene koyan ya da koyacak kuralları, haklıya hakkını veren, haksıza müeyyide içeren kuralları, kabul eder görünürler ama uygulamaya yanaşmazlar. Başkalarını da kuralsızlığa meylettireceklerdir. Kuralsızlığı anlayanların ceza alma korkusu olunca, münafıkların Allah üzerine yemin etmeleri, fertlerdeki Allah korkusunu bertaraf etmeye yarar. Münafıkların yemini sadece söz ile olmaz. Ferdin ya da toplumun inancını istismar ile de olur. Onların inancına uygun yapı veya oluşum veya gösteri, insanların varlıklarını iç etmeye, paralarını kapmaya, yaşamlarını perişan etmeye zemin hazırlar. Bu ayette, o zamanki münafıklar için, sadece, ''İnnehüm sae ma kanü yeamelün'' deniyor. Yani, onların davranışları KÖTÜ. Akla şu soru gelir: Ayet, münafık kişilerin davranışlarına neden 'KÖTÜ' demekle yetiniyor? Yaptırım ya da cezalandırma gerekmez mi? Ağızdan çıkan yemin ve inancı istismar hareketi, inanan ama meselenin ne olduğunu bilmeyen toplumu şüphelendirmez. Parası, malı, sağlığı gitse de, söz ve hareket ile inancının okşanması, bireyleri münafıkların safına çeker. Yaptırım ve ceza işlemine geçilse, münafıkların algı içeren sözleriyle oluşan zarar ve ziyanın müsebbibi, kural koyan otorite gösterilir. Kargaşa başlatılır ve toplumda İslamlık kalmaz. Sonraki ayette münafıkların karekteri belirtiliyor ve Hazreti Muhammed münafıklara karşı dikkatli olmaya çağrılıyor.. Bakalım: Münafikun Suresi üçüncü ayet: BİRİNCİ CÜMLE: ''Zalike bi ennehüm amenü, sümme keferu''. Ayet ifadesinden anlaşılan şu: Münafık olarak tanımlananlar, toplum düzeni için kural konduğunda, o kuralın, önce, kendilerinin serbest hareket etmelerine engel olmayacağına inanıyorlar. Hazreti Muhammed'e ''sen Allah'ın resulüsün'' demelerinin sebebi de o. Sonra bakıyorlar ki, öyle değilmiş... üzerlerine sorumluluk geliyor... Hoşnut olmuyorlar. Lakin toplum memnun. O zaman, kurala uyuyor görünüp kuralı bozmanın yolunu arıyorlar. İKİNCİ CÜMLE: ''Fe tubia ala kulubihim; fe hüm la yefkahün''. Ayetin bu ifadesi, münafıkların itibarsız kimseler olduğunu tescilliyor. ''Kalplerine mühür vurulmuştur'' diyor. Bugün bizim, KALPSİZ, VİCDANSIZ dediğimiz şeydir bu. Münafıklarda, neyin ne olacağını anlama yeteneklerinin bulunmadığı da, bu ayet ifadesiyle, belirtilmiş oluyor. İbrahim Faik Bayav (31.07.2027 09:00)
Benzer Videolar