Teğabün Suresi 1 ve 2: Yerde ve Gökte Olan Her Şey, Allah İçin Hareket Eder

İBRAHİM FAİK BAYAV
Teğabün Suresi 1 ve 2: Yerde ve Gökte Olan Her Şey, Allah İçin Hareket Eder
Teğabün Suresi, SEMAVAT'ın ve ARZ'ın içini konu ediyor. SEMAVAT ve ARZ terimleri Türkçede GÖKLER ve YERYÜZÜ kelimeleriyle karşılık buluyor. Teğabün Suresi, Hazreti Muhammed'e Medine'de indirilmiş. Anlamı, 'aldanma' imiş. Medine'de inmişse, bu suredeki konu ile İslamlaşan toplum bireyleri bilgilendiriliyor demektir. Medine'nin bilginleri, bu sure ile ne anlatılmak istendiğini mutlaka anlamışlardır. Kur'an ayetlerinin, geçmişten geleceğe mesaj ilettiğini zamanımızın Müslüman ilimadamları da biliyorlar. Mesajlardaki hakikatler, değişen şartlar oranında insan zihninde belirirler. O anda anlamak da anlatabilmek de kolay değildir. Anlayanın anlatma çabası, toplumda yanlış anlamaya sebep olabilir. Yaşadığımız zaman, bilim zamanı olduğundan, ayetlerden çıkarılacak anlam, bu çerçevede değerlendirilecektir. Başlayalım: Tegabün Suresi birinci ayet: BİRİNCİ KELİME: ''Yüsebbihu lillahi ma fi es-semavati ve ma fi el-arz''. Şu sorulur: Bu ayet ifadesi Hazreti Muhammed'e ve tabilerine ne demek istiyor?.. Bu ifadeyi mealciler, Türkçe'ye ''Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ı tesbih eder'' şeklinde çeviriyorlar. Ayet öyle bildirmiş ise öyledir. İyi ama, 'yüsebbihu' fiilinin türediği 'sebehe' fiili 'yüzme' ile ilgili.  'Yesbuhu' dendiğinde, bir şey bir yerde, mesela, denizde yüzüyordur. 'Tesbih' masdarından türeyen 'yüsebbihu' fiili, yüzme olayının normalin ötesinde olduğunu belirtir. Anlatılmak isteneni anlayabilmek için ayet ifadesini irdeleyeceğiz: Göklerde ve yerde olan her şey, Allah'ı elbette zikrediyordur. Lakin 'yüsebbihu' kelimesi, görünen ya da bilinen bir hareketi zihinlere getirir, gözlere gösterir. Semavattaki ve arzdaki 'ma' edatıyla işaret edilen şeyler yüzüyorlardır, yani, bulundukları alanda Allah için hareket ediyorlardır. Lillahi = Allah için... 'Es-semavat' اَلسَّموَاتِ gökler demek ise, 'fi' فِى edatı, gök yüzünde görülen güneşi, ayı ve yıldızları akla getirir. Onların UZAY adıyla zikrettiğimiz esir denizinde yüzdüklerini, artık, bilmeyen yok. 'El-arz' اَلْاَرْضِ yeryüzü demek ise, yerin üstündeki faaliyetler görünür oluyorsa da, karaların ya da kıtaların, mağma kütlesi üzerindeki hareket ettiği biliniyor. İKİNCİ KELİME: ''Lehü el-mülkü ve lehü el-hamdü ve hüve ala külli şeyin kadirun''. Yani, mülk O'nun... Hamd O'nadır... O, her şeyin üzerinde güç sahibidir. Şu sorulur: Allah ne zamandan beri her şeyin üzerinde güç sahibidir? Cevap: Göklerin oluştuğu... yeryüzünün düzenlendiği... yaşama uygun hale getirildiği andan beri. (Yanlış anlaşılmasın... Bu cevap, oluşum öncesi güç yoktu anlamına gelmiyor. Güç olmasaydı gök ve yer oluşmazdı) Ayetteki bu bilgi İNSAN cinsine verilmiştir. İnsanlara bu bilginin verilmesinin sebebi olmalıdır. Acaba, o zamanın insanları, semavat ve arz içinde hareket yok mu sanıyorlardı? Yoksa insanlar yaratılmış çok şeyi kendi tasarruflarına mı almak istiyorlardı? Ayet, ''Lehü el-mülk'' diyor. ''Mülk O'nun'' diyor. Mülk onun ise, mülkten istifade, O'nun takdir ettiği ölçü dahilinde olacaktır. Teabün Suresi ikinci ayet: ''Hüve ellezi halakaküm. Fe minküm kafirun ve minküm müminun. Ve allah bi ma teamelüne basirun''. Bu ayet Hazreti Muhammed'e ve tabilerine ne diyor? Bu iifadenin Türkçeye çevrilmiş şekli şöyle: O, öyle bir zattır ki sizi yarattı ve var etti. İçinizde kafir olan da var, mümin olan da var. Ayetteki 'kafir' ve 'mümin' terimlerini Türkçeleşmiş olarak aynen kullanıyoruz. 'Halakaküm' خَلَقَكُمْ ifadesi, muhatap alınan ve bilgilendirilen insanların biyolojik yaratılması anlamında değildir. Sosyal anlamda bir araya getirilip kavim oluşturulması anlamındadır. Fertlerin benzer ve farklı yetenekleri vardır. Zihinsel yapıları, 'kafir' ve 'mümin' olacak şekilde çalışıyordur. Bir zaman sonra, 'mümin' vasıflılar, ÜMMET adıyla ayetlere muhatap edileceklerdir. Ayet, ''Ve allah bi ma teamelüne basirun'' diyor. Yani, ne yaparsanız... neyi tasarlarsınız... nerede nasıl davranırsanız, Allah o yaptıklarınızı görendir, diyor. Ayet, bu ifade ile, var edilen toplumun var edenin kontrolünde olduğunu belirtmiş oluyor. Peki kontrol mekanizması nasıl işliyor? Zamanımızdaki devlet sisteminden haberdar olanlar bu sorunun cevabını bulabileceklerdir. İbrahim Faik Bayav (15.06.2026 09:12)
Benzer Videolar