İnsan Suresi 11 – 16: Sabreden Kişilere Cennet Var. Cennet Zamanın İlerisinde 

İBRAHİM FAİK BAYAV
İnsan Suresi 11 - 16: Sabreden Kişilere Cennet Var. Cennet Zamanın İlerisinde
İnsan Suresi, yaratılan insan cinsini iyi ve kötü olarak ikiye ayırsa da, kötüleri ilk dört ayette 'kafir' olarak tanımlamış, akıbetlerini eziyetli bir yaşam olarak belirtilmişti. İyiler beşinci ayetten itibaren 'ebrar' sıfatıyla tanımlandı, akıbetlerinin güzel bir yaşama dönüşeceği müjdelendi. On birinci ayetten itibaren  anlatılanlar yüzyıllar ötesine işaret ediyor gibidir. Bakacağız: İnsan Suresi on birinci ayet: ''Fe vekahümü allahü şerre zalike'l-yevmi ve lakkahüm nazraten ve süruren''. Bu ayet ifadesi, ''Allah, onları o günün şerrinden korumuştur; onların yüzlerine aydınlık, gönüllerine sevinç gelmiştir'' şeklinde Türkçeye çevriliyor. O günün şerrinden korunanlar, 'ebrar' sıfatını alan kişiler olacaktır. 'Ebrar' sıfatını nasıl alıyorlar, önceki ayetlerde açıklandı. 'Şerr', شَرَّ kötü olana, işe yaramayacak kadar bozulan şeye verilen isimdir. Bozulmalar, yangın, sel, deprem gibi afetlerle meydana gelir. 'Şerr' terimi yakıcılık vasfı taşıdığından, savaşın sebep olduğu, yıkım ve ölüm olayının kendidir. Ayet, ''şerre zalike'l-yevmi'' kelimesiyle, Hazreti Muhammed'in ümmetinin şerr yüklü öyle bir güne ulaşacağını haber veriyor. En belirgin olay, 'Müslüman' sıfatı alanların, saltanat gücüne eriştiklerinde, Kabe'yi yıkıp çevresindekileri katledecek dereceye gelmesidir. Bu on birinci ayet ileri zamanlara da işaret ediyor. Her yüzyılda... Müslüman nüfusun oluştuğu her coğrafyada... 'şerre zalike'l-yevmi' kelimesi tecelli edebilir. Otorite sahiplerinin tarihteki olaydan ibret almaları gerekecektir. Şerr yüklü kötü güne karşı tedbir, Müslüman yönetimlerin sorumluluğunda olacaktır. Fakat, tedbir, ilk önce, devletin kurumlarıyla gerçekleşirse de, fertlerdeki ve özel kurumlardaki niyetler, korunma oranına olumsuz etki eder. İnsan Suresi on ikinci ayet: ''Ve cezahüm bi ma saberu cenneten ve hariren''. Yani, gelmiş olan şerr yüklü kötü günde, insanların sabretmeleri ve sorumluluk almaları oranında hak edecekleri şey cennet olacaktır. Çünkü, şerri oluşturanlar, işe yaramaz çok şeyin de ortadan kalkmasına sebep olacaklardır. 'Harir', حَريرًا ulaşılan cennetteki hür ve serbest yaşamdır. Nasıl bir hür yaşam olduğu sonraki ayette: İnsan Suresi On üçüncü ayet: BİRİNCİ KELİME: ''Fiha ala el-eraiki''. Yani, 'cennet' adı verilen yerde, günümüzde 'kanepe' veya 'koltuk' adı verilen nesneler üzerinde oturulacaktır. Faaliyet elemanlarının dinlenmeleri kolaylaşır. Yerde oturarak ve uzanarak dinlenenlerin hayalindeki güzel nimettir bu. İKİNCİ KELİME: ''La yeravne fi ha şemsen ve la zemheriren''. Yani, orada güneşi görmezler... Orada soğuk da yoktur. Bu ifade, yeryüzü iklim kuşaklarının varlığını haber veriyor. Mekke, güneş ısısının dik geldiği Ekvator'a yakın tropikal iklim kuşağındadır. Çöldür de aynı zamanda; şiddetli sıcak vardır. 'Zemherir', زَمْهَريرًا kutup bölgelerinin özelliğidir. ''Güneşin görünmediği ve zemherinin olmadığı yer'' ifadesi, yerkürenin ılıman iklim kuşağını belirtir. İfade müjde içerir. Hazreti Muhammed'in ümmeti bir zaman sonra, ılıman iklim kuşağında bulunan coğrafyada yaşam kazanacaktır. İnsan Suresi on dördüncü ayet: ''Ve daniyeten aleyhim zılaluha ve züllilet kutufüha tezlilen''. Ayetin bu ifadesi, Mekke sıcağında yaşayan Müslümanlara, ulaşacakları cennetin tasvirini yapıyor. Diyor ki, haber verilen yerin gölgesinin ya da kokusunun üzerinize geleceği zaman, yakındır. 'Daniye', دَانِيَةً 'meyve' ya da 'meyve ağacı' olarak Türkçeye tercüme ediliyor. 'zılaluha' da onun gölgesi oluyor. 'Kutuf' قُطوفُ sözcüğü de toplanmış meyve biliniyor. Böyle bilinirse, ılıman iklim kuşağının her çeşit ya da çok çeşit meyve yetiştiriciliğine uygun olduğu anlamı ortaya çıkar. Çam ağaçlarının park ve bahçelerdeki serinletici özelliği ılıman iklim kuşağında yaşayanlarda ayrı ferahlık verir. On beşinci ayet: BİRİNCİ KELİME: ''Ve yutafü aleyhim bi aniyetin min fızzatin. Bu ifade, bulunulan ya da istirahat edilen mekanda, insanların üstünde bir şeyin döneceğini bildiriyor. O şey zamanımızda, geniş pervanesi olan vantilatör olsa gerek. Tavana asıldığında çalışır. Pervane döndükçe aşağı doğru esinti verir ve sıcağın etkisini kırar. 'Fızza' sözcüğü onun marka değerini belirtir. İKİNCİ KELİME: ''Ve ekvabin kanet kavarire''.  Bu ifade yiyecek ve içecek kaplarının renkli ve desenli cam olacağını bildiriyor. On altıncı ayet: ''Kavarire min fızzatin kadderuha takdiren''. Bu ifade yiyecek ve içecek kaplarının görünüş güzelliğini ve yapılış değerini ima ediyor. Bu çeşit kaplar zamanımızın sosyete camiasında ilgi görüyor. İbrahim Faik Bayav (08.04.2026 09:22)
Benzer Videolar