Yasa Uygulanabilir Olmadıkça Halkta Tasa Bitmez
Yasa Uygulanabilir Olmadıkça Halkta Tasa Bitmez
Temmuz 2025'te İspanya Galiçya'da verilen bir mahkeme kararı, yalnızca domuz çiftliklerinin kötü kokusunu değil, kokmuş iktidar ilişkilerini de hedef aldı. Yargı açıkça şunu belirtti: "Çevre kirliliği, yaşam hakkının ihlalidir."Galiçya'da; domuz çiftliklerinden kaynaklanan nitrat kirliliği, yosun patlamaları ve antibiyotik dirençli bakteriler nedeniyle köylüler mahkemeye başvurdu. Yargı onları dinledi, doğayı savundu ve kirliliğin durdurulması yönünde bir karar verdi.
Aynı günlerde Türkiye'de çok konuşulan İklim Yasası yürürlüğe girdi. Ancak bizde ne doğa kazandı ne de halk dinlendi. Çünkü Türkiye'de yasa metni ile gerçek yaşam arasında kocaman bir boşluk var. Yasa metninde çevreci görünen bu düzenlemeler, sahada sanki "yatırım dostu" olarak tasarlanmış izlenimi veriyor.İklim Yasası mı Dediniz?
Yasayı açıp okuduğunuzda "yeşil mutabakat", "karbon denetimi", "emisyon izleme sistemi" gibi kulağa hoş gelen terimlerle karşılaşırsınız. Peki ya gerçek yaşam?- Aydın Çine'de maden tozu yüzünden zeytin ağaçları meyve veremez hale geldi, kanser vakaları arttı. Halk mücadele etti, mahkemeye gitti ama bir sonuç alamadı.
- Balıkesir İvrindi ve Burhaniye'de altın madeni projeleri için su kaynaklarının yönü değiştirildi. TEMA'nın tüm uyarılarına rağmen çalışmalar durdurulmadı.
- Maraş Afşin'de termik santral külleri tarım arazilerini zehirledi. Çiftçiye tazminat yok, çözüme dair tek bir söz yok.
- Samsun Çarşamba Ovası'nda biyokütle santrali istemeyen köylüler "vatan haini" ilan edildi.
- Ülkemizin birçok yerinde halkın su kaynakları üzerine enerji projeleri inşa edildi ve ne yazık ki halkın yaşamı "gelişim" uğruna feda edildi.
Galiçya'nın Dersi: Yasa Var Ama Mahkeme de Var!
İspanya'da "domuz çiftliklerinden kaynaklanan çevre sorunlarına karşı" yalnızca bir yasa değil, işleyen bir hukuk düzeni de vardı. Mahkeme bilimsel raporları esas aldı, halkı dinledi. Suyun rengi, kokunun yoğunluğu, mikrobiyolojik riskler araştırıldı, incelendi ve bu çevre sorununa "dur!" dendi. Türkiye'de ise bilirkişi raporları ya görmezden geliniyor ya da yandaş raporlarla çürütülmeye çalışılıyor.- İstanbul Kuzey Ormanları için bilirkişi "ekosistem tahrip olur" dedi, dinleyen olmadı.
- Kazdağları için "su rejimi değişir" dendi, altın aramaları durmadı.
- Akbelen'de halk, toprağını savunduğu için jandarmanın copuyla tanıştı.
- Akbelen'de bir kadın, "bu orman benim evim" dediği için gözaltına alındı.
- Karadeniz'de HES'e karşı suya giren köylüler hakkında dava açıldı.
- Didim'de deniz kıyıları özelleştirilirken halk yalnızca seyirci olarak bakakaldı.
- İklim davası açan köylü kazanabiliyor mu?
- Mahkemeler doğa lehine karar alabiliyor mu?
- Bilimsel raporlar dikkate alınıyor mu?
Selma Erdal: Didim, 15 Temmuz 2025