Seccadenin Feryatlarında Ebedi Uyku
Uyku; fani insan için adeta küçük bir ölüm halidir. Ta ki yeni bir günün, yeni bir doğuşun ve yeni bir umudun habercisi olan sabah uyanışına kadar... Ancak her uyanış bu dünyaya dair olmayabilir; bazen insan son uykusuna daldığının farkında bile varamaz.
Gece Gelen İnilti ve Seccade ile Hasbihal
Günün ışımadığı, sabahın henüz çok yakın olduğu bir saatte yorgunluktan derin bir uykuya dalan adam, kulağını tırmalayan bir iniltiyle uyanır. Dudakları susuzluktan çatlamıştır; kalkıp mutfaktan suyunu içer ve yatağına döner. Ancak inleme sesi kesilmez. Sesin geldiği yöne doğrulduğunda, evdeki tek seccadenin gözyaşları içinde inlediğini fark eder:
-
Adam: "İnleyen sen miydin? Niçin ağlıyorsun?"
-
Seccade: "Seni uykundan uyandıran susuzluğunu su içerek giderdin. Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok! Benim susuzluğum ancak tövbekar kulların gözyaşlarıyla diner. İnsanlar kabirlerinin aydınlanmasını isterler de şu vakitte kalkıp iki rekat teheccüd kılmazlar!"
"Beni Rahat Bırak, Yarın Kılarım!"
Adam, yatağın sıcaklığına sığınarak ertelemeye çalışır. Seccade ise sabah ezanının okunduğunu hatırlatarak adama son hayati ikazlarda bulunur:
-
Seccade: "Ey Allah’ın kulu! Bak işte sabah namazının vakti geldi. Ezanlar 'Namaz uykudan hayırlıdır' diye sesleniyor. O nurlu Peygamberin (s.a.v.) müjdesini bilmez misin? 'Her kim güneş doğmadan ve batmadan evvel namazlarını eda ederse ateşe girmeyecek...' Gel sözümü dinle!"
-
Adam: "Haklısın, sabah namazı gerçekten önemli... Yarın inşallah mutlaka kalkacağım, ama bugün çok yorgunum!"
Seccadenin "Kişi salih amellerin ecir ve değerini idrak edemezse bu ameller ona ağır gelir. Sorun uyumaksa, kabirde uykudan çok ne var!" son feryadı karşısında adam derin bir sessizliğe bürünür.
Tövbeyi Yarına Erteleyenin Hazin Sonu
Adam seccadenin son sözlerini duyamaz; çünkü tövbeyi ve namazı yarına ertelediği o an, ömrünün en uzun uykusuna—yani ebedi uykuya—dalmıştır bile. Seccade, adamın ruhunu teslim ettiğini anlayınca kısık ve hüzünlü bir sesle fısıldar:
"Ey tövbesini yarına erteleyen! Bilir misin yarına çıkabileceğini? Ölüm hep pusuda, biz dünya için günah işlerken... Süresi de kısıtlı. Gün gelip çatar farkında olmadan. Ve kim bilir, belki bugün senin de son günündür!"
Kıssadan Hisse
Bu ibretli hikaye, insanoğlunun en büyük tuzaklarından biri olan "ertelenmiş kulluk" tehlikesini gözler önüne sermektedir. Ölümün ne zaman geleceği meçhul iken, namazı ve tövbeyi "yarınlara" bırakmak büyük bir aldanıştır.