Meşhur Namaz Bahaneleri: Namaz Kılmamak İçin Öne Sürülen 3 Bahane

Maddî ve mânevî, dünyevî ve uhrevî pek çok faydası bulunan namaz gibi ulvî bir ibadete, bazı Müslümanların çeşitli bahaneler ileri sürerek yaklaşmadıkları, ihmal ve lâkaydîlik gösterdikleri görülmektedir. Namaz kılmamak için öne sürülen başlıca bahaneler şunlardır:
  1. “Namaza ihtiyarlayınca başlarım.” düşüncesi,
  2. “Dünyevî meşguliyetlerim çok, namaza vakit bulamıyorum.” bahanesi,
  3. “Her gün beş vakit namaz kılmak insanı usandırır.” anlayışı.
Aslında bu düşünceler sağlam bir temele dayanmayan, çoğu zaman nefsin tembelliğinden ve şeytanın telkin ve vesveselerinden kaynaklanan bahanelerdir. Şimdi bu bahaneleri tek tek ele alalım.

1. “Namaza İhtiyarlayınca Başlarım” Demek

Namazın ihtiyarlıkta yapılacak bir meşguliyet olarak görülmesi, insanları namazdan uzaklaştıran yaygın düşüncelerden biridir. Fakat bu anlayış son derece yanlıştır. Her şeyden önce namaz, insanın erginlik çağına girmesinden itibaren ölünceye kadar devam eden bir farzdır. Bu farziyetin gençlik, orta yaşlılık veya ihtiyarlıkla bir ilgisi yoktur. Kılınmayan her vakit namazı, kulun üzerinde bir borç olarak kalır. Bu sebeple namazı vaktinde kılmaya büyük önem vermek gerekir. Gençliğinde namaz kılmayıp ihtiyarlığında namaz kılmaya başlayan kimsenin, geçmişten kalan önemli bir ibadet borcu bulunabilir. İhtiyarlık döneminde bütün bu borçları yerine getirmeye ne derece muvaffak olacağı ise belli değildir. Üstelik insanın ihtiyarlık yaşına kadar yaşayacağının hiçbir garantisi yoktur. İnsan yarına bile çıkacağından emin değildir. Her an ölüm gelebilir ve hayat sona erebilir. Bu bakımdan “İhtiyarlayınca namaz kılarım.” düşüncesi, gerçekleşeceği garanti olmayan bir geleceğe ibadet borcunu ertelemekten başka bir şey değildir.

Gençlikte Kılınan Namazın Değeri

Gençlik yıllarında insanın dünyaya, nefsinin isteklerine ve çeşitli arzulara daha fazla meyli bulunabilir. Böyle bir dönemde nefisle mücadele ederek ibadet etmek büyük bir kulluk şuurunun göstergesidir. İhtiyarlık döneminde ise insan dünyadan elini eteğini daha fazla çekmeye, ölümü daha yakından düşünmeye başlayabilir. Bu nedenle gençlikte, nefsin arzularına rağmen Allahü Teâlâ’ya yönelmek ve namaza devam etmek büyük bir önem taşır. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) gençlerin de ölümü düşünerek âhiretleri için çalışmalarına dikkat çekmişlerdir. Hadîs-i şerîfte şöyle buyurulduğu bildirilmiştir:
“En hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak gençlik heveslerine esir olmayıp gaflette boğulmayandır.”
Görüldüğü gibi gençlik, yalnızca dünyaya çalışıp eğlenme dönemi değildir. Gençlerin de ölümü düşünmeleri, âhiretleri için hazırlık yapmaları, namaz ve diğer ibadetlerini yerine getirmeleri gerekir.

2. “Dünyevî Meşguliyetlerim Çok, Namaza Vakit Bulamıyorum”

Namaz kılmamak için öne sürülen ikinci bahane, dünyevî işlerin ve meşguliyetlerin çokluğudur. Hâlbuki Cenâb-ı Hak bize her gün yirmi dört saatlik bir hayat vermektedir. Beş vakit namaz, abdest de dâhil olmak üzere insanın gün içerisindeki zamanından sınırlı bir süreyi alır. Yirmi dört saatin büyük bölümünü dünya işleri için ayırırken, yine hem dünya hem de âhiret saadetimize vesile olacak namaza zaman ayırmamak hangi mantıkla açıklanabilir? İnsan çalışmaya, alışverişe, eğlenmeye, dinlenmeye ve daha pek çok dünyevî meşguliyete vakit bulurken namaz için “Vaktim yok.” demesi üzerinde düşünmesi gereken bir durumdur. En basit ve geçici ihtiyaçlarımıza bile zaman ayırırken, kulluğumuzun en önemli göstergelerinden biri olan namazı ihmal etmek doğru değildir. Çünkü çoğu zaman mesele gerçekten zamanın olmaması değil, namaza hayatımızda gereken önceliği vermememizdir.

3. “Beş Vakit Namaz Kılmak İnsanı Usandırır”

Bir başka bahane ise namazın her gün beş vakit tekrarlanması sebebiyle insanı usandıracağı düşüncesidir. Bu da nefsin tembelliğinden kaynaklanan bir anlayıştır. Her gün yemek yiyen ve su içen insan, bunların tekrarından usanmamakta; aksine bedeninin ihtiyacını karşıladığı için bundan lezzet almaktadır. Namaz da ruhun gıdası ve kalbin mânevî hayatının önemli bir vesilesidir. Ruhu diri, kalbi canlı olan bir insan için namazın tekrarından usanç duymak, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Namaza yeni başlayan veya namaz düzenini henüz oluşturamamış kimseler zaman zaman çeşitli zorluklarla karşılaşabilirler. Ancak namaza devam ettikçe ibadetin mânevî huzur ve bereketini daha iyi anlamaya başlayabilirler.

Kırk Günlük Namaz Hikâyesi

Bu konuda meşhur bir söz vardır. Adamın biri oğluna:
“Evlâdım, kırk gün namaz kıl; bak, bir daha bırakabilecek misin?”
demiş. Oğlu da babasına:
“Baba, sen de kırk gün kılma; bak, bir daha başlayabilecek misin?”
diye cevap vermiş. Bu söz, namazı alışkanlık hâline getirmenin önemini düşündürmektedir. İbadette devamlılık büyük önem taşır. İnsan nefsinin tembelliğiyle mücadele ederek namazını korumaya çalışmalıdır.

Namazı Ertelemek İçin Bahane Aramayalım

Ömür, bir su gibi elimizden akıp gitmektedir. Hayat nimeti, bir rüzgâr gibi geçip gitmektedir. Bugün elimizde bulunan fırsatların yarın elimizde olup olmayacağını bilmiyoruz. Bu sebeple namazı sürekli ertelemek, “Daha sonra başlarım.” diyerek ibadeti geleceğe bırakmak doğru değildir. Kur’ân-ı kerîmde namazın önemine birçok yerde dikkat çekilmiştir. Müslüman, namazını vaktinde kılmaya gayret etmeli; çeşitli sebeplerle kaçırdığı namazlar konusunda ise dinimizin bildirdiği hükümler doğrultusunda hareket etmelidir. Asıl olan, namazı hayatımızın merkezine yerleştirmek ve onu ihmal etmemektir.

Sonuç: Bahaneleri Değil, Namazı Seçelim

Namaz için; “Gencim.” “İşim çok.” “Vakit bulamıyorum.” “Beş vakit namaz çok fazla.” gibi bahaneler üretmek yerine, namazın hayatımızdaki yerini yeniden düşünmeliyiz. Çünkü dünya işleri bitmez. Meşguliyetler hiç eksilmez. Fakat ömür tükenir. Bugün namaz için ayırmadığımız zamanın yarın telafisi mümkün olmayabilir. Öyleyse nefsimizin tembelliğine ve şeytanın vesveselerine karşı mücadele edelim. Namazımızı vaktinde kılmaya gayret gösterelim ve bu büyük kulluk vazifesini hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline getirelim. Cenâb-ı Hak hepimize namazı hakkıyla edâ etmekte sebat, devam ve irade kuvveti versin. Âmin.
Benzer Videolar