ADNAN DENİZ
EĞİTİMCİ/YAZAR
Eğitimde "Yüreklere Dokunmak"
Hiçbir şey istemeden olmuyor. İnsan bir şeyi gerçekten isterse bütün enerjisini o amaca yönlendirebilir. Ancak burada esas olan, istendik davranışın bireye ne kazandıracağını anlatarak kişileri istekli hâle getirmektir.
İşte burada görev eğitmene düşer. Eğitici; anne olabilir, baba olabilir ya da öğretmen olabilir. Eğitimde esas olan, zorlaştırmak değil, kolaylaştırmaktır.
Öğrenme sürecini oyunlaştırmak; oynayarak, araştırarak veya yaparak öğrenmeyi sağlamak, öğrenmenin kalıcılığını artırır. Ayrıca ödüllendirmek, yapılan doğru davranışları onaylamak ve takdir etmek, kişinin başarısını görünür kılar. Bu da bireylerde hem isteklilik oluşturur hem de onları daha fazla başarıya yönlendirir.
Öğrencilerin gelişim dönemlerinin göz önünde bulundurulması ve onlara yönelik davranışların bulundukları gelişim sürecine göre değerlendirilmesi, olumlu davranışların ve akademik başarıların artmasında oldukça etkilidir.
Küçük insanlar da büyükler gibi kendilerine saygı gösterilmesini, değer verilmesini isterler. Siz onlara ne kadar değer verir, ne kadar önem verirseniz; onlar da sizin olumlu davranışlarınıza öykünür, vermek istediğiniz değerleri ve davranışları daha kolay benimserler. Böylece eğitim süreci daha etkili ve daha kalıcı hâle gelir.
Eğitim, insanların yüreklerine dokunma sanatıdır. Ancak fedakârlıkla, anlamayla, anlayışla ve sürekli çabayla öğrencilerimizi gerekli olan olumlu ve istendik davranışlara ulaştırabiliriz. Demem o ki; olumlu örnek olmak, doğru davranışları uygulamak ve öğrencileri bunlara özendirmek, eğitimde başarının temel şartlarından biridir. Çünkü en etkili eğitim, söylenenden çok yaşatılan ve örnek olunan eğitimdir.