İSMAİL KÜÇÜKÖZEN
KozanBilgi.Net Haber Müdürü
Türkiye Gazi Ve Şehit Aileleri Vakfı Adana İl Başkan Yardımcısı
18 YIL OLDU DAHA DÜN GİBİ; BABAM HACI ÇETE MUSA KÜÇÜKÖZEN’İN ARDINDAN…
Bana göre daha dün gibi. Ama Zaman, her şeyi hızla tüketen, akıp giderken arkasında derin izler bırakan adeta acımasız bir nehir gibi, Dile kolay, tam 18 yıl geçmiş. Takvimler 14 Haziran cumartesi 2008’i, saatler tam 14.30’u gösterdiğinde, bizleri büyütürken iki odalı evimize helal lokma getirip bizlere adeta ikram edercesine siz okuyun ama helal lokma ile karnınızı doyurun öyle okuyun, okuyun ki vatana millete hizmet bağında yetişirken helal lokmanın ne demek olduğunu da iyice öğrenin diyen Evimin Koca Çınarı ulu çınarı bu dünyadan sessizce göçüp gitmişti.
Kozan’ın o güzel, o mert insanlarından biri; babamız, dayanağımız, canımız Hacı Çete Musa Küçüközen, ömrünün son demlerini geçirdiği Kozan Devlet Hastanesi’nde, altı ay boyunca sevgili Abim Dr. Mustafa Ağca’nın ve başta Hülya Ünal hemşire olmak üzere tüm sağlık ekibinin o şefkatli ellerinde, her nefesinde sabrı kuşanarak adeta gözlerini yummaya hazırlanıyordu.
O gün cumartesi, bizim için sadece bir takvim yaprağı düşmedi yere; içimizden bir parça koptu, evimizin direği, gölgesinde huzur bulduğumuz o koca çınar devrildi. O gündür bugündür, her 14 Haziran yaklaşırken yüreğimizi aynı sızı kaplar. Ve ben, o gün bugündür her sene, kelimeleri kendime yoldaş eder, ona olan özlemimi, minnetimi bu köşeden haykırırım. Hatta Rahmetli Babam için de bir şiir yazmıştım o şiirimi her sene yayına koyuyorum bu senede koyacağım inşallah. Çünkü bilirim ki; gidenler ancak unutulduklarında gerçekten ölürler. Hacı Çete Musa Küçüközen ise asla unutulmayacak kadar derin izler bıraktı arkasında.
"Bir babanın gölgesi, Helede koca bir gövdeli çınar ise yaz sıcağında serin bir sığınak, kış ayazında içimizi ısıtan bir ocaktır. O ocak tütmeye devam ettikçe, baba asla gitmiş sayılmadı sayılmaz, sayılmayacak."
Biz üç kardeşiz… İki kız, bir oğlan; onun attığı sağlam temeller üzerine hayatını inşa eden, onun helal lokmasıyla büyüyen üç evlat. Bizlere sadece bir soyadı değil, başımızı her yerde dik tutmamızı sağlayacak tertemiz bir geçmiş, şerefli bir isim ve EVİMİN GENELKURMAY BAŞKANI ANACIĞIMI bıraktı. Bugün geriye dönüp baktığımızda, onun bize öğrettiği dürüstlüğü, insan sevgisini, yaşlıya sevgi saygı duyulmasını ve asaleti hayatımızın tam merkezine koyduğumuzu gururla görüyoruz.
Ve hayat, onun bıraktığı yerden filizlenmeye devam etti. Bugün Hacı Çete Musa Küçüközen nın arkasında bıraktığı koca bir dünya var: üç kardeşten Tam 9 torun Biri erkek, sekizi kız olmak üzere 9 can, 9 fidan. O tek erkek torun ise sıradan bir isim taşımıyor; dedesinin adını, o şerefli namı geleceğe taşımak üzere Musa adını göğsünde bir madalya gibi gururla taşıyor. İnanıyorum ki, adını aldığı dedesi gibi mert, onun gibi sözünün eri, onun gibi memleketine ve ailesine hayırlı bir insan olmaya devam ediyor.
Diğer tüm torunları da dedelerinin hikâyeleriyle büyüdüler ve hepside evlendiler çor çocuk sahibi oldular, Dedelerinin hatırasıyla yoğruluyorlar ve dedelerinin emaneti olan Evimin GENEL KURMAY BAŞKANI ANAIĞIMI saolsunlar her hafta ziyaret ederler ve bu geleneği işlerini bir kenara bırakıp bozmadan gelirler Nenelerinin ellerini öperler.Diyeceğim Rahmetli Dedelerinin emaneti olan Nenelerini ziyaret ederek sahip çıkmış oluyorlar saolsunlar.
Bir insan bu dünyadan göçüp gittiğinde geriye ne bırakır? Mal, mülk, dünya malı hepsi geride kalır. Asıl miras; arkasından "Allah razı olsun, iyi adamdı" dedirten bir yaşam, saygıyla eğilen başlar ve onun adını her anışta gözleri dolan evlatlar bırakmaktır. İşte bizim babamız, zenginliğini parayla değil, biriktirdiği insanlarla, yetiştirdiği hayırlı evlatlarla kanıtlamış gerçek bir beyefendiydi.
Kozan Devlet Hastanesi’nin o odasında, altı ay boyunca süren o zorlu mücadelede, sevgili abim Dr. Mustafa Ağca’nın gösterdiği o insanüstü gayret ve merhamet, babamızın son anlarında hissettiği o güven duygusu hala hafızalarımızda taptaze. Mesleğini sadece bir iş olarak değil, bir vicdan meselesi olarak yapan sevgili abim Dr. Mustafa Ağca’ya da bu vesileyle, ailemiz adına bir kez daha teşekkür etmeyi bir borç bilirim ve ellerinden tekrardan öpüyorum. Onlar babamıza sadece hekimlik yapmadılar, onun o zorlu yolculuğunda birer dost, birer sırdaş oldular. Dr. Mustafa AĞCA abim hastaneye gece bir yarı gelir hastaları ziyaret eder ve sonrasında babamın hemencecik yanı başına oturur dertleşirlerdi çok dertleşirken gördüm.
18 yıl oldu BABA; 18 yıldır saatler 14.30’u gösterdiğinde içimizde bir şeyler kopuyor. Ama bilesin ki, açtığın yolda, bıraktığın sevgi bağlarıyla birbirimize daha da sıkı sarılıyoruz. Üç evladın ve adını yaşatan Musa’nın da dâhil olduğu 9 torunun, senin o asil ruhunu ve emanetin EVİMİN GENELKURMAY BAŞKANI ANACIĞIMI asla yere düşürmüyorlar, adeta her gün ziyaretindeler hepsine BİN KERE MAŞALLAH.
Seni çok özledim. Kokunu, sesini, bizlere bakarken içi gülen o gözlerini çok özledim. RUHUN şad, mekânın CENNET, komşun PEYGAMBER Efendimiz (S.A.V) olsun. Biz senden razıydık, dileriz mekânın da senden razı olur.
Nurlar içinde uyu, Hacı Çete Musa Küçüközen Babam. Evlatların ve torunların seni asla unutmadı, unutmayacak…
Rahmetlinin ölümünün ardından yazdığım ve her sene yayınladığım bu şiirimi tekrardan gene yayınlıyorum BABAMIN ÖLÜMÜ 14 HAZİRAN 2008
Ağarttı kaşımı babam bu acı kaybın
Allah rahmet eylesin yat babacığım
Teselli etti hep ahbabın dostun
Dostun tesellisi hoş babacığım
14 Haziran dı öğle üzeri
Son yolculuk için uzattın başın
Duyan eşin dostun akıttı yaşın
Yürekten kaynıyor yaş babacığım
Seksen altı sene bir ömür sürdün
Çok çileler çektin, çoook yokluk gördün
Sonunda Allaha imtihan verdin
İmtihan kazanmak hoş babacığım
Biliyordum babam dertlerin çoktu
Dr.Ağca’ya başvurduk ama dermanı yoktu
Geldi eceliniz babam vakit tastamam
Çare yok derdine boş babacığım
Duyan yakınların Kozan’a koştu
Allah malum dur ki ölümün hoştu
Her zaman derdin ya bu dünya boştu
Ben de bildim dünya boş babacığım
Anam ile ablam başucuna oturdu
Efendime salat selam getirdi
Büyük ablam tam yasini bitirdi
Yasinle huzura koş babacığım
Başucuna yalçınımla birlikte geldim
Durdum namazına elim bağladım
Acı kaybın la içim dağladım
Atanın acısı zor babacığım
Son anda hemşiren hülya da geldi
Oda ağlayıp sızlayıp yürekler deldi
Hacım bu ayrılık bize çoook acı geldi
Gerçekten bu ölüm zor babacığım
Ablam la Zeycan başucunda duruyor
Ne yapalım diye bana soruyor
Torunların hep saçların yoluyor
Onların halini gör babacığım
Yeğenlerin saffet, Mustafa, sıdıka gelmedi
Yol arkadaşım dediğin Aysel de sonradan geldi
Ağlayıp’ta gözyaşların silmedi
O da Nasip meselesi bil babacığım
Ağrıların gitti bitti şikâyet
Her canlı ölümü tadar nihayet
Allah size nasip etti hidayet
Hidayetle huzuru bul babacığım
Bizlere sabırlar versin yaradan
İnsana fayda yok puldan paradan
Teker, teker göçeceğiz buradan
Ölüme imanım tam babacığım
Kelimeyi tevhit son sözün oldu
O anda gözlerin süzüldü durdu
Kıymetli ruhunuz makamın oldu
Makamınız cennet bil babacığım
Son durağın oldu yine zeytinlik
Hem sağlığın hem ölümün bir anlık
Ali amcam, Necdet dayım, koca halam gözlemişler yolunu
Onları da yanında tut babacığım…
Babamın Ölümünün on seki ininci yıldönümü
14 Haziran 2026 Oğlun: İsmail Hakkı KÜÇÜKÖZEN