Acının Üstüne Yemek Telaşı: Taziye Evi mi, Ziyafet Sofrası mı?

TÜRKEŞ  MANGA KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni

Acının Üstüne Yemek Telaşı: Taziye Evi mi, Ziyafet Sofrası mı?

Eskiden mahallemizde, köyümüzde bir ocak söndüğünde, bir eve ateş düştüğünde komşuluk hukuku devreye girerdi. Cenaze sahibinin mutfağına girilir, tencereler kaynatılır, acı paylaşılarak hafifletilirdi. Kimse o evden yemek beklemez, aksine o evin karnı doyurulurdu.

Peki, bize ne oldu da bu güzelim dayanışma kültürünü bir "gösteriş" ve "mecburiyet" sarmalına kurban ettik?

Bugün gelinen noktada cenaze evleri, yas tutulan bir yer olmaktan çıkıp neredeyse birer yemek şirketinin şubesi haline geldi. Yakınını kaybeden vatandaş, daha acısını bağrına basmadan, "Gelenlere ne yedireceğiz?" derdine düşüyor. Ekonomik şartların hepimizi zorladığı bu devirde; cebinde parası olmayan, borç harç içinde kıvranan insanlar, sırf "el alem ne der" korkusuyla mevlitlerde ziyafet sofraları kurmaya çalışıyor.

Bu Ne Dine Sığar, Ne Vicdana!

İslam dininin özünde taziye; acıyı paylaşmak, cenaze sahibine destek olmaktır. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), Cafer b. Ebi Talib şehit olduğunda, "Cafer’in ailesi için yemek yapın, çünkü başlarına kendilerini meşgul edecek bir iş geldi" buyurarak bize yolu göstermiştir. Yani cenaze evinden yemek yemek değil, cenaze evine yemek götürmek sünnettir.

Hal böyleyken, taziye evini bir restorana çevirmek, zaten beli bükülmüş insanları bir de yemek masrafıyla borçlandırmak hangi vicdana sığar? Acı üzerinden yapılan bu "ziyafet" yarışı, toplumsal bir samimiyetsizliğin ve manevi bir aşınmanın göstergesidir.

Yetkililere Ve Din Görevlilerine Açık Çağrı

Buradan mülki amirlere, belediye başkanlarına ve özellikle müftülüklerimize sesleniyorum:

  1. Farkındalık Yaratın: Camilerde, mahalle toplantılarında bu uygulamanın dini ve insani bir mecburiyet olmadığı, aksine yanlış bir adet olduğu halka anlatılmalıdır.

  2. Öncülük Edin: Taziye evlerindeki bu "yemek verme zorunluluğunu" kaldıracak toplumsal kararların alınmasına öncülük edin. Bazı bölgelerimizde bu konuda atılan adımlar var; taziye yemeklerinin kaldırıldığı köyler, ilçeler görüyoruz. Bu uygulamayı tüm Türkiye’ye, tüm mahallelerimize yaymalıyız.

  3. Kültürü Hatırlatın: "Cenaze evi yemek vermez, cenaze evine yemek götürülür" düsturunu yeniden toplumun hafızasına kazıyalım.

Cenaze sahiplerini bu ağır yükün altından kurtaralım. Bırakalım insanlar ölüsünün ardından fatihasını okusun, yasını tutsun. Kimseyi acı gününde bir de "borç senediyle" baş başa bırakmayalım.

Gelin, bu yanlışa hep birlikte "dur" diyelim. Çünkü taziye; doymak için değil, acıyı paylaşmak için gidilen bir yerdir.

Benzer Videolar