TÜRKEŞ MANGA
KozanBilgi.Net İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Sarayda Işıklar Yanarken Emekli Mumla Yaşıyor
2026 yılına girerken Türkiye’de milyonlarca emekli, umutla beklediği maaş zammı karşısında derin bir hayal kırıklığı yaşadı. Açıklanan rakamlar, ne pazardaki fiyatlara ne de sofradaki eksiklere çare oldu. Emekli maaşları daha cebe girmeden,
elektriğe, doğalgaza, ulaşıma, ekmeğe, süte, ete zam yağdı. Gıda enflasyonu artık bir istatistik değil,
sofralara çöken bir canavar.
Market raflarında fiyatlar uçarken, emekliler gramla alışveriş yapıyor. Bir kilo et, bir ayın hayali oldu. Bir litre süt, toruna alınacak oyuncakla yarışıyor. Bu tablo, sadece ekonomik değil,
ahlaki bir çöküştür.
AKP’nin Emekli Politikası: Sessiz Soygunun Adı
AKP’nin emeklilere yönelik politikası, artık “sosyal devlet” kavramıyla alay eder hale geldi. Enflasyon oranına endeksli zamlar, refah payı yok sayılarak veriliyor. Emekli, yıllarca çalışıp ülkesine hizmet etmişken, bugün
devletin gözünde yük gibi muamele görüyor.
Ama aynı devlet,
beşli çeteye milyarlarca liralık vergi muafiyeti sağlıyor. Kamu ihaleleri, yandaş şirketlere peşkeş çekiliyor. Saray harcamaları, halkın sırtına bindiriliyor.
Bir günlük saray masrafı, binlerce emeklinin aylık maaşına denk geliyor.
Lüks İçinde İsraf, Yoksulluk İçinde İsyan
Sarayda ısıtılan havuzlar, altın varaklı perdeler, özel uçaklar, yüzlerce araçlık konvoylar… Bunlar halkın vergisiyle finanse ediliyor. Ama aynı halk,
emekli maaşıyla ay sonunu getiremiyor. Bu nasıl adalet? Bu nasıl vicdan?
Devletin lüksü, halkın yoksulluğuyla yarışıyor.
İsraf, artık bir yönetim biçimi haline geldi. Emekli, kuru ekmeğe muhtaçken, saray sofralarında kuş sütü eksik olmuyor.
Vicdanın Kalemiyle Sert Bir Uyarı
Bu yazı, Türkiye’nin vicdanı adına yazıldı. Emekliler sustukça sofralar küçülüyor, sustukça adaletsizlik büyüyor. AKP’nin bu politikaları, sadece ekonomik değil,
toplumsal bir çöküşün habercisidir.
Artık yeter. Bu ülkenin çınarları, bu ülkenin hafızası olan emekliler,
sarayın gölgesinde unutulamaz. Devlet, halk için vardır. Ve halk, artık susmayacaktır.